'O Şerefsiz Vanlıdır'

20 Mart 2012 20:54 / 2103 kez okundu!

 


İnsanların en tipik özelliklerinin başında iyiyi görüp kötüyü görmemeleri ya da görmek istemeleri gelir. İnsanlık tarihi adeta bu olgunun yarattığı tahribatla yazılmıştır. Kendimize yakıştırdığımız “iyi” kavramı çerçevesinde başkasına ya da başkalarına karşı giriştiğimiz eylemlerle yarattığımız “iyi” olan şeyler benliğimizi oluşturur. Kötü olan şeyleri ya hatırlamayız ya da onu başkasına yakıştırırız.

Şöyle tarihe bir bakalım. Az çok tarih merakı olanlar tarihi şahsiyetlerin biyografilerine bakmadan edemezler. Bu şahsiyetlerin bazıları oldukça olumlu diyebileceğimiz işlere imza atarken, bazıları ise bu pek de beceri gösteremeyip olumsuz işler gerçekleştirmişler. Bu durumda iyi işler yapanlara karşı göğsümüz kabarırken, kötü işlere imza atanlara karşı pek olumlu düşünceler yer etmez beynimizde. Bu doğamızda olan bir özellik. Kimi tarihsel kişiliklere ideolojik bakış açısıyla yaklaştığımızda ya çok severiz ya da ondan nefret ederiz.

Medrese kökenli bir dostum-ağabeyim ziyaretime geldi. Adı Hacı. Biz hep Hacı abi deriz ona. Orta yaşlarda, okumaya düşkün, çok iyi din bilgisi; Farsça, Arapça altyapısı olan ve olayları çok iyi anlatma becerisi gösteren biri. Bir araya gelince çoğu zaman hikâyeler üzerinden sohbet etmeyi seçiyoruz. Bunu bilinçli yapmasak da merakımız bizi o yöne doğru sürüklüyor. Ben genelde susuyorum. O genelde hikâye anlatarak konuyu hem eğlenceli hale getiriyor hem de gerçekten eğleniyoruz.

Sohbetin bir yerinde Urfa ile ilgili bir hikâye anlattı Hacı abi. Hikâye şöyleydi: “Urfa’da bir çocuk, Urfa’ya gezmeye gelen bir gruba Urfa’nın güzelliklerini anlatmaktadır. ‘Urfa peygamberler şehridir, Urfa Hz. İbrahim’in şehridir. Urfa Hz. Eyyüp’ün şehridir. Hz. Lut’un şehridir…’ deyip başka peygamberleri de sıralamış. Sonra o gurupta bulunan bir imam, ‘peki evladım Urfa Nemrut’un şehri değil midir?’ diye sormuş. Çocuk hiç düşünmeden, ‘o şerefsiz Vanlıdır’ deyip işin içinden sıyrılmış.

Çocuğun Nemrut gibi kötü imajlı birini kendi hemşerisi olarak görmek istememesi tipik bir kaçıştır. Oysaki Nemrut, biz istesek de istemesek de Urfalıdır. Dönemin kralıdır. Astığı astık, kestiği kestiktir. Hepimiz zaman zaman Nemrut'un tipik özelliklerini sergilemez miyiz? Oy verdiğimiz iktidar ya da belediyenin yaptığı her şeye katıksız destek vermez miyiz? Çok sevdiğimiz liderin her dediğini bir nevi ilahi bir kelam olarak düstur edinmez miyiz? İdeolojimizin hedef gösterdiği karşıdaki artık bizden değildir. Aynı mahallede olsak bile farklı anlayıştan olduğumuz için birbirimize selam vermeyiz.

Bazen dünyanın gidişatı üzerine yaptığımız sohbetlerde bir çıkmazın içine saplanırız. Bunlardan biri, Cemil Meriç’in dediği gibi, bütün ideolojilerin insanların kötülüğü için ortaya çıktığı düşüncesi, ikincisi ise, ideolojisiz bir dünyada hiçbir yönü olmayan insanların hiçbir hedefe gidecek bir gücünün olmamasıdır. Örneğin evrime inanan bir insanın onu güçlü kılmak için yaptığı bilimsel çalışmalar ile evrime inanmayan bir insanın karşı tezleri çürütmek için yaptığı bilimsel çalışmalar bunun tipik sonuçlarıdır. Yani biri diğerini geliştirir. Bir de bunun körü körüne inanç haline getirip tümden zararlı olanları var…

Bütün bunları düşünmüşken, Aksak Timur’un (Timurlenk) ya da Cengiz Han’ın taş üstünde taş koymamak olan anlayışlarını düşününce, acaba şeref meselesine nasıl bakıyoruz, gerçekten merak ediyorum.


İsmet TUNÇ

19.03.2012

Son Güncelleme Tarihi: 21 Mart 2012 00:52

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.