Bir İzmir hatırası

08 Temmuz 2009 00:04 / 3366 kez okundu!

 


Şimdi… İzmir deyince duracaksınız! Smyrna bu! 3-4 bin yıllık kent!

Ege, güzellik, tanrılar, deniz, defne, zeytin, buğday, incir, üzüm…

Bayraklı. Kadifekale. Amazonlar. İskender. İyon. Pers. Bizans. Türk. Osmanlı. Cumhuriyet!

Körfez. Yamanlar. Çatalkaya. Manda Çayı. İmbat. Karşıyaka. Punta. Bella Vista. Buca. Hatuniye. Gavur Alsancak! Kimileri Gavur İzmir der. Hayır! Yanlış! Aydınoğlu Mehmet Bey İzmir’in bir bölümünü aldığı zaman Alsancak ve civarı Hıristiyanlarda kalmış. Gavur İzmir diye oraya denmiş.

En esrarlı, en nazlı İzmir, Kaleden körfeze inen eski kırmızı damlı siyah beyaz İzmir’dir. 

Liman. Konak. Sarıkışla. Saat Kulesi. Üst üste iki çeşme İkiçeşmelik! Nazlı Eray, İkiçeşmelik’te dansöz elbisesi satan dükkanlardaki elbiselerin gece yarısı hoplaya zıplaya göbek ata ata yokuş aşağı indiğini hayal ederdi. 

İzmir’in ahalisi belirli semtlerde otururdu. Giritliler, Tatarlar ve Balkan göçmenleri Eşrefpaşa’da. Tatarlar daha yoğun Değirmendağı’nda. Bir miktar Arap ve zenci de Eşrefpaşa’da.

Ve dışarıdan İzmir’e gelenler dağınık otururlardı. Yine de, doğu-iç Ege’den gelenler İzmir tarafı, kuzeyden gelenler Karşıyaka’da.

Bulgar ve Yugoslavya’dan sonradan gelenler Zeytinlik, Bayraklı, Buca. Doğu göçerleri Kadifekale ve etekleri ile Karabağlar.

Museviler. Zenginleri Alsancak, yoksulları Karataş, ama bir miktar tuzu kuru da var Asansör’de. İngiliz, İtalyan ve bir miktar Fransız ile Rumlar Alsancak, Bornova, Şirinyer. Buca sayfiyesinde.

İzmirliler, Giritlice, Yunanca sözcüklere de aşinadır. Osmanlı toplumu.

Akrabalar arası ilişkiler güçlüydü, sofra beraberliği bir yaşam biçimiydi. Eski adetler o sihirli havasını kaybediyor. Belki de insan çocukluğunu özlüyor. O ışıltılı günleri.

Konak’ta Halk Evi’nde müsamere ve okul şarkıları. Yazlık sinemalar. İnsanların sıcak yaz akşamları en rağbet ettiği yerdi. Soğuk gazoz, çiğdem çekirdek, kaçamak aşklar, tahta sandalyeler, minderler. Çiçek… Lozan… Sarıgül… Balkonlarından sinema perdesini gören akrabalara, tanıdıklara ziyarete gidilirdi. Onlar da kızardı bazen, bize mi film izlemeye mi geliyorsunuz diye.

İnciraltı. Vapurla yarım saatlik deniz sefası yeri. Plaj. Su pırıl pırıl.

II. Dünya Savaşı yıllarında geceleri karartma yapılırdı. Projektörler, gece, tek motorlu uçağı pırıl pırıl aydınlatırdı. Evlere “Cephe” mecmuası gelirdi. Saçaklardan buz bastonları sarkardı.

Zayıf olduğun anda tepene binilmezdi. El verilip düştüğün yerden kaldırırlardı. Moğol savaş taktikleri öğrenilmezdi. Olsa olsa Osmanlı tokadı.

Hayatın temposu, ritmi yakalanırdı.
 

Gökhan Özgen
08.07.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
08 Temmuz 2009 20:26

deepblueeagle

bu köşede yazdığım izmir yazıları, 20 yy. başları, 1900-1950 arası izmir'ini anlatmaktadır. günümüz izmir'i üzerine güncel yazıları dergiler, net, gazeteler gibi birçok yayın organında zaten okuduğumuz için ben eskiyi anlatma yolunu seçtim. bugünlere nasıl geldik, izmir nelerden geçti, yaşam nasıl değişiyor, bunu anlamak için. 

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.