Son nokta

03 Mart 2009 14:58 / 1770 kez okundu!

 

Bu ay sizlerle yakın tarihimizden bir kadın ressamın yaşamını paylaşmak istiyorum. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eşi Eren Eyüboğlu anlatacağım kişi… Ünlü bir ressamın eşi olmak ve aynı mesleği yaparak yanında var olmak, iz bırakmak hiç kolay değildir.

50 veya 70 yıl geriye gittiğimizde sanat dünyasında gördüğümüz örnekler genellikle çalışan, üreten ressam erkekse eğer, eşi onun hayatını kolaylaştıran, destekleyen, gölgesinde kalan ama onu bir adım yukarı çıkaran kişilerdir. Eğer sanatçı kadınsa ya kültür düzeyi ve maddi imkânları yüksek anne babaları veya eşleri tarafından desteklenen kişilerdir. Tabi ki bu kabaca bir genelleme ve farklı öyküler ve örnekler mutlaka var. Yinede Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu'nun farklı ve yan yana ilişkileri, sanatla var olmaları beni hep etkilemiştir.

1912 'de Romanya'da doğdu Eren Eyüboğlu… Romanya Yaş Güzel Sanatlar Akademisinde eğitim gördü.1929'da sanat eğitimini geliştirmek için Paris'e gitti. Paris'te Julien Akademisine girdi ve Andre Lothe atölyesinde eğitim gördü. Paris'te Bedri Rahmi ile tanışıp birbirlerine âşık oldular. Evlenip Türkiye'ye geldiler. Uzun sanat yolunda eşiyle birlikte birçok başarıya imza attı. İstanbul'da iken D Gurubuna katıldı. Yurtiçi ve Yurt dışında birçok sergiye katıldı. Kişisel sergiler açtı. Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Anadolu'nun çeşitli yörelerini gezdi ve izlenimleri onun ilham kaynağı oldu. Resimlerinde Anadolu görünümlerini sıkça yaptı. Duyarlı ifadeleriyle yaptığı kadın portreleri sanat geçmişinde önemli bir yer tutar.1973 yılında Devlet Resim Heykel Müzesi'nin "Başarı Ödülü" nü aldı. Yaptıkları sadece resimle sınırlı kalmadı. Mozaik ve seramik çalışmalarda yaptı. Buna en iyi örnek 4. Levent'teki Manifaturacılar Çarşısının duvarını süsleyen panolardır.

Eşiyle yan yana, omuz omuza süren yaşamları zaman zaman kesintiye uğradı. Buna en önemli sebepte "Karadutum, çatal karam, çingenem. Daha nem olacaksın bir tanem. Gülen ayvam, ağlayan narımsın. Kadınım, kısrağım, karımsın…" dizelerini yazdığı Mari Gerekmezyan 'dı. Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlığını yaptığı Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmiş ve büyük aşk yaşamışlardı. Bu aşkla Bedri Rahmi sanatında büyük bir patlama yaparken, Eren hanım büyük bir sabırla eşinin geri dönmesini beklemişti… Bedri bey, menenjit tüberküloz olan sevgilisini kurtarmak için elinden geleni yapsa da, o devrin şartları ve ilaç bulunamaması yüzünden Mari hanım ölür. Bu durumda dahi kendisini teselli eden, onu içki içmekten vazgeçirip, sanatıyla buluşturan Eren hanım olacaktır. Büyük Kulüp te bir gece "Karadutum" şiirini gözyaşları içinde okuyunca Eren Eyüboğlu yaranın hala kapanmadığını anlar ve Paris'e gider. Bir süre orada yaşar. Bedri Rahmi Eyüboğlu'na çok dokunaklı bir mektup yazar, o geceye ve sevgisine ilişkin. Bedri Rahmi,11 yaşındaki oğluna ve eşine geri döner.1974 yılında ölümüne kadar, el ele, diz dize çeyrek asırı birlikte üreterek geçirdiler. Ne kadar büyük fırtınalar atlatsalar da birbirlerini sevmekten hiç vazgeçmediler. Sanatları sayesinde yaşama aynı pencereden baktılar, birbirlerini anladılar.

Ömrü boyunca hep üzerinde çalıştığı resmi nasıl daha iyi yapabileceğini dert edinmiş, belleğini yoklamış, kolaycılığa kaçmadan yeteneklerini aşmak için çaba göstermişti. Onu ayrıcalıklı kılan en önemli yönü denemelerden hiçbir zaman kaçınmamasıydı.

Ferit Edgü 'nün 1980 yılında, onun ağzından anlattığı yaşam serüveninde Eren Eyüboğlu şöyle der; "… Bedri 1960' lardan sonra zaman zaman "Kaçırdık mı otobüsü" diye sorardı. Bilirdim bana sorduğunda kendine sorardı aslında o soruyu. Hiç bir zaman yanıtlayamadım Bedri'yi. Hangi otobüs? Nerede bekleyenler? Ben duraktayım, kendimden başka kimseleri de görmüyorum. Akşam çöküyor, boya kutum kolumun altında, evimin yolunu tutuyorum. Atölyemde o sabah başladığım resmin önünde buluyorum kendimi. Şuraya bir kırmızı, oraya bir yeşil sürerken görüyorum ki boşuna beklemişim otobüsü. Atölyede otobüsü beklerken dışarıda çalıştığım bir resme eklemeler çıkartmalar yaparken, gecenin bir saatinde bir otobüs geçiyor resmin içinden. Ama durduramıyorum otobüsü. Bir selam veriyorum o kadar. O gittiği yere gitsin, resmim gideceği yere götürsün, hatta sürüklesin beni. Öbür dünyaya göçtüğümde Bedri'ye şöyle diyeceğim "Otobüsü kaçırmamışız. Çünkü bizim hatta çalışan otobüs yokmuş. Bu otobüsü bekleyen yolcu da yokmuş."Bu gün artık çok iyi biliyorum. Herkesin kendi otobüsü var. Kafka'nın " Kanun Önünde"si gibi. Bir kapı ki o senin kapındır (yani kendi yolun). Ya açıp girersin içeri, ya beklersin önünde yıllarca. Ben kendi yolumda ilerliyorum. İlerlemeye çalışıyorum. Kendi kapımı açmaya çalışıyorum… 

Başlarsın sürer, başlarsın bitmez. Senden sonra gelenler bir nokta koyar senin adına. Ama sen bu noktayı koymayı istememişsindir. Hele bir "SON NOKTA" hiçbir zaman… Çünkü yarattığın, ardında bıraktığın yapıtlar bir sonuç değildir. Hep aramalardır. Sorduğun soruların yanıtlarıdır. Ama her verdiğin yanıt, senin için yeterli değildir. Soru aynı kalsa da (ki o da değişir zaman içinde) yanıt değişir, değişmek zorundadır.

Bir sanatçı yaratma sorununu ve mücadelesini bu kadar yalın ve zarif anlatabilir. Sayfalar dolusu yazmaya gerek yok, işin özü budur. Bu yüzden Eren hanımı kendime yakın görürüm. Aradan yıllar geçse de sorun, yaratma, sorular hep aynı. Benzer mücadelelerle yapılan sanat ve hiç konulmayan "son nokta" .

İnsanoğlu var olduğu sürece var olacak sanat arayışında hep bir sonraki adımı merak ederek devam edecek bu sonsuz süreçte katkılarından dolayı Eren Eyüboğlu'na teşekkür ediyorum.

Sanat hayatınızdan eksik olmasın…

FİLİZ PELİT

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
22 Mayıs 2009 14:54

deepblueeagle

eren eyüboğlu yazınızı da söyleşi yazınızı da severek okumuştuk. ve çok faydalandık. etkilendik. resimle ilgili yazacak bize söyleyecek anlatmak istediğiniz başka fikirleriniz, duygularınız, tezleriniz, haberleriniz yok mu? isteriz, bekliyoruz. ressamlar, türk resmi, resim tarihi, örneğin, 2000'lerin dünya resim arenasını anlatsanız, akımları, vb.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.