Çatalkaya Bulutlar ile Kapandı mı?

30 Temmuz 2009 22:31 / 1993 kez okundu!

 


Körfezin İzmir’e doğru kasis yaptığı bir nokta civarındadır Çatalkaya ve körfeze hakim bir görüntünün iktidar sahibidir. İzmirli için bir bakıma da meteoroloji kulesidir. Bir işarettir, bir simgedir bilinmeyenden gelen ve biz İzmirli fanileri aydınlatan…

Çocukluğum Çatalkaya’yı gözlemekle geçerdi hep. Çünkü tepesinde engin aydınlıkla dolu pırıl pırıl gökyüzü benim için, dışarıya çıkmak ve sabahtan akşama kadar eve girmeksizin İzmir turu yapmakla eş anlamlıydı.

- Anne dışarıya çıkacak mıyız?
- Olmaz oğlum Çatalkaya sisli ve üstüne bulut yığılıyor, yağmur var demek. 

Benim için doğanın kilidi ve anahtarı ancak Çatalkaya olmuştu çocukluk dönemim boyunca. Günümü nasıl planlamamı öğreten Çatalkaya ise çocukluğumun batısındaydı ve ben bir İzmirli olarak, her İzmirli gibi gözlerimi batıya dikmeyi Çatalkaya sayesinde öğrendim. Batının üstünde bulutlar dolaştığında ise günün hareketsiz geçtiğini de Çatalkaya sayesinde öğrendim. Şimdi çocukluğumun doğusundan daha da doğuda, İzmir dışında yaşıyorum ve Çatalkaya’yı arıyor gözlerim. Güneşin devrilirken batıdan, hediye ettiği, o bir bütünlükten fışkıran iki silueti arıyorum. Gözlerim yine batıda fakat batıyı ben göremiyorum.

İzmirli için muzip ve antropomorfik (insan biçimli) bir anlamı vardı bu tepelerin. İzmirli kişiselleştirmiş ve erotikleştirmişti bu tepeleri kendi dünyasında. Ergenliğimin kahvehanelerinde, Brigitte Bardott tepeleri denirdi hep, yüzlerde iç çekişli bir gülümseme ile, zaten Çatalkaya’nın tarihte de kaderi kadın zerafeti ve estetiği ile tanımlanırmış hep. Mesela antik dönemdeki ismi ise Afrodit tepeleriymiş. Çatalkaya çocukluğumun batısındaydı ve ben çocukluğumun doğusundan daha doğusunda, çocukluğumun batısını özlüyor ve gözlüyorum. Burada yağmurlar var ama bir dağın tepesinden seslenmiyor bize. Bilinmeyen artık haber vermiyor kendinden ve bilinmeyen bastırıyor üstümüze, kuşatıyor bizi kararan gökyüzü gibi. İnsanlar ise duruma alışık, bilinmeyene teslim ve sorgusuz yetişkinliğimin doğusunda.

Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesini göğüsleyen tepelerden uzak, kendi soğukluğundaki bozkırlardayım şimdi. Yetişkinliğimin doğusunda, rutin sükunet ve toplumdan soyutlanmış muhafazakarlığımda, çocukluğumun batısındaki gündelik değişim ve coşkuyu arıyor gözlerim.

Hoş ben o zaman da muhafazakardım ama değişim vardı etrafımda öbek öbek ve ben hüküm verebiliyordum. Şimdi ise değişimsizliğin ortasında hükümsüz kaldım yetişkinliğimin doğusunda.

Anladım ki, değişim ve coşku çeşitliliğin hediyesidir, bir yansıma ve bir paylaşım gibi biz insanoğluna. Çatalkaya sabah rüzgarında kekik, akşam serinliğinde deniz kokardı bulutlardan çardağında. Büyük ağaçlardan çam kuşatması korurdu dutları, çınarları ve aralarında yüzlerce çeşit irili ufaklı bitki. Maki orada kucaklardı gözlerimizi dağı kaplayan yeşilliği ile. Fakat yetişkinliğimin doğusunda arsız otların tekdüzeliği yazın sararmış tepeleri ile nefes alabildiğim tek yer batıyı gözleyen gözlerim. Ben batıyı göremiyorum.

Velhasıl İzmirliler, batı mı acaba kendisini göstermiyor, yoksa Çatalkaya’yı bulutlar mı kapladı yine.

Mehmet Fatih Doğrucan 
Temmuz 2009, Uşak

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
31 Temmuz 2009 10:12

yayinci

"Hiçbir vakit tam karanlık değil gece
Kendimde denemiştim ben
Kulak ver dinle.
Her acının sonunda açık bir pencere vardır. " ...der  Paul Eluard . Çok severim ve yürekten katılırım bu sözlere... Ümitsizliğe kapılma Sevgili Fatih, ya Çatalkaya'dan bulutlar gidecek, ya da batı bir şekilde kendisini bize gösterecek...
izmirizmir.net'e hoş geldin... Tadına doyulmaz sohbetlerinin yazıya dökülmüş hallerini merakla bekliyorum.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.