TBMM'nin 23 Nisan'daki önyargısız konukları: TkMM

27 Nisan 2013 13:59 / 1934 kez okundu!

 


23 Nisan 2013 bizim Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitmemiz için çok anlamlı bir gündü. Küçükler büyüklerin elini öperdi ama biz 22 şehrin hamalları olarak sırtımızdaki yükü anlatmayı tercih ettik.

 

 

23 Nisan 2013 bizim Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitmemiz için çok anlamlı bir gündü. Küçükler büyüklerin elini öperdi ama biz 22 şehrin hamalları olarak sırtımızdaki yükü anlatmayı tercih ettik.

İzmir-Ankara uçağı Anadolu Jet’e mahkumsanız ikramın yetersizliği ve koltukların sıkışıklığına da razısınız demektir. Üstelik geç kalkan uçak yüzünden TBMM'ne ilk toplantıya geç gitmek de işin tuzu biberi olmuştu.

Başbakan ve Genel Kurmay başkanlarının BDP ile aynı anda 23 Nisan resepsiyonunda protestosuz ilk defa bir araya gelişi bir normalleşmeyi ifade ediyordu ama kırk yıl düşünsem benim de tanıklık edeceğim hiç aklıma gelmezdi.

Yukarıya yürümeden önce büyük meclisin önünde hatıra fotoğrafımı girişteki kibar görevliler çekti. Yukarı çıkana kadar etraftaki çiçekleri, renk renk laleleri görünce onları da sevinçli karelerime dahil ettim. Tam partilerin genel başkanlık ve başbakanlığın kapısına geldiğimde büyük bir telaş, koşuşturmanın ortasında kaldım, anladım ki Başbakan ve Genel Kurmay başkanları ile aynı anı tutturmuştum. Tek kare çekmeden BDP grup başkanlığına çıktım.




İki Pervin arasında tutulan dilek: Barış

Adaşım Pervin Buldan'la tanışmak, konuşmak nedense özel isteklerimden biriydi. İçeriye girdiğimde Ben İzmir'den Türk Pervin dedim. Bu hoşluk herkesin yüzünü güldürmüştü. TkMM'nin tarafsız politikası ve barış sürecine çözüm ve katkı koymaya çalışan Akil İnsanlara yaptığı ev sahipliği, İzmir'in bu konuya bakışındaki olumlu duruşu ilk ağızdan duymak onu da şaşırttı ve etkiledi. TkMM’lerin yapıldığı yerlerde doğal bir diyalog platformu oluşturmasını bizlerden dinledi...

Başkanlık sisteminin barışma sürecinde pazarlık konusu olup olmadığını sorduk. Biz BDP olarak bu konudaki fikirlerimizi daha geniş olarak açıklayacağız dedi ve bu bir ön şart olmayacaktır diye ekledi.




Pervin hanım iki Pervin arasında bir dilek tutun dediğinde aramıza Baş aşçı Şanar Yurdatapan'ı aldık ve bir dilek tutturttuk. En gizli emelimiz "Barış" olunca, eh başka bir şey de gelmedi aklımıza... Pervin&Pervin görüşmesi kendi adıma çok sıcak, güzel, samimi bir söyleşi idi. Güzel duygularla ayrıldık oradan.



Bütün partilere eşit yakınlıktayız

2. görüşme MHP grup başkanı Mehmet Şandır ileydi... Harika bir adam karşıladı bizi. Olgun, bilge, sempatik, misafirperver bir ülkücü ile konuşmak beni çok etkiledi. Yumuşak ve yapıcı kişiliği kürsüde belki biraz değişime uğruyordur her siyaset adamı gibi, ancak bize onun güncel konulara ilişkin barışsever hali çok iyi geldi. Yine Şanar'dan dayak yemeği göze alarak bir küçük eleştiride de bulunmadım değil! Akil İnsanlarla barışma sürecine ilişkin Ege bölgesindeki ev sahipliğimizde "can güvenliğimizin" sorumluluk altına alınmasının ricasının "korsan" tebligatını yaptım.



Sadece onu desem iyi "Yeni kaleniz İzmir" deyince, “Gördünüz, kırmızıya boyadık Kordon’u" dedi Mehmet Şandır. Ben de sadece MHP’liler değil CHP ve İP de vardı mitingde diye ekledim. Samimiliği, içtenliği ve kibarlığı ile göz doldurdu, gönülleri fethetti.



CHP’li Levent Gök TkMM’lilere şefkatini esirgemedi

3. görüşmemiz CHP grup başkan yardımcılarından Levent Gök ile idi. Yine çok güler yüzlü bir karşılama ve hatta bizi kolay kolay bırakmamakla tehdit ederek o da siyaset tarihinde bir ilke daha imza attı. Vekil müvekkilleri ile aradaki en "yakın" köprüye şefkatini esirgemedi... “Barışma sürecinde CHP’yi başrolde neden göremiyoruz?” sorusuna “Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu kredi verdi ama Başbakan alaycı bir ifade kullanarak, bu önemli tavrı aşağıladı. Oysa Kürt meselesinin çözümü için ilk çıkışı yapan CHP’dir, bunu kimse unutmamalı. Geçmişte sosyal demokratlar olarak bizler bu konuyu gündeme getirerek bu konudaki samimiyetimizi ve tavrımızı ortaya koymuştuk” diyen Levent Gök, şimdi bu konulara ilişkin politikalarını Güney Afrika, İrlanda gibi ülkelerin çözüm süreçlerindeki deneyimlerini incelediklerini ve bir rapor hazırlayacaklarını belirtti.



İzmir küçük Millet Meclisi’ne kendi partilerinden pek çok milletvekilinin katıldığını (Alaattin Yüksel, Mehmet Ali Susam, Musa Çam, Mustafa Moroğlu, Hülya Güven, Erdal Aksünger, Manisa'dan Özgür Özel, Nurettin Demir, Oğuz Oyan) sadece şimdiye kadar katılmak isteyip de gelmeyen Aytun Çıray ve Rıza Türmen'in ve İzmir CHP İl Başkanı'nın İkMM toplantısına gerekli ilgiyi göstermelerini istirham ettik.

CHP'ye, Ege'deki barışma sürecine katkıda bulunan dernek ve kuruluşlarla yapılan "amasız barış" girişimini anlattık.




Levent Bey'in coşkulu ve hararetli, destekleyen ve bizleri motive eden konuşmaları hepimizi çok mutlu etti. Tüm şehir hamalları bölgelerindeki iletişim ve çalışma biçimlerine ait deneyimlerini aktardıktan sonra bir sonraki seneye görüşmek ve buluşmak üzere ayrıldık. Yoğun programına rağmen bizleri dışarıya kadar uğurladı...

Muhalefet bahçesinde tek iktidar TkMM'nindi

Son buluşmadan önce bir yemek molası verdik. Türkiye küçük Millet Meclisi, Büyük Meclisin sofrasına kurulduk.

Oktay Ekşi ile Hikmet Sami Türk ve Balıkesir milletvekilleri yemek salonunda biraz sohbet ettik.




Şimdi sıra güneşe çıkmak, biraz Ankara havası solumak ve Muhalefetin bahçesinde vekillerle çay, kahve içip biraz tanışmak, konuşmak zamanıydı.

Ooooo kimlerle karşılaşmadık ki? Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Gülten Kışanak, Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve daha ismini bilmediğim BDP’li vekillerle CHP'li Hüseyin Aygün, hemen biraz ötede karşılarında Birgül Ayman Güler ve MHP’li vekiller tam bir renk cümbüşü bahçeye uyumlu, sakin ve keyif içindeydiler.




Birgül hanım benimle fotoğraf çektirdi ama yayımlamak yok dedi. İzmir-Diyarbakır köprüsü olmamdan hoşlanmadığını da ekledi tabii. Üzüldüm. Üzüldüm çünkü beni bir de İstanbul CHP milletvekiline şikayet etti. :)))



Bir başka köşede yeşilliklerin içinde gerçekten güzeller güzeli, hepimizin aklına ve ruhuna hayran kaldığımız Şafak Pavey tüm ışıltısı ile güneşi kıskandırıyordu. Sanki aklı temiz kalsın diye ışık demeti içinde duruyordu... Çok tatlıydı, çok güzeldi...

Muhalefet bahçesinde Ahmet Türk'ü İzmir'e davet ettim. Artık taşlamaların geride kaldığını söylemeye çalıştım. O da zaten hiç bir zaman bütün İzmir'i töhmet altında bırakamayız ki o zaman da aynı şeyi söylemiştik dedi. Sırrı Süreyya Önder'e eşimle kendisinin TV programlarını çok sevdiğimizi, şu Kandil işini bırakıp tekrar zevkli sohbetlerin yapıldığı günlere dönmesini önerdim. Güldü. Bu tacizkâr, planlanmamış görüşmeden pek de memnun kalmışa benzemiyordu. Ancak biz bu "dokunulmazlıkların" hiç farkında değildik.




İzmir'de İletişim Fakültesinde okumuş olan ve kendini bu anlamda İzmir'e çok yakın hisseden Gülten hanımı gerçekten çok sevdim. Sıcacık gülüşü, kucaklayıcı samimiyeti çok sahici ve takdire şayandı.

İzmir haberlerini coşku ve sevinçle dinledi. Bizim İzmir'de gri bir alan oluşturmamızdan çok etkilendi.


Yol için köprü, köprü için yol önemlidir

Son görüşmemiz AK Parti Grup başkan vekili Mahir Ünal ile saat 16.00’da idi. Bizim TkMM hamal ordusu masalara sığmaz haldeydik. İki milletvekili bizleri ağırladılar. Her parti ile görüşmemizde "tarafsızlığımızın" altını çizerek bu kez de AK Parti’den 5 yıldır çalışmalarını başarı ile sürdürmekte olan TkMM’lere katılımın en başından itibaren tarihleri kesinleşmiş olan toplantılara katılımının kesintisiz ve istikrar içinde olabilmesini arzu ettiğimizi kendilerine ifade ettik.



Şanar Yurdatapan'ın bu dahiyane buluşuna başından beri destek verdiklerini samimiyetle dile getiren Mahir Ünal, bu diyalog platformunun sivil toplumla vekiller arasında iyi bir köprü oluşturduğuna dikkat çekti. Karşılıklı görüş alışverişimiz saat 17.00’ye doğru bitti ve bizler TBMM'den güzel duygularla ayrıldık.



Yine rengarenk çiçeklerin içinden çok renkli siyasilerin üzerimizde bıraktığı etkilerle aşağılara yürüdük...

Ankara'ya bahar gelmişti. Türkiye'ye barış baharla birlikte geliyordu...




Bu bahar başka bahar... Barış kokusu her çiçekten daha güzel kokar... En güzel gülden en keskin kokulu sümbülden, en siyah laleden, en beyaz laleden daha nadide bir görüntü sunar...



Pervin MISIRLIOĞLU E.

26.04.2013

 

 

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.