YERLİ VE MİLLİ OLMAK YA DA OLMAMAK

04 Ekim 2020 17:16 / 1101 kez okundu!

 

 

Muhalefetimizin bu gün varmış olduğu nokta ülkemiz açısından üzüntü verici, geneli açısından içler acısı, şefleri açısından ise utanç verici bir durumdur. Gerçi pek utanç duyduklarını sanmam. Çünkü yönlendirdikleri tabanı, talimatlı bir şekilde ülkenin milli çıkarlarının karşısına dikip, Türkiye'nin yükselişine engel olmaya çalışan güçlerin yanında saf tutturmaya bilinçli bir şekilde çalışmaktadırlar.

 

****

 

YERLİ VE MİLLİ OLMAK YA DA OLMAMAK

 

Muhalefetimizin bu gün varmış olduğu nokta ülkemiz açısından üzüntü verici, geneli açısından içler acısı, şefleri açısından ise utanç verici bir durumdur. Gerçi pek utanç duyduklarını sanmam. Çünkü yönlendirdikleri tabanı, talimatlı bir şekilde ülkenin milli çıkarlarının karşısına dikip, Türkiye'nin yükselişine engel olmaya çalışan güçlerin yanında saf tutturmaya bilinçli bir şekilde çalışmaktadırlar.

 

Milli çıkar dediğim, kaba milliyetçi, şoven bir anlayış değildir. Bu topraklarda yaşayan herkesin, dini inancına, etnik kökenine, mezhebine bakılmaksızın  ortak ülke çıkarlarıdır. Kim olursa olsun bu topraklara gönül vermiş, onun başarısını arzulayan, başarısından gurur ve mutluluk duyan, uluslararası rakip ve hasımları karşısında yekvücut olabilen ve olmak isteyen herkesi anlamak gerekir. Bunun tersi anlayış, tutum ve davranışlar ise gayri millidir ve toplumumuzun yararına değil, tam tersine ihanete uğramasına hizmet eder. Zaten muhalefet şeflerinin millilikle, ülke çıkarlarıyla falan pek ilgilendikleri de yoktur.

 

Gönül bu son cümlemdeki durumu istemiyor. Ne yazık ki muhalefet şefleri bu yolu seçiyor. İşte bu yüzden ülkemizi talihsiz buluyorum. Çünkü neredeyse yarıya yakın bir seçmen kitlesini, 'zorba' iktidarın karşısına dikiyoruz diye milli çıkarların karşısına dikmeyi başarabiliyorlar. Elbette Türkiye'nin rakipleri boş durmuyor. Joe Biden'ın açıklamaları, Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetiminin AB içindeki tutumları çok nettir. Bu tipler Türkiye'yi 'adam' yerine koymak istemiyor. Biden iç işlerimize müdahale etmeyi seçim propagandası yaparken, üçlü grup Avrupa'yı toptan Türkiye'ye hasmane tutum almaya çağırmaktadır. Öte yandan Ermenistan, Azerbaycan toprağına çökmeye çalışarak hem saldırgan ve işgalci bir yol izlemekte hem de bu yolla Türkiye'ye doğudan gol atılmasına ortam hazırlamaya çabalamaktadır.

 

Hiç kuşkum yok ki muhalefet şefleri bu konularda ülkemizin karşısında olanların yanındadır. HDP'yi saymaya bile gerek duymam. Onların iplerini elinde tutan PKK, silahlı teröristlerini Ermenistan safında savaşsınlar diye çoktan gönderdi bile. HDP içinde hala anti emperyalizm ruhuna inanan, bu ülkenin emperyalist bağımlığa ve aşağılamaya karşı ayağa kalkma hamlesine omuz verebilecek kimseler olduğunu sanıyorum. Ne yazık ki ne elleri ne de dilleri çalışmayacak şekilde efsunlanmışlardır. Emperyalizmin kalesi ABD ile kol kola yürüyen, onun Ortadoğu'daki planlarının fedailiğine soyunmuş bir terörist örgütün yönlendirdiği bu partide kendilerini konumlayabiliyorlar.

 

CHP ise yerli ve milli duygunun karşısında duramayacağı zamanlarda sanki o da bundan yanaymış gibi görünmekte ama pundunu bulur bulmaz dişlerini milli çıkarlara geçirmekten bir saniye bile tereddüt etmemektedir. Bir yandan yarım ağızla toprakları işgale uğramış ve bunların özgürlük mücadelesini veren Azerbaycan'ın yanınday(mış) gibi yapıp diğer yandan Türkiye'yi cihatçılarla işbirliği yapma töhmeti altına sokarak, buna Azerbaycan'ı da karıştırmaya çalışan açıklamalar yapmanın başka anlamı yoktur. Saldırgan ülkeyle, haklarını savunan bir ülkeyi, üstelik de soydaş bir ülke iken, aynı kefeye koyan parti bildirileri ortadadır.

 

Diğer muhalefet partileri için konu açıp yazıyı uzatmak niyetinde değilim. Ne diyeyim; körle yatan şaşı kalkar; söyle dostunu söyleyeyim kim olduğunu. Bütün bu kepazeliğin sonucunda ne yazık ki ülkemizin önemli bir kesimi dünyanın sayılı hava limanlarından birine sahip olmamızdan gocunan, sağlık sistemimize ve şehir hastanelerimize  homurdanan, millet bahçelerinden tiksinen, savunma sanayimizdeki millilik oranının % 30'lardan 70'lere çıkmış olmasından ve sağladığı başarılardan mutsuz olan, uluslararası alanda Türkiye'nin tutumuna itibar edilir bir ülke haline gelmesinden rahatsızlık duyan, pandemide binlerce, onbinlerce ölüm olmadı diye kahrolan bir ruh haline dönüştürülmüştür.

 

Tabi Türkiye'nin büyük çoğunluğu bunları takmamaktadır. Hatta onların safında olup da gönlü bu tarafa yakın, yüreği ülkesinin başarısı için atan pek çok yurtsever vardır. Ama oylarını çeşitli saiklerle aldanıp başka türlü kullanabilmektedirler. Olsun... Kader anı geldiğinde, olması gereken yerde olsun yeter. Ha... Bu duyguları çoktan yitirip trolleşmiş kesimler de zaten olması gereken yerde olacaklar. Onlar bu ülkenin kaderini iyiye gidişten çevirecek güçte değiller. O yüzden bu ülke insanına değil de Biden'lara, Macron'lara, Miçotakis'lere, Paşinyan'lara, FETÖ'ye, PKK'ya bel bağlıyorlar.

 

Firuz TÜRKER

04.10.2020

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.