Sevimli Uygar Canavar

06 Mart 2018 12:07 / 812 kez okundu!

 

 

“Dünya çevremizdeki iyi insanların, arkadaşlarımızın yüzü-suyu hürmetine dönüyor olmalı. Ne var ki onların iyiliği Dünya ve İnsanî varoluş hakkındaki, Varlık hakkındaki bilgisizliğe dayanıyor. Aslında bunlar Din'in gerçek anlamda mirasyedileri. Ve bu Din mirasyedileri iki tür: 1) Bilimsel akılcılık (öğretisel kesinlik), 2) Radikal siyaset (yeryüzünü değiştirme). Evet dini feshetmeye kalkıştın fakat onun önünde diz çöktün. Sloganların etkisi altında farkında değildin, şimdi de farkındalık bakımından değişen bir durum yok. Mesela her gün çemkirdiğin din olmaksızın özerklik olmaz. Ve hayallerinin ardında yeryüzünü değiştirmek için koyulduğun yolda adeta bir Übermensch oluyorsun.”

Devamla: 

1. Yukarıda Dünya, İnsanî varoluş ve Varlık hakkındaki bilgisizlikten bahsettim. Doğru. Yazıya tepkiler geldikçe, bu tespit kendini teyit edecektir. Özerklik ile özgürlük eğer söz konusu dini terminoloji ise birbirinden oldukça farklı kavramlardır. Bu mesele aslında Batı’da oldukça uzun bir süredir tartışılmakta. Tabi bir başka sorun da bu iki kavramı birbirine karıştırmak değil, önyargıların duyu organlarını ele geçirmesiyle göz önünde olanın görülememesidir. Bu tabi çok başka bir mesele, psikolojik bir boyutla ilgili; anlamak için değil de, kafada mevcut olanın korunmasına yönelik yanlış okumalar. 

2. Örneğin bir Marksist olan Terry Eagleton “Tanrı’nın Ölümü ve Kültür” kitabının 27. sayfasında “özerklik”in çok eskilere dayanan teolojik bir şeceresi olduğunu açıkça söyler. Bakın önemli bir düşünüre atıf yapıyorum, hayalgücümün etkisinde sayıklamıyorum. Orada Eagleton der ki, Özerk bir Akıl ile kendine yeten bir İlah arasındaki paralellik, çok daha önceleri farkedildi, hatta Stoacılara dek geri gider bu farkındalık. Çünkü özerklik kavramının atası “Kadirî Mutlak”tır ve buradan devşirilmiştir. Yoksa yukarıdaki söz “din olmadan özerklik olmaz”ı dile getirmez. Özerklik kavramının teolojik bir kavram olduğunu söyler. Anladık mı? Tabi ki hayır. Çünkü bu tartışmalardan haberiniz yok, dün olduğu gibi. Kızmaca yok. Burada sizlerin düşünce ve ifade özgürlüğüne olan saygınıza sığınıyorum. Ayrıca dost, dosta yönelik cesur olmalıdır, düşmana değil ve gerçek cesaret de bunu gerektirir, Sokrates böyle der. Söz konusu kitabın 26. Sayfasında Eagleton, Habermas’tan şunu nakleder: Özgürlük, eşitlik ve evrensel haklar gibi değerler; Yahudi adalet etiğinden ve Hristiyan aşk etiğinden gelmektedir. 

3. Benim yukarıdaki ilk yanıtta Farabi’nin hayalgücünü felsefeye değil din ile ilişkilendirmesi senin dikkatini çekip sana “bi dakika” dedirtmemiş anlaşılan. Evet ütopyalar da ve buna bağlı “kurtuluş” tasavvurları da teolojik kaynaklıdır. Burada da birçok düşünür referans verilebilir. Bu bir sorun ve 70 yıldan uzun bir zamandır aktif tartışılmakta. Haberiniz var mı? Yok tabi ki. Dünya, varoluş ve Varlık hakkında bilgisizlik “kof” bir yargı değil. Her şey gözler önünde. Konuştukça daha da gözler önüne serilir. Burada kendinle yüzleşmek cesareti gereklidir. Lütfen Baha gibi yapmayalım; küfür etmeyelim ve ahlaksızlık ile nitelemeyelim. 

4. “Güzel bir geleceğe inanmak” ne kadar sevimli, masum ve konuşmalarda psikolojik üstünlük sağlayacak bir söz değil mi? Hristiyanların da böyle bir inancı var. Bu anlamda imansızlar da imanlı ve artık böylelerine “seküler iman sahipleri” deniyor. Haberiniz var mı? Tabi yok. 

5. “Ütopyayı olabilir kılmanın adı: İstenç özgürlüğü”. İrade özgürlüğü hakkında eleştiriler için Spinoza’ya bakabilirsin. Bunu nasıl bir illüzyon olduğu söylene geleli çok oldu. 1950’li yılların antika solculuğu artık aşılmak zorunda; Batı’da bunun için düşünülüyor umarım yüz yıl içinde burada da düşünülür hale gelir. Ama bunu için önce bu sorunların farkına varmak ve onları tespit etmek gerekir. 

6. Spengler “Batı’nın Çöküşü” kitabında Hristiyanlığın Bolşevizmin büyükannesi olduğunu söyler ki, daha bir çok düşünür bunun üzerine yazmışlardır. Haberiniz var mı? Ya hu tabi ki yok. Kızmaca da yok. Mesela John Gray “Kara Ayin” kitabının ilk bölümü olan Ütopya’nın Ölümü’ne “Modern siyeset din tarihinden bir kesittir” diye başlar. Bunun üzerine araştır yapmanız gerekir, eğer ciddiyseniz. Politikanın teoloji ile bağıntısı üzerinde Spinoza da durmuştur ve Türkçeye de çevrilen bir kitabı vardır. Ayrıca Carl Schmitt adını da verelim. Bir umut belki bakarsınız. 

7. Son söz: İmge cemaati ile dinî cemaat kurtuluş tasavvurunda buluşurlar, daha pek çok noktada buluştukları gibi.

 

Hasan BASRİ

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.