Modanın bir etiği olsa hayvan katliamına katkıda bulunur mu?

15 Aralık 2011 11:31  

 

Modanın bir etiği olsa hayvan katliamına katkıda bulunur mu?

İSTANBUL ULUSLARARASI KÜRK FUARINA HAYIR!

Sistem, modayı bir kültür olarak sunuyor, ileri bir hayat tarzı olarak öneriyor.

Ama bu kültürün içinde kan var!

Bir kültürün içinde kan dökme, can alma yer alabilir mi?

Ama alıyor işte.

Çünkü kapitalizm hayatla ilgili, canla ilgili etik metik takılmaz pek!

Takılmadığı da ortada işte.

Moda endüstrisi, hayvanları kürkleri için –elektrik vererek, zehirleyerek, gaz vererek ya da boyunlarını kırarak– zalim yöntemlerle öldürüyor. Derileri için fabrika çiftliklerinde acı verici kesim yöntemleriyle, fiziksel şiddete maruz bırakılarak öldürülen inekler, sırf derilerini daha kolay yüzebilmek için ağızlarına hortum sokulup içi suyla doldurulan, canlıyken derileri soyulan yılanlar ve kafası ezilerek öldürülen fokların faili hep moda endüstrisi.

Ömür Gedik, Hürriyet Kelebek'teki köşesinde, İstanbul'da 17-19 ocak tarihlerinde TÜYAP'ta açılacak olan Uluslararası Kürk Fuarı hakkında “Şimdiden söylüyorum, bu fuarı her şekilde, her fırsatta protesto edeceğim, açtırmamak için elimden ne gelirse yapacağım” diye yazdı. Ve Kürk endüstrisinin hayvanlara nasıl işkence yaparak onları katlettiğini açıklayan bir de alıntıya yer verdi: “Kürk endüstrisi için her yıl milyonlarca kedi ve köpeğin yanında çakal, vaşak, karakulak, leopar, keseli sıçan, kunduz, misk faresi, su samuru, rakun, fok gibi evcil olmayan birçok hayvan, tuzaklar ve çiftliklere tıkılmak suretiyle; boyun kırma, kesme, tel ile boğma, asma, vajinadan elektrik verme, belkemiği ve boyun kırma, kimyasalla zehirleme gibi zalim süreçlerden geçirilerek katlediliyor.”

Ömür Gedik'in protestosunu destekliyorum.

Dünyanın insanlık ayıplarının başında sayılabilecek hayvan hakları ayıbı konusunda insanın vicdanı ve bilinci henüz tam olarak açık değil ne yazık ki.

Bu konuda hayvan haklarına yol açacak bir süreç için ne yapılsa, nerede yapılsa, nasıl yapılsa faydalıdır bu yüzden; az çok demeden, ama etkin bir biçimde olup biten karşısında diri ve kararlı durmak gerekir bence.

Bilinç damla damla birikir çünkü!

Damla damla da dönüşür.

Diyalektik yasalardan biri de bu dönüşümü belirler; kantite, kaliteye dönüşür. Damlalar birike birike belirli bir doyum noktasından sonra yeni bir manaya yeni bir enerjiye ve yeni bir bilinç düzeyine sıçrar malumunuz!

Dünyada –insanlık tarihi boyunca– elde edilmiş bütün haklar damlaya damlaya biriken bir bilinç sonucu elde edilmiştir.

Kapitalizmin kürk endüstrisi karşısında, çok yönlü ve yaratıcı karşı koymalar, protestolar ve aktivist eylemler yapmak gerekiyor. Bu endüstrinin hayvan katliamlarını, başka türlü engelleme olanağı yok çünkü. Bu durumu çok net bir biçimde anladık artık.

Gelişmiş sayılan kapitalist ülkelerin –aslında doğayı yok eden, hayvan katliamları uygulayan gelişmemiş ülkelerdir bunlar– moda endüstrisinin içinde yer alan kürk endüstrisi Batı'nın ayıbıdır aslında. Ve ona çanak tutan işbirliği yapan gelişmekte olan ülkeler de artık buna dâhildir tabiatıyla.

İSTANBUL ULUSLARARASI KÜRK FUARINA HAYIR!

“Zalimlikten uzak bir yaşam tarzı benimsemek önemli, ama hayvan sömürüsünü sona erdirmek için aktif olarak çalışmak da eşit derecede önem taşıyor. Yalnız başına ya da birkaç arkadaşla küçük gruplar kurarak bu yönde çalışmak mümkün olabilir, ama mevcut kuruluşlardan birine katılmak da bir seçenek,” diyor Hayvan Özgürleşmesi kitabının yazarı, hayvan hakları savunucusu, aktivisti ve düşünürü Peter Singer.

Moda endüstrisinin hayvanlara neler yaptığını görmek istiyorsanız, kalbiniz buna dayanabilecekse şayet, peta.org adresine tıklayın bir.

Taraf/Telesiyej

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0