AMERİKA STRATEJİ Mİ DEĞİŞTİRİYOR?

06 Haziran 2018 14:12 / 1285 kez okundu!

 

 

ABD'nin Türkiye'ye yönelik son hesabı 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Bu seçimlerde Erdoğan yönetimini devirip kendi planlarına uygun davranan bir yönetimin oluşmasıyla, FETÖ'nün ağırlığının olduğu bir Türkiye ile işleri götürebilirdi. Erken seçim kararı bu oyunu da bozdu. Seçimin 'baskın' olarak nitelendirilmesinin sebebi budur. Hazırlıksız yakalananlar, ülke içi muhalefet güçlerinden çok kendileridir. Bu nedenle ekürileri Almanya ve Fransa ile birlikte Ortadoğu stratejisinde revizyona gitme gereği duydular. Onlar aptal değil. Kamuoyu yoklamalarını yapıyor ve sonucu biliyorlar. Bu yüzden Erdoğanlı bir Türkiye şartlarına göre planlarını yenilemek istiyorlar.

 

*****

 

AMERİKA STRATEJİ Mİ DEĞİŞTİRİYOR?

 

Amerika'nın elbette bir Ortadoğu stratejisi var. Bu stratejide elbette Türkiye de yer alıyor. Ben bu stratejinin Ortadoğu'daki siyasal yapıyı değiştirerek İsrail'e alan açmak yönünde olduğunu düşündüm hep. Bu çerçevede Ortadoğu devletleri küçük devletçiklere bölünecek ve İsrail'e 'seküler' (yani Müslüman olmayan) bir müttefik yaratılacaktır. Bu müttefik devlet de PKK aparatıyla kurulacaktır. Böylece parçalı Müslüman devletler İsrail için bir tehdit olmaktan çıkarılacak, daha sağlam bir boyunduruk altına alınarak ehlileştirilecekler, emperyalist çıkarlar garanti altına alınacak, Rusya güneyden kuşatılacak.

Bu stratejide PKK'ya karşı ön almak isteyen IKBY (Barzani) vakitsiz öten bir horoz misali harekete geçti ama bölge devletlerinin engeline takılıp başarısız oldu ve Ortadoğu stratejisi sahnesinden çekildi. Vakitsiz olduğunu Amerika'nın desteğini alamamış olduğundan düşünüyorum. Böylece PKK, tek aktör olarak kaldı.

Türkiye bu stratejiye 'gönüllü' razı edilemeyince zorla plana dahil edilmek istendi. FETÖ darbesi bunun için tezgahlandı ama başarılı olamadı. Ardından YPG silahlandırılarak başka bir yol denenmek istendi. Türkiye Kuzey Suriye'ye düzenlediği harekatlarla bunu da boşa çıkardı. Türkiye'nin siyasal ve özellikle de finansal açıdan destekçisi Katar devreden çıkarılarak Türkiye'nin zayıflatılması politikası da tutmadı. Türkiye bu teşebbüsün boşa çıkarılmasında da aktif davrandı.

Halbuki Irak ve Suriye üçer dörder parçaya bölünme için olgunlaştırılmıştı. Türkiye, Rusya ve İran'la birlikte bu devletlerin toprak bütünlüğünü savunarak bu stratejinin yürümesine de engel çıkardı. CIA Darbesiyle işbaşına gelmiş Sisi Mısır'ı ve bir saray darbesiyle söz sahibi duruma getirilmiş yeni veliaht prens eliyle Suudi Arabistan da bu stratejiye ortak edilmişlerdi. Aslında küçültülecek devletler arasında bu ikisi de var. Ama onlar, boyun eğerek ve uşaklığı seçerek bu furyadan kendilerini kurtaracaklarını sandıkları için ABD'nin dümen suyuna girdiler. Ama olaylar onların düşündüğü gibi değil, ABD'nin stratejisi doğrultusunda geliştirilmek isteniyor. Yani kendilerini kurtarma düşüncesi boş hayal. İstedikleri kadar ABD'nin dümen suyunda gitsinler kendilerine çizilen bu kaderden kurtulamazlar. Tek çıkış yolları anti emperyalist bir Ortadoğu devletleri cephesinde yer almak. Fakat bu yolu seçmedikleri gibi ABD stratejisinin uygulanmasına da yardımcı oluyorlar.

Bölünerek zayıflatılmak istenen ülkeler arasında İran da var. Fakat İran bu stratejiden kendisine yarar çıkarabileceğini umuyor. Yani diğer devletlerin zayıflatılmasıyla Ortadoğu'da nüfuzunu arttırabileceği hesapları yapıyor. Rusya ise bu stratejinin hayata geçirilmiş olduğu bir Ortadoğu'nun kendisi içim güvenli olmadığının farkında. Oradan sonra sıra kendisine gelecek. O nedenle işin içindedir.

ABD'nin Türkiye'ye yönelik son hesabı 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Bu seçimlerde Erdoğan yönetimini devirip kendi planlarına uygun davranan bir yönetimin oluşmasıyla, FETÖ'nün ağırlığının olduğu bir Türkiye ile işleri götürebilirdi. Erken seçim kararı bu oyunu da bozdu. Seçimin 'baskın' olarak nitelendirilmesinin sebebi budur. Hazırlıksız yakalananlar, ülke içi muhalefet güçlerinden çok kendileridir. Bu nedenle ekürileri Almanya ve Fransa ile birlikte Ortadoğu stratejisinde revizyona gitme gereği duydular. Onlar aptal değil. Kamuoyu yoklamalarını yapıyor ve sonucu biliyorlar. Bu yüzden Erdoğanlı bir Türkiye şartlarına göre planlarını yenilemek istiyorlar.

Pompeo'nun Türkiye ile anlaşmaya ve onun bazı şartlarını kabul etmeye yönelik son uzlaşması buna işaret ediyor. Hem PKK'yı hem de FETÖ'yü gözden çıkarma sinyalleri veriyor. Çünkü onlarla olmadı; onları koruyup kollama ve yeni operasyonlarda kullanma imkanları daraldı. Böylesi satranç oyunlarında yeri geldiğinde piyonlar verilir. Bu durum emperyalizmin Ortadoğu stratejisinde Türkiye'yi operasyon alanı dışına çıkarabilir. Ama stratejiden tamamen vazgeçildiği anlamına gelmez.

Bu Ortadoğu'ya özgü bir durum değil. Yeni bir dünya kuruluyor. Kapitalizmin 2008 bunalımının sonucudur bu. Türkiye bu yeni dünyada kendine onurlu ve daha fazla söz sahibi olmaya imkan veren bir yer açmaya çalışıyor. Muhalefet partileri olaya böyle bakmıyorlar. Onlar Türkiye'yi kendi içine kapanık, aktif olmayan eski durumuna döndürerek kendilerine bir 'iktidar' çıkarma peşindeler. O iktidar emperyalizmin önünde boynu bükük durmaya devam etse bile. 24 Haziran'da Türkiye'nin yeni dünyada nasıl bir yere sahip olacağı netleşecektir.

 

Firuz TÜRKER

06.06.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.