Küresel Sistemde Duygusallığa Yer Yok!

14 Mart 2017 15:49 / 106 kez okundu!

 

 

Son günlerde AB ülkeleri ve özellikle Almanya ve Hollanda’yla yaşanan, siyasi krize dönüşen diplomatik skandallar, ülke gündemini yeniden değiştirdi.

Bu gündem üzerinden yapılan tartışma ve değerlendirmelere baktığımızda ne yazık ki yine aklıselim bir devlet politikası yerine, siyasete endeksli, mantıktan yoksun, duygusal tepkiler daha çok öne çıkıyor.

Gelişen olayları neden-sonuç ilişkileri içerisinde ele aldığımızda doğruyu bulmak, makulü yakalamak çok da zor değil aslında.

Ancak konuşan her kim olursa olsun, niyet kendi kitlesine hitap etmek ve etkilemek olunca; ister istemez gündem farklı boyutlara taşınıyor ve sonuçta telafisi zor noktalara geliniyor.

16 Nisanda gerçekleştirilecek anayasa değişiklikleriyle ilgili referanduma yönelik taktiksel hamlelerle birlikte ele alındığında çıkacak sonuç farklı, ülke çıkarları söz konusu olduğunda ortaya çıkacak tablo çok daha farklı oluyor.

Toplumun hazır olmadığı, yeterince tartışılıp, halkın bilgilendirilmediği bir referandum konusunda gerek iktidar, gerekse muhalefet partileri sonucu lehlerine çevirebilmek için popülist politikalar uyguladıkları gibi, toplumun hassasiyetleriyle de oynamaktan geri durmuyorlar.

Son günlerde karşıt tercihlerin birbirlerine yaptıkları siyasi nezaket ve jestlere daha sevinemeden AB ülkeleriyle bu tür krizlerin yaşanmasını da kimi kesimler taktik hamleler olarak değerlendirme eğilimine girdiler.

İşin gerçeğine bakacak olursak, geçmişte yapılan her tür seçimde tüm siyasiler bizim seçmenlerimizin bulunduğu tüm Avrupa ülkelerinde benzer çalışmalar yaptılar.

Şimdi kalkıp bunun anayasal suç olduğu gibi zorlama yorumlarla iktidarı suçlamak doğru olmayacağı gibi, doğrudan ülkenin itibarını sarsacak böyle bir siyasi nezaketsizlik, AK Parti’li bakanlara yapıldı diye sessiz kalmak da doğru olmaz.

Ana muhalefet partisinden yapılan açıklamalar ve hatta yurt dışı ziyaretlerin iptal edilmesi olumlu sayılabilecek gelişmeler olsa da, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun” ilişkilerin askıya alınması” talebini anlamakta zorlanıyoruz doğrusu.

“Bu millet konuşmaktan bıktı, ne yapacaksan çık adam gibi yap. Biz de sana her türlü desteği vereceğiz. Hollanda ile olan ilişkilerin tamamını alın askıya.”

Oysa CHP Genel Başkanından iktidarı “duygusallıktan uzak, akılcı tepkiler vermeye” davet etmesi beklenirken, biraz kışkırtıcı bir dille seslenmesi ne kadar doğru olur?

Kaldı ki, siyaseten değerlendirdiğimizde de böyle bir yaklaşım “evet” oylarını artıracağı gibi "Kılıçdaroğlu, gizli evetçi mi?” diyenleri de haklı çıkartacak bir politik hamle gibi geliyor.

Öte yandan bir AK parti milletvekilinin “bu kriz sonrası oylarımız arttı, aslında teşekkür etmemiz lazım" türünden tespit olarak doğru ama siyasi etik olarak anlamsız ve saçma sözleri ne kadar kabul edilemezse, bu krizi bahane ederek siyasi prim yapmaya çalışmak da bir o kadar yakışıksız oluyor.

Aynı keza, tamamen köprülerin atılmasına neden olacak mülteci resti, AB yöneticilerine kızıp, bu ülkelerin halklarına yönelik hakaret içeren açıklamalar yapmak da, ileriye dönük ülkemizi sıkıntıya sokacak davranışlardır.

Bu tür durumlarda kullanılan diplomatik yollar ve uygulanacak yöntemler uluslar arası sözleşmelerle belirlenmişken, çözümü başka yerlerde aramak sonuçta ülke olarak bize zarar verecektir.

Mevcut durumdan Evet tercihinden yana olan kesimlerin yararlanacağı kesin.

Son birkaç günde Hayır’dan yana esen rüzgarın tersine döndüğünü, en azından hızının kesildiğini görmemek mümkün değil.

Henüz bir aydan fazla zaman var.

Bu süre içerisinde daha nelerin değişeceğini, tercihlerin nelerden ve hangi ölçüde etkileneceğini hep birlikte göreceğiz.

Asıl önemli olan 16 Nisan sonrası ülkemizin hangi koşullarda ve küresel sistemin neresinde olacağıdır.

Bu nedenle iktidar ya da muhalefet, Evet ya da Hayır tercihi yapanların ülkemizin geleceğini ipotek altına sokacak duygusal ve siyasi ranta yönelik tepkilerden ısrarla uzak durmalarında sayısız yararlar vardır.

Unutulmamalıdır ki, ülkeler arası ilişkilerde ebedi dost ya da ezeli düşman yoktur.

Ülke çıkarları gereği bugün sizinle dostane ilişkiler yürüten bir ülke yöneticileri yarın çıkarlarına uygun düşmeyen bir konuda düşmanca bir tavır sergileyebilirler.

Keza, geçmişte bize düşmanca davranan kimi ülkeler, gün gelir çıkarlarımız örtüştüğünde en yakın müttefikimiz, stratejik ortağımız! Olabilirler.

O yüzdendir ki, kendi iç siyaset mücadeleleri nedeniyle bugün bir biçimde Türkiye'ye karşı tutum içerisinde olsalar da uzun vadeli ilişkileri düşünerek, daha temkinli, daha akılcı davranmak, duygusal tepkilerden uzak durmamız gerekir.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

14.03.2017/BODRUM

 

Son Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2017 11:46

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.