Yeni Anayasa Platformu, heyecanını İzmir’e de bulaştırdı

11 Mart 2011 15:22 / 4110 kez okundu!

 

Yeni Anayasa Platformu, heyecanını İzmir’e de bulaştırdı


Anayasa hazırlığı için kendine bir misyon biçen Yeni Anayasa Platformu (YAP), gerçekleştirdiği toplantı ile İzmir’e bir dönemeç yaşattı. 5 Mart 2011 tarihi ilerde İzmirliler tarafından mutlaka anımsanacak. Son dönemlerde İzmir’de yapılan en kalabalık salon toplantısı oldu çünkü… Toplantının farklı politik görüşleri ve farklı toplumsal katmanları yan yana getirmesi; anayasa gibi nazik bir konuya yeni açılımlar sunması; üstelik bu işi kavgasız, gürültüsüz, uygar bir çerçevede başarması diğer önemli yönleriydi.

Sıradan insanlar bir anayasa oluşturma sürecine ilk kez katılıyor olmanın heyecanını duydular orada. Masada oturan konuşmacılar dışında salondaki dinleyicilerden isteyen herkesin kürsüye gelip en az 2 dakika konuşabilmesi, insanların anayasa sürecine elle dokunması gibi bir duygu yarattı…
Ortaya hazır bir metin getirilmemiş olması, kimileri açısından ezber bozucuydu. Daha ilginci konuşmacılar, dinleyenler ve tartışmalara katılanlar da, yapılacak yeni anayasa için hem yoğun hem de farklı bir biçimde çalışılması gerektiğinde hemfikir oldular.

Zaten Yeni anayasa Platformu’nun sahneye yansıtılmış amblemi de, sürecin ruhuna uygun biçimlendirilmişti. Logoyu çerçeveleyen çizgi tam bir çerçeve halinde bitiştirilmemiş ve ucu açık bırakılmıştı.

Ayrıca yapılacak anayasanın yalnız Türkiye için değil bir anlamda tüm coğrafyamız için yapılacak gibi olmasının sorumluluğu da ağırdı. Sürece dinleyici, konuşmacı, konferansçı, sunucu ve örgütleyici olarak katılan herkes toplantının sonunda bunu biraz daha iyi fark etti.

Özetle Yeni Anayasa Platformu, heyecanını İzmir’e de bulaştırdı.

xxx

600 kişilik salonun dolduğu sırada açılış konuşmasını ev sahibi Konak Belediye Başkanı CHP’li Hakan Tartan yaptı.
Heyecan dolu konuşmasında, “demokratik mekanizmaları engelleyen lider hegemonyasına dur diyecek yeni anayasa çalışmasının içinde olacağım” diyen Tartan, belediye başkanlığını da iki dönemle sınırlı tutacağını belirtti.
“Kadınlar, ulusun yarısını oluşturuyor ama meclisteki temsil oranları çok düşük. Yeni mecliste sayılarının en az 275 olması gerekir” diyen Hakan Tartan “darbe paranoyalarından da artık kurtulalım” çağrısını yaptı ve “yeniliklerin her zaman destekçisi olan bir kişi olarak, yeni anayasa sürecine katkıda bulunan herkese hoş geldiniz diyorum” dedi.

İzmir toplantısının destekçisi İdeal-Der’den Cüneyt Yavuz’un konuşmasından:
“Anayasa deyince işin merkezinde insan var. Kimi şeylerden vazgeçilebiliyor ama hürriyetten vazgeçilemez. Anayasa adalettir… Adalet düşüncesi ise ordulardan güçlüdür.
Yeni anayasa, insana saygı duyan, merkeze onu koyan, elitizme karşı, fırsat eşitliği sağlayan, soy ve ırk’a vurgu yapmayan, sınıf baskısına karşı bir anayasa olmalıdır.
Yeni anayasanın herkese adalet ve mutluluk getirmesini diliyoruz.”

Yeni Anayasa Platformu sekretaryasından Enver Sezgin:
"Yeni Anayasa Platformu, bu tarihi dönemeçte toplumun merkezde yer alması için var. Bünyesinde farklılıklar barındırıyor. Siyasi partilere eşit mesafede duruyor. Geçmişte halk ya sadece anayasaya onay için ya da anayasayı uygulayıcı olarak var olmuştu. Şimdi ise ilk kez anayasa yapmak için var. Bolu, Erzurum, Kayseri, Diyarbakır vd. kimi illerde bu amaçla toplantılar yapıldı. Seçimlere kadar toplantılar sürecek. Ancak asıl önemlisi bu toplantıların seçimlerle bitmeyecek oluşudur. Yeni anayasa ortaya çıkana kadar yapılacak çok iş var. Bu uzun anayasa yürüyüşü hepimize hayırlı olsun."

Bu güç toplantının moderatörlüğünü başarıyla yapan Meltem Gürler:
“İzmir’de dopdolu bir salonda toplantı yapmak harika. İlk kez halk olarak sözümüzü söylüyoruz. Görüşlerinizi yazılı sözlü mutlaka bize iletin. Olmadı siteye girip yazın.”

Toplantıda 10’ar dakika konuşacak ana konuşmacılardan ilki olarak Tarhan Erdem:
“Bizden sonra dinleyicilerin de konuşacak olması beni heyecanlandırdı. Sürece halkın katılımı tam olarak nasıl olur, bu tartışılmalı. Kimi zaman temsilcileriyle oluyor kiminde birebir katılarak… Bence bu kez konuşarak olacak… İnsan konuştukça karşı tarafın fikrini değiştirebilir ama kendi fikri de değişebilir.
Anayasa sonuçta mecliste yapılacak. Mecliste bir tür pazarlıklar olabilir partiler arasında. Bu da uzlaşmadır ama gerçek bir uzlaşma olmayabilir.
Doğrudan halk katkısı çok önemli. Seçim öncesi bunların konuşulması önemli. Konuşmayı sadece partilere bırakmayalım.
“Yeni anayasa hakkında ne düşünüyorsun?”
Bu soruyu karşılaştığınız tüm politikacılara sorun. Yoksa kendi bildiklerini okuyacaklardır… Oyunuzu ona göre vermek önem taşıyor. Bu doğrultuda çabalarken kimi ikna edeceğiz, kiminle uzlaşacağız, kimi yolundan çevireceğiz, bilmeliyiz.
Biliyorsunuz AKP yeni anayasa için, “seçimden sonra” dedi, CHP ise suskun.
Bu durumda tek çare partilerin anayasa hakkındaki fikirlerini bir çeşit “oy verme şartı” haline getirmek.
Örneğin çifte meclis hakkında, insan hakları ve kadın hakları üzerine ne düşünülüyor?
Bir tehlike de var; anayasayı meclis yapacak ya, “bu meclisin yerine başka bir kurum ya da heyet yapsın” deniyor. Bu tehlikeli bir düşünce...
Yeni anayasa yapılması süreci başladı, değişmeye hazırız, herkes de hazır olsun!”

Meltem Gürler: "Unutmayalım, sürecin bizatihi kendisi önemli ve dönüştürücüdür."

Toplantıda 10’ar dakika konuşacak ana konuşmacılardan Halit Çelik (Mazlum-Der eski temsilcisi, avukat):

“Bu anayasa herkesi ilgilendiriyor, bu nedenle de herkes katılmalı, katkıda bulunmalı. Çağrıya kulak verenleri kutluyorum.
1982 anayasası toplum ihtiyaçlarına yanıt vermiyor. Örneğin Aleviler, Sünniler, Kürtler bu anayasayı benimsemiyor. Şimdiye dek anayasaları, toplumu tepeden şekillendirmek isteyenler yaptı. Cemil Meriç’in deyimiyle bu anayasa, “topluma giydirilmiş deli gömleği” gibi, kimse çıkaramıyor.
Nasıl değişmeli?
Aşağıdan yukarıya öneriler gidecek. Sonuçta bir tür lobicilik yapacağız.
Anayasa maddeleri nasıl oylanacak?
Kanımca ya tek tek oylanmalı ya da bloklar halinde…
Farklı dinler, ırklar nasıl yer alacak anayasada? Herkese tek tek mi yer verilecek yoksa genel bir ifade ile mi yazılacak?
Bunların hepsi tartışılmalı, konuşulmalı bu süreçte."

Toplantıda 10’ar dakika konuşacak ana konuşmacılardan İstanbul Barosu’nun bir dönemdeki (Meltem Gürler’in deyimiyle) efsane başkanı Yücel Sayman:
“Bu toplantıya gelirken eşim sordu, nereye gidiyorsun, niye gidiyorsun, ne yapacaksın?
Düşündüm de, aslında bu toplantı, yeni anayasa için ne istediğimi söyleme şansıydı benim için.
1982 anayasası, birbirimizle ve birlikte yaşamamıza engel bir anayasadır. Özgürlükleri bizden almışlar, devlete rehin vermişler. Hükümet, asker, yargı; canı istedikçe ve canı istediğine veriyor özgürlüğü. Oysa özgürlükler elimizdeki tek silahtır.
Hak, ihtiyaçtır. Haklar için özgürlükçü bir anayasa gerekir.
Kürt, dindar, Alevi… Kimliklerimizin üstüne ambargo koyulmamalı.
Yeni anayasada soyut kavramlardan kaçınılmalıdır.
İnsan… İnsanlık… Bunları istemiyorum. Benim için birey önemli.
Millet egemenliğine hayır! Hayali “millet” kavramı değil, “halk”tan söz edilmeli anayasada, üstelik farklılıklarıyla birlikte, bugün yaşayan halktan!
“Kamu gücü” yer almasın anayasada…
Dış modelleri bir yana bırakalım…
Vali, kaymakam olmasın, yerlerine seçimle gelenler olsun.
Eski anayasanın değişmez maddeleri yeni, anayasa ile birlikte geçersiz olacaktır. Tek değişen biziz ve bizim değişmememiz teklif dahi edilemez.

----

Toplantıda 10’ar dakika konuşacak ana konuşmacıların sonuncusu eski Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can:
“Teşekkürler İzmir!
Aslında efsane başkan Yücel Sayman çok iyi konuştu. Bize onun peşinden koşmak kaldı.
Yüzünü geleceğe dönen yepyeni bir anayasa! İddiası büyük. Eski anayasa üzerinde kimi değişiklikler olageldi, bunlar daha çok kimi pazarlıklara dayanıyordu.
Anayasalar bizim kendimizle ilgili ama hep birileri hazırlayıp bize sunuyordu. Buna “yeter artık!” diyoruz. Bunu yeniden yapmak isteyenlere “biz uzlaştık, bu iradeyi tartışamazsınız!” diyeceğiz. İşte başlayan bu anayasa yapma süreci bunun içindir. Halkın anayasası artık böyle yapılacak.
Vesayet ve asker tarafından anayasaya sokuşturulan terimler var. “Yüce devlet”, “kutsal devlet”… Bunlara hayır! Elbette devlet önemli ama bizim hayatımızı kolaylaştırması gereken bir aparat olduğu ölçüde önemli, başka anlamda değil.
Hayatımızdaki devleti düşünelim… Vergi borcu oluşur, bir yazı gelir, ardından tutuklama… İşte devlet! Bir arsanız var, oradan bir yol geçecek, kamulaştırma yapılır, yeriniz elden gider. İşte devlet! Özgürlüklerimize yönelik ana tehditler hep devletten gelmiştir.

“Devleti, özgürlüklerimizi ortadan kaldıracak potansiyelden yoksun bırakmalıyız.”

130 yıllık anayasacılık tarihimiz var. Bu süreçteki temel kararların hiçbirisi bize ait değil. Kararları hep başkaları verdi. Kim? Kravatlılar… Yüzüklerin efendileri… Karanlıkların gücü…
Örneğin 1924 anayasasını, bürokratlar ve tek parti şekillendirdi.
1961 anayasasında 63 temel hak vardı ama devlet; kimi kesimler -örneğin sendikalar- bu hakları ciddiye almaya başladıkça, onları yıllar içinde anayasadan bir bir çıkardı.
1982 anayasasını ise konuşmaya bile gerek yok.
Bir anayasa, iyi ya da kötü fikir, şu ya da bu din, laiklik tanımı yapamaz. Özgürlüklerin garantisi olan, hayatı kolaylaştıran bir devleti tanımlamalıdır anayasa.
1921 anayasasının ise bir farkı vardır. Bu anayasayı, o dönemde toplumdaki çoğu rengi içinde taşıyan meclis hazırladı. Gerici - çok ilerici; okumuş - cahil herkes vardı o mecliste. Antep için bir Türk’ün, Mudanya için bir Kürt’ün şehit olduğu zamanlardı…
2010 değişikliği -ki ben de destekledim- şunu gösterdi; bu anayasanın işlemediği artık net biçimde ortaya çıkmıştır. Değişimi zorlayan bir durum bu. İktidarı da, muhalefeti de zorlayan bir durum.
Herkesi barış içinde kucaklayacak ama herkesi oldukları gibi bir birey olarak kabullenecek anayasaya doğru bir değişim var.
Bu seçim döneminde her toplantıya gidin. Öyle konuşun ki, hiçbir parti bir anayasa taslağı sunamasın, ancak sizin taleplerinize uygun bir anayasa sözü versin.
------

Söz isteyen ve kürsüye gelerek 2 dakikalık haklarını kullanan konuşmacılar:

-----

İnci:
"Cumhuriyet ile birlikte örneğin Kuran, Elmalılı Hamdi Yazır tarafından Türkçe’ye çevrildi ama hukuk dili Türkçe’ye çevrilemedi. Birçok şey değişti, hukuk dili Osmanlıca kaldı. Anlamayalım diye bir kasıt var sanırım. Yeni anayasa anlaşılır, açık bir Türkçe ile yazılmalı.
Anayasa tartışması yaparken aklımızda bulunsun ki, İngiltere’nin anayasası yoktur.
Denetleyenlerin de denetlenebildiği bir anayasa ve kademeli hukuk anlayışını önemli buluyorum."

-----

Özlem Özel:
"Çerkezlerin taleplerine değinmek istiyorum. Çerkezler Türk değildir, Kafkasya kökenlidir ama çoğu Türkleştirilmiş durumdadır.
“Bu topraklar için savaşırken Türkçe bilmiyorduk; şimdi de ana dilimizi unuttuk.”
Anayasada, ana dilinde eğitim hakkı önemli; sülale adımızın soyadı olarak kabulü önemli… Etnisite konuşulunca ardından mutlaka bölünme olacağı korkusu da artık bitmeli.

-------

Metin Özçeri:
5 kavram önemli:
Artık bir ırka dayanarak bu toplumu ayakta tutamayız. Ne demişler, “insanı yaşat ki, devlet yaşasın!”
Şimdiye kadar olduğu gibi artık yürümez: Romanlar sığıntı olamaz!

-----

Serpil Özkasap:
Kendi yazdığı harika bir şiir okudu. “ ‘Roman kardeşlerim…’ dediniz ya, mutlu oldum” dedi.
“olanları ruhuma yansıtsaydım, sopayla beni oynatanları vururdum”

-----

Nurettin:
“gelin tanış olalım, işleri kolay kılalım”

-----

(Bir konuşmacı) :
"İzmir, yeni sivil anayasaya örnek olacak bir adım atıyor.
Kimse ortak dile karşı değil ama herkes de kendi dilini yaşayabilmeli. Bu ülke aynı zamanda tüm dinlerin ülkesi sayılır.
Ben, bu kapıdan çıkan herkesin memnun olacağı bir anayasa istiyorum."

---

(Bir konuşmacı):
Anayasada “İslam” bulunsun istiyorum.

---

Armağan Bey:
Orman köylülerinin haklarını dile getirdi. “15.757 orman köyü, 15 milyon orman köylüsü var.”
“Devletin görevi kişilerin haklarını engellemek değil, haklarını vermektir.”

---

Hamit:
"Bir dilim baklava çaldığı için hapse atılan, acı çektirilen çocuk aklımdan hiç çıkmıyor.
“Avukatları işsiz bırakacak bir anayasa istiyorum.”

---

Bengül Güngörmez:
“İlkeleri göstersin anayasa; özel ilişkileri değil, devleti ve iktidarı sınırlasın; merkezde özgürlükler olsun; “anayasa” ismi artık olmasın, buna da başka isim bulunsun."

---

Ali Rıza Kaptan:
“Devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmezliği…” dendiği zaman özgürlüklere yer kalmıyor.”

---

İsmail Almalı:
“Ben Van’dan geliyorum. Hepimizin umudu olan yeni anayasaya katkıda bulunmak için buradayım. Yasalara ana üretmişiz, türetme olsun istiyoruz. Değişmeyecek madde olmasın, diyoruz.”

---

(Bir konuşmacı) :
“Bu iktidarla anayasa nasıl yapılır?”

---

Koço Viran:
“15 yaşımda doğudan batıya kaçtım, kurtulurum sandım, burada da milli manevi değerlerle karşılaştım. Vergi rekortmeni olarak 7 yıl hapis yattım.
Dilimi özgürce kullanma hakkı istiyorum!”

---

(Bir konuşmacı) :
“Evet, yapabiliriz! Bu toplantı bunu gösteriyor. Artık onlar düşünsün.
Baraj, dokunulmazlıklar kaldırılsın.”

----

(Bir konuşmacı) :
“Bana diyorlar ki ‘ne kadar güzel Türkçe konuşuyorsun…’ Kendi ülkemizdeki farklılıkları bilmiyorlar, bilmemiz de istenmiyor. Yeni anayasayı bizler yaparsak vay onların haline…”

---

Mustafa Burutakoçin:
“Aslında soyadım ‘Börteçine’ idi ama…
Yeni anayasa halk egemenliğini yansıtmalı. Örneğin bir milyon imzalı bir dilekçe ile bir hak alınabilmeli, referanduma gidilebilmeli ama referandumlar bir hakkın kısıtlanması için kullanılamamalı.
TBMM dışında kimseye ‘anayasal güvence’ tanınmamalı. Diğer konular, ayrıntılar çıkarılacak çeşitli yasalarla çözümlenmelidir.”

---

Rıfat Bey:
“Balkan cemaatinden geldim. Yeni anayasa yapılması sürecinde güçler dengesi önemli olacaktır. Bu hükümetin varlığı bir avantaj sayılabilir. En azından tüm bunlar konuşulabiliyor. Arnavut, Pomak, Boşnak vatandaşlarımız var. Bunların varlığı da dikkate alınmalı. Kötü bir örnek olarak Yugoslavya aklımıza geliyor, korkuyoruz.
Herkes kendi dilini evinde konuşabiliyor. Türkçe hepimize yeterli!”

(İzleyicilerin arasından bu sözler üzerine yükselen kibar bir ‘yuh!’ sesi dikkati çekti.)

---

(Bir konuşmacı) :
“Bir Müslüman olarak artık kılık kıyafetimden taviz vermek istemiyorum.
Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.
‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ kaldırılmalıdır. Necip Fazıl Kısakürek bu yüzden hapis yatmıştı”.

---

Hüseyin Aydın Turan:
“Kuvvetler ayrımı önemli. Bağımsız yargı, bu işin gerçek sigortası olmalıdır.
Mezhep farlılığı nasıl yansıyacak anayasaya?
Ya da başörtüsü konusu?”

---

Nail Çelik (Memur Sen - Diyanet Sen):
“Din ve vicdan haklarını tanıyan, kıyafet yasaklarının olmadığı, ayrımcılığın tasfiye edildiği, bireyi öne çıkaran, adaletin tecelli edeceği bir anayasa istiyorum.
Bence Diyanet İşleri Başkanlığı kalkmasın, atanan değil seçilen bir diyanet olsun.”

---

Latif Özkan:
“Madde madde oylama olursa kaos olur.
Halka sorularak yapılacak anayasa iyi olur.”

---

Neval (Emekli işçi): “Ben çok umutsuzum... Sendikal haklar, evrensel hukuk kuralları ne olacak?

---

(Bir konuşmacı) :
"Yeni anayasada, milletvekillerini geri çağırma hakkı olsun. Yöre, ırk ayrımlarının yansıması konusunda objektif olunsun.”

---

(Bir konuşmacı) :
“Güneyimizde Kürdistan Özerk Bölgesi kuruldu. Burayı görmezden gelip “sadece Kürtleri görelim” demek yanlış değil midir?
Koçgiri ayaklanması, Şeyh Sait isyanı vb. hep bu tür anayasa denemelerinin ardından çıktı. Anayasa denince bu yüzden aklıma hep kötü şeyler geliyor.”

---

Selim:
“Yeni anayasanın önündeki engellerden en önemlisi “Türk” ve “Türklük” gibi kavramlar olacaktır.
Aslında Kürtleri yok etmeye çalışmakla kimse kendi anayasasını daha demokrat yapamaz!”

---

Engelli bir vatandaş:

“Eğitim hakkı, konut hakkı gibi konular yeni anayasada yer bulabilmelidir.”

---

Pervin Mısırlıoğlu (İzmirizmir.Net):
“Kadına yönelik şiddet son zamanlarda aldı başını gitti. Yeni anayasa kadının bu ikinci sınıf ve korunmasız konumuna son verecek biçimde düzenlenmelidir.”

---

Veysel Bey:
“Canımız nereden acıyorsa, orasıdır insanı konuşturan!”
“Herkes kendisini hassasiyetleri üstünden ifade ediyor. Zaten amaçlanan da bu sanırım.
Ancak şunu sormalıyız: Neden şimdi? Çünkü tüm dünyada değişim var. Teknoloji zıpladı, Sovyetler Birliği çöktü, Türkiye’de de değişim rüzgârları esiyor. 1982 anayasasını biraz rötarlı olarak ancak şimdi tartışıyoruz.
Kentli, laik, balık-rakıcı kesimler ne yazık ki çok muhafazakârlar. Belki de bu yüzden İzmir en muhafazakâr kent. Allah yardım etsin…
İşin motoru Kürt halkının enerjisidir. Anayasa insanın emrinde olmalıdır. Tepeden inmeci anayasalara artık yer yok.”

---

Ömer:
“Bu konulardaki samimiyet tartışılmalı. Balans ayarcılarına da, Glu glu dansı diyenlere de, Tayyip Erdoğanların şiirden hapsedilmesine de, çanak çömlekçilere de, Ergenekonculara da, Nedim Şenerlerin hapsedilmesine de karşıyım…
Barajın da karşısındayım.”

---

(Bir konuşmacı) :
"Yeni anayasaya, Osmanlıdan bazı kavramlar alınmalı. Muhammed’in hayatından da alınmalı. 23 yılda neler yaptı, ne kadar çok şeyi değiştirdi? Giysilerdeki ayrımcılık bitmeli. Yeni anayasa, herkese, kendisini eşit hissettirmeli. Referandumlar daha sık olmalı. Darbeler artık rüyada bile görülmemeli. İnançlara saygı olunmalı; bu memlekette, kilise isteniyorsa kilise de açılabilmeli abicim!”

---

SORULAR – YANITLAR

-Anayasa Mahkemesi demokrasiyle bağdaşır mı?

Osman Can: “Seçilenler yapıyor, seçilmeyenler iptal ediyor” gibi görünse de evet, olabilir. Parlamentoların çalışmasını anımsayalım. Bazı durumlarda bir yasa 20-30 kişiyle çıkmıyor mu? O demokratik de ötekisi değil mi?
Demokratikleştirilmiş bir Anayasa Mahkemesi güvencedir, yararlıdır.

---

Laiklik üstüne sorulanlara Osman Can’dan yanıt:

“Yeni anayasada laiklik nasıl olacak, diye tartışırken eskinin kalıplarına saplanıp kalmamalıyız.
Laiklik aslında anayasada tanımlanmamalıdır. Eğer, tek tip düşüncede bir kurum yaratırsanız, ne yazarsanız, nasıl yazarsanız yazın, işe yaramaz.
367. maddeyi düşünelim. Yeri geldiğinde istedikleri gibi yorumladılar. Oysa yazılan öyle değildi.
Problem olan, “kendinde her şeyin yetkisini gören devlet” anlayışıdır.
Bizde laiklik sorunu yoktur ama devlet pratiğine ilişkin sorunlar vardır.”

----

Halit Çelik:

"Anayasada illa da laiklik olması geremiyor. Avrupa’da sadece 3 ülkede var. Var olsun denirse, laiklik adına birini askere almayan, askerden atan, memur yapmayan zihniyetin sorgulanması gerekir.”

Kuvvetler Ayrılığı

Osman Can:

"Sistemin sigortası denebilir.
Yetki vereceksiniz ama yetkileri dağıtma, dengeleme ve sınırlama da yapacaksınız!
Yargı gereklidir; denetim, denge unsurudur.
Erkler ayrılığından taviz olmamalı. Ancak erkler ayrılığının bizde anlaşılan biçimi farklıdır. Yargıyı, politik bir muhalefet unsuru olarak isteyenler var; bu olamaz!
“Anayasa Mahkemesi” direndi, iyi çalıştı” deniyor. Yanlış bir direnmeydi, politikanın devamıydı. Şimdi tersinden yapılması da yanlış olur.
Çoğulculuğun olduğu yerde aslında emniyet subabı yargı da değildir. Subap biziz, yani halk!
Eksik olduğu ortada, yeni katılımlar sağlanmalı.
Unutmayalım ki biz bir taslak hazırlıyor değiliz. Halkın gerçek taleplerini toplayıp, bir sistematik içinde gereken yerlere ileteceğiz."

---

Evrensel hukuk açısından anayasanın yeri, çoğunluğun faşizmi, dezavantajlı grupların anayasada nasıl ele alınacağı…

Yücel Sayman
:

Anayasa kısa olmalı. Ayrıntıya girilmemeli. Her özgürlükten söz edilir, her grup eklenmeye çalışılırsa, bir tür pazarlık alanı açılmış olur.
(Y. sayman, elindeki yazıdan bölümler okudu)

Laiklik konusunda amaç maddeleri önemli. Orada herkes kendini görebilmeli. Gerisi uygulamada ortaya çıkacaktır.
Milletvekillerini geri çağırma hakkı olmalıdır.
Yeni anayasanın yapılması sürecinde, partiler birbirleriyle benim kaderim için pazarlık yapacaksa, bu ahlâki değildir. “Sizi seçmekle biz sadece size meşruiyet tanıdık, onun gereğini yapın!” demeliyiz onlara.
“Laiklik”, “kamu düzeni”, “kamu yararı”, “kamu güvenliği” gibi muğlâk sözcükler, anayasada yer almamalıdır. Bunlar genellikle özgürlüklerin karşısına dikilen kavramlardır. Resmi devlet dili bu alanda özgürlüğün dilinin karşısına çıkarılıyor. Bu kabul edilemez.
Bir kişi “ateizm insan haklarına aykırıdır” dedi; bunu diyeni vali yapsak, emin olun hayatımız hapislerde geçer…
Örneğin etnisite referanslı bir referandum talep edilemez.
Başörtüsü talebi “herkes örtünsün” diye, anadil talebi “herkes bu dili konuşsun” diye istenmemeli. “Anadilini evde konuşsun, bu yeter” denemez. Dilini elbette bilim, sanat alanında da geliştirecek. Bunu engellerseniz asıl hatayı siz yapmış olursunuz.
Despotik devlet dili genellikle göksel dildir. Anayasaya özgürlük dili hâkim olmalıdır.
Laiklik zaten demokrasinin içindedir. Kanımca anayasada yer almamalıdır. Yoksa gün gelir birisi için ötekinden vazgeçmek getirilir gündeme.

Osman Can:
"Önümüzde seçimler var, sonuçları yaklaşık belli. “Anayasayı bu parti mi yapacak?” mantığı öne sürülerek AKP bir güven ve samimiyet sınavına sokuluyor, “temiz” olup olmadığı sorgulanıyor. Ancak unutmayalım ki AKP içimizden çıktı. Yani bizim kadar temiz!
Başbakan, referandum sonucu açıklanırken yaptığı konuşmada “Haydi Burhan!” dediğinde “Eyvah!” dedik, “kaderimiz yine siyasi partilerin eline teslim ediliyor”. Kaderimizi siyasi partilere teslim etmeyelim. Bu anayasa yapım süreci bu nedenle özgün, ilişkiler bu nedenle önemli.
Şöyle düşünülebilir: “%10 baraj varken, parti içi demokrasi bu haldeyken, lider sultası ortadayken oluşacak meclis mi bizim kaderimizi belirleyecek?” Ancak yanıtımız belli; “Başka meclisimiz yok!”.
Bir yerde kuralların olması da yeterli olmayabiliyor. Asıl olan oradaki kültür, demokrasi kültürü, yönetme kültürü… Darbelerin ülkemizde bu kültürde oluşturduğu erozyonu görmek zorundayız.

Uçağı nedeniyle sorular kısmına kalamayan Sayın Tarhan Erdem, konuşmasında %10 seçim barajını fazla sorun yapmadı ama bence anayasa yapılması yönünden sorun var. Eğer baraj böyle kalacaksa, meclise bağımsız katılımlar olabilir ama meclis anayasa komisyonuna, mecliste temsil edilenler dışında, aldıkları oya göre diğer siyasi partilerin de katılımına olanak sağlanmalıdır.

İzmir’de bu sürece destek verenlere, ilgi gösterenlere teşekkür ediyoruz. "

-----

Halit Çelik:
Müdahale edersek, çaba gösterirsek daha iyi bir anayasa ortaya çıkabilir.

xxxx

Baştaki yorumu yazan ve notları tutan: İlhami Mısırlıoğlu

Son Güncelleme Tarihi: 16 Mart 2011 22:32

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
12 Mart 2011 00:02

güngör sezgün

Sayın Mısırlıoğlu, tebrikler. İyi bir iş başardınız. Konuşmacılara 2 dak.konuşma yöntemi çok yerinde olmuş. Başarılar. Selam.

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.