Anayasa Değişikliği Sınırsız Yetkili ve Sorumsuz Cumhurbaşkanı

25 Mart 2017 14:40 / 1236 kez okundu!

 

 

Anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kaldı, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Bakanlıklar, kısacası yürütme organı ile idari kurumlar kamu kaynakları ile topyekun ‘evet’  kampanyası yürütüyorlar.

 

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanların referandum çalışmaları medyanın canlı yayınında ya da ilk haberinde. Televizyonlarda anayasa referandumunda evet oyu vermeye çağıran spotlar sürekli dönüyor. Bu adaletsiz seçim çalışmasında anayasa değişikliği ile 12 Eylül Anayasası’nın sorumsuz Cumhurbaşkanlığı kurumunun değişeceği, onun yerine “yetkili ama sorumlu Cumhurbaşkanlığına geçileceği” anlatılıyor.

 

Gerçekten öyle mi? Önce Cumhurbaşkanına tanınan yeni yetkilere bakalım. Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 104. madde hepten değişiyor, var olan anayasa metnindeki aşırı yetkilerin üstüne yeni yeni yetkiler ekleniyor. 12 Eylül Anayasasındaki “devletin başı” nitelemesine, “yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir”cümlesi eklenerek nasıl baş olacağı da tanımlanıyor.

 

Bütün Yetkiler Cumhurbaşkanına

 

Cumhurbaşkanı’nın yeni yetkileri neler olacak?

- Cumhurbaşkanı, yardımcıları, bakanlar ile üst kademe kamu görevlilerini atama, görevlerine son verme,

- Milli güvenlik politikalarını belirleme ve gereken tedbirleri alma,

- Yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma,

- Kanunların uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelikler çıkarma,

 

Kararnameler ve yönetmelikler Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girecek

 

Cumhurbaşkanına tanınan yeni yetkiler sadece 104. madde değişikliğinde yer almıyor. ‘Olağanüstü hal yönetimi’ başlığı ile değişen 119. maddede de önemli güncel yetkiler tanınıyor.

- Yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal (OHAL) ilan edebilecek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden her defasında dört ayı geçmemek üzere OHAL’in uzatılmasını isteyebilecek, savaş hallerinde bu süre dört ayı geçebilecek

- OHAL’de temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler de dahil olmak üzere ‘OHAL’in gerekli kıldığı konularda’ kararname çıkartabilecek,

- Cumhurbaşkanının OHAL Kararnameleri derhal Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girecek, TBMM tarafından üç ay içinde görüşülecek, savaş hallerinde bu üç aylık süreye de uyulmayacak.

 

Bu yetkilerin yanı sıra,

106. maddeye göre; Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenecek.

116. madde ile Cumhurbaşkanı TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar verebilecek yani Meclisi gerekçesiz feshetme yetkisi var.

159. madde değişikliğiyle ‘Yüksek’i atılan,  Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile birlikte 13 üyeden oluşacak Hakimler Savcılar Kurulu’nun 4 üyesini Cumhurbaşkanı doğrudan seçecek,

Bütçe ve kesin hesap başlığını alan 161. maddeye göre TBMM’ye bütçe kanun teklifi ile Merkezi yönetim kesin hesap kanun teklifini Cumhurbaşkanı verecek.

 

Meclisin Denetimi Yok!

 

Cumhurbaşkanı bu yetkileri kullanırken, TBMM ve kanun denetiminde olacağı ileri sürülüyor. İddia sahipleri şu düzenlemelere dayanıyorlar;

- 104.maddedeki “…olağan hallerde temel haklar, kişi hakları ve ödevler ile siyasi haklar ve ödevlerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyeceği, Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanacağı, TBMM’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümsüz hale geleceği, yönetmeliklerin kanunlara aykırı olamayacağı…’

- 119.maddedeki; “…OHAL’in ilanın Resmî Gazetede yayımlandığı gün TBBM’nin onayına sunulacağı,Meclis gerekli gördüğü takdirde OHAL’in süresini kısaltabileceği, uzatabileceği ya da kaldırabileceği,savaş ve mücbir sebeplerle TBMM’nin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; OHAL  sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri hakkında  üç ay içinde TBMM karar vermez ise  kararnamelerin kendiliğinden yürürlükten kalkacağı…”

 

Baştan söyleyelim, zaten kural olarak yönetmelikler kanuna aykırı olamaz, ancak çoğunlukla aykırı olur ve ancak yıllarca süren davalar sonunda iptal edilebilir. Bakanlıkların çıkardığı yönetmelikleri denetlemekte ciddi zafiyet gösteren idari yargı Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenen yönetmelikleri nasıl denetleyecek? Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin kanunlara aykırı olup olmadığı konusunda da yargı denetiminin dışında başka bir mekanizma yok. Adalet Bakanı’nın başkan, müsteşarının doğal üye olduğu, diğer üyelerini Cumhurbaşkanı ile meclis çoğunluğunun belirlediği Hakimler Savcılar Kurulu’nun olduğu yerde yargının bağımsız ve tarafsız olamayacağı ortadadır. 20 Temmuz’dan bu yana uygulanan OHAL rejimi göz önüne alındığında Cumhurbaşkanının ilan edeceği OHAL kararının ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkartılacak OHAL kararnamelerinin Meclisin onayına sunulacak olmasını güvence olarak ileri sürmek aklımızla alay etmek gibidir.

 

Diğer yandan; TBMM’nin var olan yürütmeyi denetleme mekanizmaları da kaldırılıyor. En önemli denetleme yolu olan güven oylaması ile hükümetin düşürülmesinin yolunu açan Gensoru denetimi kaldırılıyor, soru, yazılı soru ile sınırlandırılıyor. Değişiklikle Meclisin denetimi bilgi almaya indirgeniyor.

 

Cumhurbaşkanı Fiilen Yargılanamaz

 

Anayasa değişikliğini savunanların bir başka argümanı da suç işleyen cumhurbaşkanının yargılanmasının önünün açıldığı iddiası. Baştan söyleyelim, siyasi kişilerin eylemlerinin klasik anlamda suç ve ceza kavramları ile nitelendirilmesi,  ceza yargılamasına sıkıştırılması gerçekçi değildir.  Soruşturma ve kovuşturmanın Meclis kararıyla başlaması ve yargılamanın Anayasa Mahkemesi tarafından yapılması da bundandır.

 

Anayasanın 105. ve 106.maddeleri değişikliği ile suç işledikleri iddia edilen Cumhurbaşkanı ve Yardımcıları hakkında, ancak 360 milletvekilinin evet oyu ile soruşturma açılabilecek, 400 milletvekilinin oyu ile de yargılanmalarına karar verilebilecek. Getirilmek istenen yeni sistemde cumhurbaşkanının partisi ile bağı kesilemeyecek ve parti genel başkanı olmasına da bir engel yok, dolayısıyla milletvekili adaylarının çok büyük bir bölümü cumhurbaşkanı tarafından belirlenen Meclisten böyle bir karar çıkar mı? Her ne kadarsoruşturma açılmasına karar verildikten sonra Cumhurbaşkanının  seçim kararı alamayacağı düzenlenmiş olsa dasoruşturma açılması için 300 oyun çıkma olasılığının belirmesi halinde suçlanan Cumhurbaşkanı soruşturma açılması oylaması yapılmadan pekala meclisi feshedebilecektir.

 

Sözün özü; anayasa değişikliği ile 12 Eylül Anayasasında dahi olmayan sınırsız yetkili, denetlenemeyecek bir Cumhurbaşkanlığı kurumu oluşturuluyor. Ülke yönetimine ilişkin her türlü politikayı belirleme, temel insan hakları, siyasi haklar konusunda dahi tek başına karar alma yetkisi olan, buna karşılık hiçbir sorumluluğu olmayacak, bütün gücün toplandığı bir kişi yaratılıyor.

 

Gücün tek elde toplanması hukuk güvenliğini ortadan kaldırır, zorbalığa kapı açar. Bugün HAYIR demezsek, bir daha hayır deme şansımız olmayabilir. 17 Nisan sabahı öngörülen anayasa değişikliği gerçekleşirse, buna evet diyenlerin de hukuk güvenliğini ortadan kaldıran bir dönem başlayacak, buna dur demek bizim elimizde.

 

Arif Ali CANGI

24.03.2017

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.