Heso İle Naze'nin Devasa Aşk Hikayesi

19 Nisan 2020 22:29 / 542 kez okundu!

 

 

Bu Yazımda Gerçek Aşkın Var Olduğunu Kanıtlayan Dillere Destan Göz Yaşartıcı Bir Aşk Hikâyesini Paylaşacağım. Heso il Naze’nin devasa aşk hikâyesi bu.

 

****

 

Heso İle Naze’nin Devasa Aşk Hikayesi
 

Bu Yazımda Gerçek Aşkın Var Olduğunu Kanıtlayan Dillere Destan Göz Yaşartıcı Bir Aşk Hikâyesini Paylaşacağım. Heso il Naze’nin devasa aşk hikâyesi bu.

Heso Qulîxan Ağa’nın oğludur. Ağa, kardeşinin kızı Nazê’yi oğlu Heso’ya ister. Birbirini çok seven iki genç evlenir. Bir süre sonra Qulîxan Ağa ölür. Heso ise babasının ölümünden duyduğu acıyla hasta düşer ve vereme yakalanır. Kardeşleri, hastalık aileye bulaşmasın diye onu Hesenevdal sırtlarındaki bir mağaraya bırakırlar, yemeğini oraya yollarlar. Sonra da Nazê’yi başka biriyle evlendirirler.

Nazê düğün alayıyla Hesenevdal yakınlarından geçerken müsaade ister ve son kez Heso ile vedalaşmak istediğini söyler. Mağaraya girer ve orada Heso ile karşılıkla olarak söyleşirler. Nazê en son, canlarını alması için Allah’a yalvarır, dua eder ve ikisi de orada can verir. Dengbêjlerin, hikayenin mağarada geçen bölümüyle ilgili seslendirdiği diyalog yürek dağlayan cinstendir.

Hikâye Zilan vadisindeki Hesen Evdal ırmağında başlar.

Heso ile Nazé birbirini seven iki gençtir. Nazé güzelliği ile bölgede ün yapmıştır. Ağanın kızıdır. Babası oldukça zengindir. Heso ise yakışıklıdır. Tek bildiği şey kaval çalmak ve dengbéjlik yapmaktır, yani sanatçıdır. Yoksuldur. Anne babası ölmüş ağabeyi Qulîxan’ın yanında kalıyor.

Heso ile Nazé’nin buluşma yeri genelde nehir kıyısıdır.( Hesen Evdal ırmağı)

Yine nehir kıyısında buluşurlar. Nazé Heso’ya der:

“ artık yeter kaç yıldır böyle buluşuyoruz. Arkadaşlarım arasında rezil oldum. Seninle hep böyle görüşmem hoş değildir. Gel beni babamdan iste”

Heso büyük bir ah çekerek cevap verir:

“ ben de seni almayı arzuluyorum. Ama neyle alacağım. Ne malım ne de mülküm var. İstesem de baban seni bana vermez.”

Nazé onu ikna etmeye çalışır:

“gelir beni istersin. Babam vermezse o zaman kaçırırsın. Kimse o zaman beni yadırgamaz. Demez kocaya kaçtı. Derler gençtiler, birbirlerini sevdiler babası vermedi kaçtılar. O zaman kimse bana da bir şey demez, onurum zedelenmez.”

Heso, inanmayarak ama sevdiğinin dediğini yapma mecburiyetiyle kendini hisseder kabul eder:

“tamam, babana söyle seni istemeye geleceğiz.”

* *

Heso ağabeyi Qulîxan’a söyler. Qulîxan onunla dalga geçer:

“Nerde görülmüş ağanın kızını, kuramnca verdiğini ( Kurmanc, aşireti olmayan yani soylu olmayan kişi demektir) aklını mı yedin Heso!”

Heso ısrar eder, Qulîxan istemese de kabul eder.

Nazé babasına söyler. Babası Heso ile Nazé’nin aşkından haberdardır. Kendi kendine düşünür ‘ eğer kızımı vermezsem Heso ile kaçar o zaman rezil olurum. En iyi yapamayacağı bir koşul öne süreyim ki vazgeçsin’

Qulîxan ağanın divanına Heso ile beraber çıkar. Ağa Heso’nun çalışamayacağını bildiğinden zor bir şart öne sürer:

“Heso yedi yıl boyunca koyunlarımı güdecek, bağ bahçelerime bakacak. Kabul ederse kızımı vereceğim”

Heso, şartı kabul eder.

Hayatında iki koyun güdemeyen Heso, çalışmaya başlar. Çalışma esnasında hastalanır.

Nazé’nin güzelliği bölgede ün saldığından Hakkâri mirinin oğlu Nazé’yi istemeye gelir. Nazé’nin babası kızımı ‘o çulsuza nasıl veririm fikrindedir. Verdiği sözü unutur. Kızını Hakkâri mirinin oğluna vermek için pazarlığa oturur.

Nazé babasının divanında onun pazarlığı yapıldığını öğrenir. Babasının silahını dolaptan çıkartır. Odaya dalar. Elindeki silahı gelenlere doğrultur. Öfke ve kızgınlıkla bağırır:

“ o hangi namusuzdur ki nişanlı kızı istemeye cesaret ediyor. Onu bana gösterin.”

Odadakiler neye uğradıklarını şaşırırlar. Hakkâri’den gelenler sessice odadan çıkar, atalarına biner giderler.

Heso’nun yedi yılı tamamlanır. Nazé’yi istemeye gelir. Başka çaresi olmayan Nazé’nin babası kızını verir.

Heso, Nazé’yi düğünsüz götürür.

Heso, ağabeyi Qulîxan’ın yanındadır. Qulîxan’ın eşi Nazé ile Heso’yu evinde istemez. Onları hiç mi hiç sevmez.

Heso iyice hastalanır. Kimse derdini sormaz. Nazé her ne kadar hekime götürelim dese de Heso kabul etmez. Hekime verecek paraları olmadığından gidemezler. Qulîxan da eşinin korkusundan Heso’yu parasıyla hekime götüremez.

Heso, cüzam hastalığına yakalanmış, bedenindeki yaralar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Çevredekilerin baskısıyla Qulîxan kardeşi Heso’yu Van’daki hekimlere götürmeye razı olur.

Hekimler Heso’nun yaralarını görünce Qulîxan’a bağırırlar.

“Hastalığı çok geçmiş neden daha erken getirmedin”

Qulîxan korkar. Heso’nun hastalığının ölümcül olduğunu anlar. Hekimler onu şikâyet ederler ve yakalanır korkusuyla kardeşini hastanede bırakıp köye kaçar.

Hekimler ölümcül ve bulaşıcı olduğunu tahmin ettikleri bu hastayı ne yapacaklarını tartışırlar. Bazıları onu zaten ölmek üzeredir daha fazla acı çekmesin bir ilaçla öldürüp gömelim der bazıları buna karşı çıkar eceli ile ölmesini bekleyelim der.

Nazé, Qulîxan’ı karşılar. Heso’ya ne olduğunu sorar. Qulîxan, Nazé’ye hiçbir cevap vermez. Sessizce eve gider.

Nazé dayanamaz. Babasının evinden bir at alır. Saçlarını erkek saçları gibi kısa keser. Erkek kıyafeti giyer. Ata binip Van’a gider.

Hekimler hala kendi aralarında Heso’ya ne yapacaklarını tartışırlar. Nazé Heso’yu ve hastalığını tarif ederek Heso’yu bulur. Hekimlere yakını olduğunu söyler. Hekimler memnuniyetle Heso’yu Nazé’ye verirler.

Heso şuurunu yitirmek üzeredir. Yarı baygındır. Nazé önce onu ata bindirir. Kendisi Heso’nun arkasına geçerek atı sürer.

Evde onu başka bir odada yatırır. Qulîxan’ın eşi bu durumdan hiç memnu değildir. Söylenip durur:

“ Ben ve çocuklarım hastalık kapacağız bir an çare bul Qulîxan!”

Qulîxan ne yapacağını bilmez bir durumdadır. Bir yandan kardeş yüreği öte yandan eşinin söylemleri. Artık eşinin söylemlerine dayanmaz. Bir gün sabahın erken vaktinde evdekiler uyurken Heso’yu evden başak yere götürmeyi düşünür. Nazé’nin kaldığı odaya yavaşça girer. Nazé uyumaktadır.

Heso’nun kaldığı odaya gider. Heso uyumaktadır. Onu omzuna atar. Ata bindirir. Köyden hızla uzaklaşır.

Hesen Evdal ırmağı kıyısına getirir. Nehir kıyısında ona ağaçlardan bir gölgelik yapar. Heso’yu gölgeliğin altına bırakır. Yanına birkaç günlük yemek ve bir testi su bırakır yanına. Qulîxan kardeşi Heso’nun yanından ayrılırken içi yanar ama bunu yapması gerektiğine kendini ikna eder.

Nazé sabah uyandığında ilk iş olarak Heso’nun kaldığı odaya gider. Heso’yu görmez. Sağa sola koşar. Qulîxan’ın yanına gider. Heso’ya ne olduğunu nerde olduğunu sorar. Qulîxan üzgün bir tavırla:

“ siz uyurken öldü. Onu gömdüm” der.

Nazé,

“inanmam” der “ bana mezarını göster”

Qulîxan,

“ hastalığı tehlikeli olduğundan onu köy dışına gömdüm” der

Nazé çaresizce odasında dolanıp durur. Günlerce ne yer ne içer. Ağlamaktan gözleri şişer.

Qulîxan’ın eşi Nazé’nin güzelliğini kıskanır. ‘Ya Qulîxan Nazé’ye âşık olursa ve onunla evlenirse’ der kendine.

Bunun da bir çaresini bulur. Gece kocasına veryansın eder.

“ yengen oruspu olmuş haberin yok. Şerefimiz beş paralık oldu” der kocasına.

Qulîxan,

“ Bunu nerden çıkardın” der

“Her gece odasına bir genç alıyor. Köydeki konuşmaları da duymuyor musun? Yarında tezi yok onu babasının evine gönder.”

Qulîxan eşinin dediğini yapar. Sabah Nazé’yi babasının evine gönderir. Nazé’nin babası çok sevinir. Hemen ertesi gün Hakkâri mirinin oğluna haber yollar. ‘ gel kızımı al’ diye.

Hakkâri mirinin oğlu düğün hazırlıklarını yaparak, yanında düğün alayı ile birlikte gelir.

Nazé,

“ Daha evliyim. Heso’nun öldüğüne inanmadan evlenmem” der

Nazé’nin babası köy imamının cebine bir iki altın koyar, imam gelir Heso’nun öldüğüne tanıklık eder.

“Qulîxan’la birlikte gömdük, ellerimle gömdüm” der.

 

Nazé çaresizce haline ağlar.

Ertesi gün düğün alayı ile Hakkâri’ye doğru yola çıkarlar. Hakkâri’ye giden yol. Hesen Evdal ıramağından geçer. Suyu geçerken, Nazé bir gölgelik görür. Peçesini aralar. Heso’yu görür. Onun yanına gitmek isteğini söyler. Düğün alayının başı kabul etmez. Nazé ısrar eder yine kabul etmez. Düğün alayının başına şunu der:

“ O daha nikâhlımdır. Benimle iki şahit gönderin boşasın”

Düğün alayı başı kabul eder. Nazé yanına iki kişi alarak Heso’mun kaldığı yere gider.

Heso’nun yaraları kurtlanmış, yaralarından irin ve kan akmakta. Nazé sevdiğini o halde görünce kendinden, dünyadan her şeyden nefret eder. Heso’nu yanı başına diz çöker. Ağlamaklı olur. Kendine ve ona acımaktan göğsü dolar. ‘ Heso dengbéjdir. Bir klam söylersem belki kendine gelir onu hala sevdiğimi anlar’ der ve klamını söyler:

Nazé söyler:

Hey hey kara bahtım

Babanın, nikâhlı kızını evinde evlendirmesi

Hiçbir çağda ne görüldü ne de duyuldu

Hey süvari hey

Ah yaralı sevgilim

 

Hey li min li min rebené

Kesi nedi dewré bedelé zemana

Salox nedane, bav çewa rabe

Keça bı mér dı mal De bıde mér e.

Sıwaro sıwaro hey hey lı mın

Ax wer bırindaro

 

Heso’nun içi gider Nazé’nin bu klamı ile. Heso benimle alay etmeye gelmiş der. Nazé klamını sürdürür:

ah yaralı sevgilim

içimizdeki hüzün için

Zila vadisini Hesen Evdal ıramağını gezdim durdum

ah yaralı sevgilim, uzun boyluyum

senin için yedi yoldaki köprüyüm

on iki yurdun çiçeğiyim.

 

Üç gün üç gecedir görücüler babamın evinde toplanmış.

Yedi bin başlık param

Beş takım elbise hediyem

Hasta, yaralı sevgilim

Başını bir için kaldır

Giyimimin güzelliğini gör.

İki şahit aramızda durmuş.

Bana güle güle demeni bekliyorum

Acaba yaraların nasıl?

Hey süvari hey

Ah yaralı sevgilim

 

Ax lo lo bırindaro

Ezé bı dıyaré Geliyé Zila çemé Hesen Evdalé ketım

jı xema dılé xwere, dılé mın bı ta ye

 

kuro malxırabo bejna mın bılıd e

jı te re pıra lı ser heft rıyaye

gulçiçeke dozdeh wara ye

eva iro sé şev sé roj e

dı mala bavé mın de xéli lı cıvıyane

heft hezar qelené mın

penç çek xelata mın e

 

nexweşo bırindaro ka seré xwe

Ez nızanım bıriné te çewane

nexweşo bırindaro qaseki seré xwe rake

lı xemla mın meyzeke.

Wele wayé du şahıd

Dı navbera me de sıkınine

Ez iro hatıme xatıré xwé jı te bıxwazım

Ez nızanım bırinén te çewane

Sıwaro hoy hoy lı mın

 

Heso, klamla Nazé’ye cevap verir:

Heso söyler:

Zavallı sevgilim sabahtır

Zila vadisi Hesen Evdal ırmağı ağaçlıdır

İçimdeki kederden içinde gezdim durdum

Ben zavallının yüreği dilsiz kuşun yuvasıdır.

 

Nazé bana güle güle demeye gelmişsin

Bu sözünle canımı erittin

Ciğerimi içimde parça parça ettin

Hastalığım rahman olan Allahtan’dır

Senin hastalığın bulaşmasın hiç kimseye

 

İki genç yüreğe bulaşmasın

Yedi yıldır hastayım Nazé

Ah gel gel yaralı sevgilim

Muradına erecek küçüğüm Nazé

Kara gözlüm, selvi boylum,

 

Nazlı gerdanlı

Göğsü dağların karından daha beyaz Nazé

Yaralı yüreğim neden kavuşmadı sana

Ah Nazé vedalaşmaya gelmişsin

Allah rızası için altımdaki otu tazele

Başımı koyup uyuyayım Nazé

 

Lé lé Nazé rebené sıbe ye

Ezé bi diyaré Geliyé Zila

bi çemé Hesen Evdalé dikevım

Jı kula dılé xwe u te re tev bı dar e

Dılé mın Evdalé Xwedé hélina teyré lal e

Nazé, tu bı xatıré Xwedé bıki

Tu hati xatıré xwe jı mın dı xwazi

Bı ve gotına hané te goşté cané mın heland

Kezeba mın dı nava mın de kırıye pari pari

Wele éşa mın jı Xweda yé xéra ye

Xwedé éşa te nede tu kuré caméra

Du canık û du cıwana

Heft sal ketı bû cané mın Nazé

 

Ax were were bırindaré

Eré Nazé te pıcûké lı ber mıradé

Te çav reşé, bejın bılındé, gerden qazé

Te sıng sıpiyé beleké jı berfa çıyaké

 

Lı ser xaliyané

Bırindaro çıma pé nekır mıradé

Lé lé Nazé, tu bı xatıré Xwedé bıki

Tu hati xatıré xwe jı mın dıxwazi

Tu gıyayé bıné mın teze bıke

Bırindaro bıla seré xwe deyné razé

Nazé…

 

Nazé söyler:

devran devran ah devran

ah yaralı sevgilim

içimizdeki hüzün için

Zila vadisini Hesen Evdal ıramağını gezdim durdum

Yaralı sevgilim yüreğim dağ eteğindeki kuş yuvasıdır.

Kaz ve turna sürüsü uçtu gönlümden

Birisi beyaz kanatlıdır.

Kurban olduğum haline acıma

Gel başını dizime koy

Ellerini aç

Hastaların duası Allah katında birebirdir

Kurban olduğum sevgilim

Âlemin Rabına dua edelim

Allah büyüktür belki hastalığın bana da bulaşır

Hesen’imden sonra kimseye olamayayım yar.

Hey süvari hey

Ah yaralı sevgilim

 

Dewra dewra ha dewra

Nexweşo bırındaro sıbe ye

Ezé bi diyaré Geliyé Zila

bi çemé Hesen Evdalé dikevım

jı xema dılé xwe re

 Nexweşo bırındaro

dılé mın hélina teyré lı etek e 

teyr fırıyane refé qaz û qulıngan

teyreki wa pır belek e

ez kurbana te me

gunhé xwe bı halé xwe neyne

ezé çoka xwe deynım

seré xwe lı ser çoka mın deyne

de rabe rûné desté xwe veke

duayé nexweşan lı cem rebé alemé yek bı yeke 

hey hey lı mın

de bı qûrban rabe

emé duayeki jı rebé alemé bıxwazın

xweda xwedaki mezın e 

belki éşa cané te lı cané mın peyde bıke 

bıla ez pışti Hesené xwe

jı kesi re ne bım bermaliya teze

siwaro hoy hoy lı mın

ax were were bırindaro

 

Heso söyler:

Zavallı sevgilim sabahtır

Zila vadisi Hesen Evdal ırmağı ağaçlıdır

İçimdeki kederden içinde gezdim durdum

İçimdeki kederden

 

Heso söyler:

Sevgilim,

Yüreğim sınırdaki kış yuvası

Yürek yaram büyüktür

İçtedir hüznüm

Bugün Zila Vadisi Hesen Evdal ıramağı

Üzerimize gürül gürül akar

Yeter Nazé, vedalaşmaya gelmişsin

Bu sözünle

Sanki berber makası ve usturasıyla

Kalbimi ciğerimi kesersin Nazé..

Ah gel gel yaralı sevgilim

Muradına erecek küçüğüm Nazé

Kara gözlüm, selvi boylum,

Nazlı gerdanlı

Göğsü dağların karından daha beyaz Nazé

Yaralı yüreğim neden kavuşmadı sana

Ah Nazé vedalaşmaya gelmişsin

Allah rızası için altımdaki otu tazele

Başımı koyup uyuyayım Nazé

 

Lé lé Nazé rebené sıbe ye

Ezé bi diyaré Geliyé Zila

bi çemé Hesen Evdalé dikevım

Jı kula dılé xwe u te re té bı gur e gur e

 

Lé lé nazé rebené

Dılé mın hélina teyré lı sınıré

Lé lé nazé kulén dılé mın gıran e

Xema dılé mın lı hundır e

İro ava gelıyé Zila çemé Hesen Evdalé

Té bı ser me ve gur e gur e

 

Bese Nazé, tu bı xatıré Xwedé bıki

Tu hati xatıré xwe jı mın dıxwazi

Bı vé gotına hané

Çewa tu cuzan û meqesen berberan

Bıdi seré dıl ûcegeré mın

Jı xwe re bıbıri Nazé…

Ax were were bırindaré

Eré Nazé te pıcûké lı ber mıradé 

Te çav reşé, bejın bılındé, gerden qazé

Te sıng sıpiyé beleké jı berfa çıyaké

Lı ser xaliyané

 

Bırindaro çıma pé nekır mıradé

Lé lé Nazé, tu bı xatıré Xwedé bıki

Tu hati xatıré xwe jı mın dıxwazi

Tu gıyayé bıné mın teze bıke

Bırindaro bıla seré xwe deyné razé

Nazé…

 

Nazé söyler:

devran devran ah devran

ah yaralı sevgilim

içimizdeki hüzün için 

Zila vadisini Hesen Evdal ıramağını gezdim durdum

Garazlı rüzgar eser

Zila vadisi Hesen Evdal ıramağının

Suyu coşkun ve dalgalı akar

Kurban olduğum haline acıma

Gel başını dizime koy

Ellerini aç

Hastaların duası Allah katında birebirdir

Kurban olduğum sevgilim

Âlemin Rabına dua edelim

Allah büyüktür belki hastalığın bana da bulaşır

Hesen’imden sonra giymeyeyim gelinlik

Hey süvari hey

Ve kızıl peçe

Ah yaralı sevgilim

 

Dewra dewra ha dewra

Nexweşo bırındaro sıbe ye

Ezé bi diyaré Geliyé Zila

bi çemé Hesen Evdalé dikevım

bayé bı xerez e

İro ava gelıyé Zila çemé Hesen Evdalé

Té bı ser me ve xwar û bı lez e

 

Nexweşo bırindaro

gunhé xwe bı halé xwe neyne

ezé çoka xwe deynım

seré xwe lı ser çoka mın deyne

de rabe rûné desté xwe veke

 

duayé nexweşan lı cem rebé alemé yek bı yeke

hey hey lı mın

de bı qûrban rabe 

emé duayeki jı rebé alemé bıxwazın

xweda xwedaki mezın e

belki éşa cané te lı cané mın peyde bıke

bıla ez pışti Hesené xwe

jı kesi re ne bım bermaliya teze

 

siwaro hoy hoy lı mın

ax were were bırindaro

ez idi seré xwe gıré nadım bı xeliya sor gevez e

siwaro hoy hoy lı mın

ax were were bırindaro

 

Nazé söyler:

devran devran ah devran

ah yaralı sevgilim

içimizdeki hüzün için

Zila vadisini Hesen Evdal ıramağını gezdim durdum 

Garazlı rüzgar eser

Zila vadisi Hesen Evdal ıramağının

Suyu coşkun ve dalgalı akar

 

Kurban olduğum haline acıma

Gel başını dizime koy

Ellerini aç

Hastaların duası Allah katında birebirdir

Kurban olduğum sevgilim

Âlemin Rabına dua edelim

Allah büyüktür belki hastalığın bana da bulaşır

Hesen’imden sonra giymeyeyim gelinlik

Hey süvari hey

Ve kızıl peçe

Ah yaralı sevgilim

 

Heso söyler:

Zavallı sevgilim sabahtır

Zila vadisi Hesen Evdal ırmağı ağaçlıdır

İçimdeki kederden içinde gezdim durdum

Allah bana yapılanı kardeşimin yanında bırakmasın

Nasıl kadının (karısının)

Dediğini yaptı

Beni bu ıssız yere attı

Allah ahımı yanında bırakmaksın

Ah gel gel yaralı sevgilim

Muradına erecek küçüğüm Nazé

Kara gözlüm, selvi boylum,

 

Nazlı gerdanlı

Göğsü dağların karından daha beyaz Nazé

Yaralı yüreğim neden kavuşmadı sana

Ah Nazé vedalaşmaya gelmişsin

Allah rızası için nehir kıyısına in

Bana bir tas su getir

 

Lé lé Nazé rebené sıbe ye

Ezé bi diyaré Geliyé Zila

bi çemé Hesen Evdalé dikevım

Jı kula dılé xwe u te re tev bı dar e

 

İro ava gelıyé Zila çemé Hesen Evdalé

Té bı ser me vebı mél xwar e

Belki xwedé ayé mın jı bırayé mın re nehéle

Çewa bı gorına jına xwe dıke

Bı çembılé mın dıgıre

Davéje Geliyé Zila çmé Hesen Evdalé

Hewar e lı mın hewar û gazi ye

Li mın firaz e

 Nazé tu bı xatıré Xwedé bıki

Tu hati xatıré xwe jı mın dıxwazi

Xwe bedre keviya çemé hesen Evdalé

Jı mın re bini tasek ava sar e

 

Ax were were bırindaré

Eré Nazé te pıcûké lı ber mıradé

Te çav reşé, bejın bılındé, gerden qazé

Te sıng sıpiyé beleké jı berfa çıyaké

Lı ser xaliyané

Bırindaro çıma pé nekır mıradé

Lé lé Nazé, tu bı xatıré Xwedé bıki

Tu hati xatıré xwe jı mın dıxwazi

Tu gıyayé bıné mın teze bıke

Bırindaro bıla seré xwe deyné razé

Nazé…

Nazé Heso’ya su getirmek için kıyıya iner. Döndüğünde Heso can vermiştir. Bazı dengbéjlere göre ölmek için dua etmiş ve duası kabul olunarak o an can vermiştir. Bazılarına göre de Hesen Evdal ırmağına atarak intihar etmiştir.

 

 Murat AKKUŞ

18.04.2020, Iğdır

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.