SÖYLENMEMİŞ ŞARKILAR
02 Ekim 2010 15:20 / 1748 kez okundu!
Referandum sonuçları farklı boyutlarıyla tartışılmaya devam ediyor. Sonuçların etkileri beklenenden daha hızlı kendini dayatmaya başladı. İtiraf etmeliyim ki ben bu kadar hızlı bir gelişme beklemiyordum.
30 yıla yakın bir zamandır devam eden savaşın sona erdirilmesi ihtimali bile yüreklerimize su serpiyor.
Bir yıla yakın bir zaman bile olsa silahlar susuyor.
Barışa her zamankinden daha yakın olduğumuzun dillenmesi bunların hepsi barış ve demokrasi adına sevindirici gelişmelerdir.
Barış için umutlarımızı güçlendiren bu süreç kuşkusuz referandum sonuçlarından büyük destek almıştır. Taraflar artık daha temkinli ve istekliler. Halk kendi iradesi ile barış sürecinin hızlanmasının yolunu açmıştır. Sürecin başarısıi ise barış isteyen herkesin çabası ve mücadelesiyle olanaklı olacaktır.
Ben % 58’in önemli bir destek olduğunu düşünmekle beraber % 42 içinde de sürece destek verecek barış savunucularının olduğuna inanıyorum.
Zaten sonuçlar referandum öncesindeki ayrışma konumlarından değerlendirilmemelidir. Her şeyden önce artık yeni bir anayasa için % 58’den çok daha fazla bir desteğin olduğunu yaşayarak görmekteyiz.
Referandum sonrası evetçilerin ve hayırcıların birleşebileceği adalet-yeni anayasa-ve barış konularında ortak davranılabilecek adımların atılmasının mümkün olabileceği bir sürecin başındayız diye düşünüyorum.
Bu süreç içinde özellikle de dil çok fazla önem kazanmaktadır. Kürt halkının anadilinde eğitim yasakların sürmesinde ısrarcı olmak; yabancı dilde eğitim yapan kurumların varlığı karşısında gerçekçi bir davranış olmayacaktır. Unutmayalim ki bu sürecin tartışılıyor olması olumlu olmakla beraber anadilde eğitim hakkının kazanılmasının da süreci hızlandıracağını söyleyebiliriz.
Barışın dilini geliştirmek de sürecin en önemli ayaklarından biri olacaktır. Bunun için de evet ve hayırcılar olarak ayrışan referandum öncesi yaklaşımlardan uzaklaşmalıyız. Evet derken evetçiler de kendilerince doğru bir tutum aldıklarina inanıyorlardı, hayırcılar da öyle. Referandum öncesi tutumlardan süratle uzaklaşarak; anayasa değişikliklerine karşı çıkanların demokratik yeni bir anayasa istemleri ile kısmi değişiklikleri sistemde vesayetçi rejimin direnç noktalarını zorlayan ve kabulü sonrası yeni ve demokratik anayasa için daha elverişli bir ortamın oluşacağını savunanlar referandum sonrası yeni ve demokratik bir anayasanın gerekliliği konusunda aynı safta olmalılar.
Referandum öncesi referanduma AKP karşıtlığından yaklaşanlarla bunun hükümet değil bir sistem sorunu olduğunu savunanlar da hükümet politikalarının eleştirilmesi ve sürece katkı yapacağına inandığım demokratik birleşik bir muhalefetin yaratılması için de birlikte hareket edebilecekleri bir sürecinde başında olduğumuza inanıyorum.
Referandum öncesi duruşlarımızın doğruluğu, yanlışlığı ya da haklılığımızı, haksızlığımızı tartışmaktan ziyade yeni durumu anlamak, bundan sonra birlikte birleşik demokratik bir muhalefetin gerçekleşmesi, alternatif demokratik bir politikanin üretilmesi, Kürt sorununun çözümünde sürece aktif katılım, barışın kazanılması gibi birlikte yürüyebileceğimiz bir yola koyulmak için gecikmeden ilk adımları atmalıyız.
“Sabahın bir sahibi var.” Aklıma bu dizeler geliyor. 1977 1 Mayıs'ına atfen sevgili Ruhi Su'nun sesinden dinlediğimiz bu türkü şimdi daha da anlam kazanıyor bence. Şimdi söylenmemiş şarkılarımız artık sahipsiz değil. Yarınlarımızın da, söylenmemiş şarkılarımızın da artık bir sahibi var. Ben böyle düşünüyorum. Sabahın sahibi de, söylenmemiş şarkılarımızın sahibi de halktır. Hiç küçümsemeden kabul edilmesi gereken bir gerçekliktir bu. Sonuçları iyi okuyacak ve duruma uygun davranış ve politikalar üretecek, yani yapılması gerekeni yapılması gereken zamanda yaparak yol alacağız.
Halk silahların terk edilmesi ve gereken demokratik dönüşümlerin kararlı bir biçimde cesaretle gerçekleştirilmesi yönünde eğilimini göstermiştir. Geleceğine sahip çıkmıştır. Ya halkın önünde halkla beraber olacağız ya da halkın arkasından el sallayacağız.
Söylenmemiş şarkılar söylemek için hep beraber bir kez daha bütün önyargılarımızdan sıyrılarak durumu anlamaya çalışmalıyız.
Ben bu sürecin, bütün acılara rağmen başarıyla geçileceğine inanıyorum.
Ali Rıza Üleç
01.Ekim.2010, Almanya
Son Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2010 22:44



