HDP'ye Oy Oy ya da Yıkım Ekibinden Uzak Durmak
09 Haziran 2018 15:11 / 2667 kez okundu!
“Yıkım ekibinden ve -PKK’nin silah bırakmasını açıkça savunmadıkça- HDP’ye oy oyculuktan uzak duruyorum... Bu ülke müslümanların değiştiği, demokratlaştığı kadar değişecek, demokratlaşacak ise; bu değişimin, dönüşümün kolaylaştırıcısı olmaktır biz eski kuşaklara düşen.”
*****
HDP’ye Oy Oy ya da Yıkım Ekibinden Uzak Durmak

Kimi eski yaşlı solcu arkadaşlarım ve onlara inanmış bazı gençler oradan buradan ulaşıp HDP’ye oy istiyor. Onlara yazdığımı buraya ekleyeyim, yönümüz belli olsun ;)
7 Haziran 2015’de HDP’ye verdiğim oy; bana küstalık, burnu büyüklük, gerilla övgüsü, şiddet yanlılığı, canlı bomba üreticiliği olarak geri döndü yazık ki :( Uyarılarımıza, açık mektuplarımıza aldırmadılar. “Siz kimsiniz ya, ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız, sizin oyunuz da olmaz olsun” dediler burnu büyüklükle :(
1 milyona yakın kişi oyunu geri çekince de yine uyarıyı anlamamakta direndiler. Çünkü asıl kararı veren yıllardır ülkeden kopuk yaşayan silahlı Kandil baronlarıydı. Onlara direnecek, onları ikna edecek gücü kendilerinde göremeyenleri ben de artık dikkate alamam...
Kasım 2015’de geri çektiğim oyumun yönünü değiştirmek için de henüz bir gerekçe görmüyorum. PKK'nın silah bırakması için açık ve net tavır almayan bir parti/kişi, kendisini kendi elleriyle politik anlamda yok etmiş demektir. Böyle bir özeleştiri de henüz ufukta görünmüyor :(
Özetle, #kategorikmuhalif tutum, #senibaşkanyaptırmayacağız sekter çizgisi sürdükçe, bu çizgiden uzak durma yanlısıyım.
"Bu ülke, müslümanların değiştiği kadar değişecek" ve “bu ülkedeki son 15 yıllık dönüşüm Müslümanların ve en geniş anlamda Kürtlerin birlikte davranmasıyla oluştu” yaklaşımını temel alıyorum.
Bu durumda ise; yerim belli ki o taraftadır. Eleştirerek, #doğruyadoğruyanlışayanlış çizgisini savunarak, bu değişim, dönüşüm sürecinde kolaylaştırıcı olmaya devam edeceğim.
Avrupa Merkezci, Oryantalist, eski solcu çizgilerimizin HDP şemsiyesi altında, özeleştiriden uzak, marjinalite içinde yok oluşlarını, çökerken Kürtlerin bir kısmını da yanlarında sürükleme tehlikesini ibretle izlemekteyim.
Marjinalleşmiş, halktan tamamen kopmuş bu “solcu”ların, HDP içinde vitrin süsü olmalarından memnun oluşları ise ancak trajik olarak nitelenebilir. Örneğin DSİP ya da Yeşil Sol Gelecek Partisi'nin kendi içindeki yok oluştan, ufalanmadan ders almayışı da öyle...
PKK'nin, "Suriye'de devlet biçiminde ona USA tarafından sunulan elma şekeri"ne kanıp, Kürt barışını hendeğe gömmesine, DSİP, YSGP ve HDP'nin sessiz kalmasının bedeli; DSİP yönünden yerinde saymak, YSGP açısından sıfıra yaklaşmak, HDP açısından da, eskiden arka bahçesi saydığı geniş Kürt tabanından giderek daha fazla kopmak olacaktır.
Eski sisteme dönüşçülerin yolunun, çıkmaz sokak olduğu açıktır. Yeni olanın herkes ne kadar çabuk farkına varırsa, kendisi ve çevresine o kadar az zararı olur.
Yıkım ekibinden uzak durmaya gayret ediyorum.
Ağustos 2015’de İzmir’de Selahattin Demirtaş ve Ertuğrul Kürkçü’ye elden verilen manifestoya (Bknz: Selahattin Demirtaş'a Açık Mektup) tekrar göz atılmalı. Oradaki uyarıları ciddiye almayıp, “siz üç kişi de Kasım seçiminde bize vermeyin” diyenler, seçimde cevaplarını aldılar. 1 milyona yakın kişi oyunu çekti.
Demirtaş ve çevresi oradaki uyarılarımızı ciddiye alabilseydi, en azından bu kadar insan hendeğe gömülmez, kentler yıkılmaz, barış havaya uçurulmazdı. Abartılar, abartılarıları doğurmaz; kendisi de şimdi hapiste olmak yerine, CB yardımcısı olarak seçimlere hazırlanıyor olurdu.
Silahlarını bırakmış PKK, müslümanlarla işbirliği içindeki (bu işbirliğini vitrine bir tane başörtülü koymak olarak anlamayan) HDP; barışa ve Türkiye’nin bütün Ortadoğu’da en güvenilir, etkili, adaletli bir büyük güç haline gelmesine katkıda bulunmuş olurdu. Terörü bitirmiş Türkiye, Türk’üyle, Kürt’üyle tüm halklarına daha fazla özgürlük, barış, refah ve mutluluk taşırdı. Daha çok demokrasi uzaklarda değil, elimizin hemen altında olurdu. HDP ve etkisiz bileşenlerine soruyorum; Öcalan dahil, bu barışa katkısı olanlar da, bugünkünden daha özgür durumda olmazlar mıydı?
Ancak Suriye’deki elma şekerine ve USA desteğine kanan Kandil Baronları ve onun yolunu parlatanlar, bugün elma şekerinin ellerinde kalmış sopasıyla baş başa durumdalar.
Şimdi bir daha düşünelim, hangi yol doğruydu? “Seni Başkan yaptırmayacağız” çizgisi mi, yoksa bu uğurda baldıran zehri içmeyi göze almışlarla yapılacak sahici bir barış için sahici bir işbirliği mi?
Ya her şeye sivil, demokratik çerçevede bakacağız ya da her cenahtaki militer sarhoşluklara kapılacağız.
Bu ülke müslümanların değiştiği, demokratlaştığı kadar değişecek, demokratlaşacak ise; bu değişimin, dönüşümün kolaylaştırıcısı olmaktır biz eski kuşaklara düşen.
Ya 100 yıllık statüko tarafında bulunup, Menderes'in son zamanlarında olduğu gibi, bilerek bilmeyerek, onun için yakılmış ateşe tapıp, şimdi de Erdoğan için yakılana odun taşıyanlardan olacağız; ya da kâh tartışarak, eleştirerek, atışarak, barışarak, koalisyon yaparak, bazen de bozarak da olsa, ülkeyi gelecek yıllarda da "İslamcı" kesimle değiştirmeye dönüştürmeye devam edeceğiz. Buradaki değişimin karşılıklı olacağı da çok aşikâr...
15 Temmuz darbesine karşı destansı direniş, tüm dünyaya, özellikle geniş Orta-Doğu coğrafyasına ilham verdi. Ancak hala ona tiyatro diyen eski, yaşlı Avrupa Merkezci, oryantalist sağcı ve solcularımızdan özellikle solcular; 15 Temmuz darbesini engelleyip rüşdünü ispat eden halkın, buna benzer aptalca planlara pabuç bırakmayacağını anlamamakta ısrarcılar.
Şimdilerde yaşlı kuşağın, 50 yıllık hatalarını genç kuşağa bulaştırarak, böylece kendilerini hala haklı görmeye çabalaması, bu nedenle insanın içini daha da sızlatıyor.
Hele şu sıra Kadıköy’de Che Guevara posteri açıp polisle çatıştırılan gencecik liselileri öne sürerek yeni Gezi hayalleri yaratmaya, yeni “mağduriyetler” oluşturmaya çalışmaları ise zavallıcadır.
Bu kuşağın “en akıllıları” ise, seçim sonuçlarını şimdiden şaibe altına sokacak “şiddetsiz eylem” planları yapıyor, avukatlar üzerinden “devrimci durum” yaratma hayalleri ile oyalanıyorlar.
Bunları ciddiye alan herkes, 24 Haziran ile birlikte planlarını kökten değiştirmek zorunda kalacaklardır.
Yıkım ekibinden ve -PKK’nin silah bırakmasını savunmadıkça- HDP’ye oy oyculuktan uzak duruyorum. Vesselam.
İlhami MISIRLIOĞLU
09.06.2018, İstanbul
Son Güncelleme Tarihi: 13 Haziran 2018 15:16



