Denizlerimiz

11 Ekim 2011 14:31 / 1205 kez okundu!

 


Hemcinslerimizin bir kısmı balığın boyuyla ilgili yazıp çiziyor, diğer kısmı ekoloji ve ulusalcılığı aynı kefeye koyup verip veriştiriyor... Bir kısmı sadece bir balık türüyle savaşta, bir kısmı balık yakalama yarışmaları düzenliyor ama sevindirici olan gerçek; denizler ve balıklar konusundaki farkındalık giderek artıyor.

Birkaç kare bilgi paylaşmaya çabalamak istiyorum: Kuzey Amerika'da yılda 21 milyon ton suni gübre denizlere akıyıor yılda. Güney Amerika’da 16 milyon ton. Avrupa’da 21 milyon ton, Doğu Asya’da 62 milyon ton, Afrika’da 4 milyon ton.

Yani kabaca Amerika ve Kanada’daki 330 milyon insan 1 milyar Afrika’lının kirlettiğinin 5 misli denizleri kirletiyorlar. Avrupa- Afrika veya Bangladeş karşılaştırması farklı değil. Kerameti kendimizce menkul bir yarış içinde dünyayı kirletirken bir Batılı, bir Afrikalı’ya oranla yaklaşık 18-20 kez denizlerin ekosistemini etkiliyor.

Sonra da kendi üretim biçimlerimizi oraya “Fakirleri kurtarmak için” ihraç etmek istiyoruz. Gerçekten aptallığımızla övünmemiz gereken bir türüz biz.

Bu kadar suni gübre denize akınca denizdeki nitrojen oranı yükseliyor ve tek hücreli yosunlar yani algler çoğalıyorlar ve sonra ölünce denizin dibinde oksijensiz bir ortamın alg mezarlığının artmasına katkıda bulunuyorlar. Deniz ısısının da artması sonucunda denizin alt kesimlerindeki oksijensizliğin artmasından en alt seviyede yaşayanlar daha yüzeye çıkınca bir yanılgı ortaya çıkıyor: Balık bolluğu yanılgısı. Bunları bilyoruz. Balık türlerinin azaldığını her 50 yaşındaki bilinçli insan da görüyor.

Bir kare daha: Çiftlik balıkları genelde trol ile avlanan küçük balıklardan yapılan balık unu ile besleniyor. Yani tabağımızın üstüne boyu bizi tatmin eden lezzetli bir balık yetiştirmek için çok sayıda küçük balığı yakalayıp una çeviriyoruz. Böylelikle “büyük balık yiyoruz” diye kendimizi aldatıyoruz. Afiyet olsun!

Bir kare daha: Akıntıların en zayıf olduğu pasifiğin ortasındaki great pasific gabage patch diye isimlendirilen biyük pasifik çöp yuvası olarak çevirebileceğimiz alanın içinde 3 milyon ton plastik çöp olduğu hesap ediliyor. Söz edilen alan Türkiye’nin yüzölçümünün yaklaşık iki misli büyüklükte. Tüm dünya denizlerinde yüz milyon tondan fazla insan pisliği olarak addedeileceğimiz plastik atık olduğu hesap ediliyor.

Fakirin zenginleşmesini önleyemeyeceğimize göre dünya insan nüfusunun azalması gerektiğinde uzlaşacağımıza inanıyorum ve son derece umutluyum. Katiyyen karamsar değilim, tür olarak aptalız aptal olmamıza da o kadar da değil diye umuyorum. Nüfus farkındalığı benim yaşam süremde anlamlı arttı. Tabii aynı zamanda plastik torba, suni gübre ve abuk paketleme sanayii bilincimizin de gelişmesi ve yepyeni “günahları” tarif edip özümseme dönemindeyiz.


Mahmut TOLON

11.10.2011

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.