Çözüm

06 Temmuz 2009 00:51 / 1562 kez okundu!

 


Genel Kurmay Başkanı Başbuğ özenle rahatsızlığını dile getiriyor. 

Gülen: “Dindarları din düşmanlarına karşı mücadele ve mücahedeye çağırıyorum" demiş. Evrim açısından bakınca ikisini de anlayabiliyorum. 

Gülen bilmez mi bu tür bir lafın nasıl anlaşılacağını? Ve bilmez mi esas büyük cihadın (mücadelenin) kişinin kendiyle uğraşı olduğunu? Tedirgin olup söylemiştir diye düşünüyorum.

O da benden, öbürü de ve ikisi de öteki değil benim için. Bu 3 çocuk yapın lafına rağmen Başbakan Erdoğan da öteki değil. Kendi eğitimi ile konuşuyor ve şu anki kibiriyle ikna edilmesi zor.

Kavga ve desinformasyon ile bir yere varamayacağımızı görüyoruz umarım!

Tarikat yol demek. Her türlü tarik sonunda hüsnükuruntuya dönüşüveriyor, onun için kafamızı kullanalım ve çözüm üretelim.

Askeri yol da bir kariyer, dini olanı da. Bu kariyerler ayni anda forme (arzulanan) ve deforme ediyor. Doğal olarak birbirimizi ancak diğeri olarak görebiliyoruz ve gene doğal olarak kişi en fazla kendi algıladığına güveniyor. Bilincimiz bu, malzeme bu.

Evrim açısından Hz. Muhammed de, Hz Musa da, ortak aklı yakalamaya çalışıp o an en uygun olarak algıladıklarını yapmışlar. Hep biz ve onlardan bahis edilmiyor mu dini kitaplarda? Ne demişler?

Öldürme demişler örneğin. Kendinizi o zamanda yaşayan bir bilge olarak görün: Siz ne yapardınız? Efsanelerden, bilgelerden faydalanarak siz de öldürmeyin derdiniz değil mi? Dinde şeriat safhasını aşmış düşünürler kolayca anlayacaktır dediklerimi. Mesele bugün için gerekeni yapmak. Bir büyük güçten geliyoruz, bu bizim için ilk etapta güneş. Güç bilinçli mi, değil mi? Her kişinin kendi başına karar vermesi gereken bir şey. Bu düşünce yükümlülüğünü de tarikatlara, orduya, memur bilim insanlarına ihale edemeyiz. Her kişi imkanı dahilinde kendi düşünmek ve aramak zorunda. Yapıyor da zaten.

Okuyup, çalışıp, dinleyip düşünerek her kişi nereye varacaksa varsın şiddet kullanmadığı, tehdit etmediği sürece. Tedirgin olacak bir şey yok, her kişi netice itibariyle sizin gibi. Kimse imkanlarının ötesine mecbur edilemez ve ancak merak ederse ötesini görebilir. İnsanlar biri ölmeden onu övemeyecek kadar bencil. Kibirli bir türüz biz ve gerçeklere tutunmadan da bir yere varamayız. Gerçeklere yeterince bakınca ise kendimizi nasıl aşabileceğimizi görüyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yerine koyun kendinizi; zaten her ilkokulu Türkiye’de bitiren de bir oranda, her Harbiye’yi bitiren de daha yüksek bir oranda koymuyor mu? İlla kurtarmak isteyen de kurtarılacak ortamın ortaya çıkmasına istemese de neden olmuyor mu? Bilim insanları bile yeni kısmen gereksiz deyimlerle kendi çıkarlarını korumaya gayret etmiyorlar mı? Yoktur birbirimizden farkımız. Muhammed de, Atatürk de dahiyane şekilde o günkü şartlara göre en iyisini yapmamışlar mı?

Bugün ne gerek? 

Daha adilane dağılım ve şeffaflık.

2008 bütçesi 218 milyar TL.Milli Savunma bütçesi 13,3 milyar, Diyanet bütçesi 2 milyar, 56 milyar TL. borç faizi. Maliye Bakanlığı bütçesi içinde yer alan 33.8 milyarlık personel giderlerinin yarısından fazlası Milli Savunmaya ve Diyanete ait.

Çözüm arkadaşlarım, eğitimde ve gerekli nüfusta uzlaşmada. Bunu anlayanın anlamayana can havliyle anlatmasında. Çözüm ortak akılda, anlaşmakta! Ne kadar erken uygularsak o kadar karlı çıkacağız. Türkiye küresel çözümün odağı olabilecek kadar zengin hala.


Dr. Mahmut Tolon
06.07.2009


Ps. Evrim konferansları, uzlaşma seminerleri verilir. Evrenekon ney aklım ermez, hekim ve çiftçiyim. 


İlgili makaleler için ilgilenirseniz tıklayıp bakınız: 

buraya, 

www.yarimada.org

veya buraya.

www.tolons.com

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.