KORONA GÜNLÜĞÜ-2

01 Mayıs 2020 22:07 / 189 kez okundu!

 

 

Son günlerde alınan sıkı önlemlerle umut veren kimi açıklamalar yapılsa da bu virüs öyle sanıyorum yıllarca gündemimizde olacak.

Nasıl grip ve türevleri yaşamımızın bir parçası haline geldi ve davranışlarımızı değiştirmemizi gerektiren bir tehlike olmaktan çıktıysa Covid-19 ve mutasyona uğrayacak türleri de gün gelecek grip gibi rutin hastalık haline gelecek.

Bu tespit işin sağlık yönüyle ilgili bir durum, kuşkusuz.

 

****

 

KORONA GÜNLÜĞÜ-2

 

Son günlerde alınan sıkı önlemlerle umut veren kimi açıklamalar yapılsa da bu virüs öyle sanıyorum yıllarca gündemimizde olacak.

Nasıl grip ve türevleri yaşamımızın bir parçası haline geldi ve davranışlarımızı değiştirmemizi gerektiren bir tehlike olmaktan çıktıysa Covid-19 ve mutasyona uğrayacak türleri de gün gelecek grip gibi rutin hastalık haline gelecek.

Bu tespit işin sağlık yönüyle ilgili bir durum, kuşkusuz.

Ancak bilime ve bilimsel gelişmeye inanan toplumlarda özellikle de tıptaki müthiş gelişim her tür salgını yenecek güçtedir.

Yeter ki bizler, bilimsel verilerin dışına çıkmadan, gerekli olan önlem ve davranış değişikliklerine uymayı başaralım.

Asıl önemlisi bu hastalık, daha doğrusu salgın, bizi yeniden unuttuğumuz değerleri hatırlamamıza neden oldu.

Yani işin sosyal boyutu bence sağlık ve ekonomik boyutundan çok daha önemlidir.

Korona’yla birlikte özellikle de bizim gibi geleneklerine bağlı toplumlarda komşuluk ilişkileri, vefa duygusu, saygı ve dayanışma gibi kavramlar yeniden gündeme geldi.

Neredeyse unuttuğumuz, mahalle kültürü, komşu hatırı, yardımlaşma gibi duygular yeniden ön plana çıktı.

Neredeyse şehir efsanesi olarak düşündüğümüz mahalle bakkalından borç sildirme, ihtiyacı olana kimliğini açıklamadan yapılan yardımlar her geçen gün artıyor.

Öyle sanıyorum süreç içerisinde çok daha farklı, yaratıcı dayanışma biçimlerini de hep birlikte yaşayacağız.

Halkın bu ayrımsız yardımlaşma ve dayanışma çabalarına karşın, iktidarın muhalif belediyelere yönelik yardım faaliyetlerini engelleyicini tavrını anlamak gerçekten çok zor.

Adana Büyükşehir Belediyesinin iyi niyetle kısa sürede hazırladığı sahra hastanesini küçümseyen, itibarsızlaştıran açıklamalar içinde yaşadığımız günlerin ruhuna hiç de uymadı.

Aynı keza, belediyelerin ekmek dağıtmasını yasaklamak, kimi illerdeki aşevlerini kapatmak, yardım kampanyalarına engel olmak doğrusu hiç yakışık almadı.

Bu yapılanları muhalefetin şovu gibi sunmak, hiç de inandırıcı olmadığı gibi, Cumhur İttifakı içinde de tartışma ve eleştirilere konu oldu.

Yerel yönetimleri daha da güçlendireceğiz iddiasıyla yola çıkan iktidarın, belediyelerin halka yardım ve hizmet çabalarını siyaset aracı yapması, giderek vatandaşın devlete olan güven ve saygısını da yitirmesine neden olabilir.

İyilik paylaştıkça, ortaklaştıkça bir anlam kazanır ve amacına ulaşır.

“İyilik de yapılacaksa, ben yaparım” türünden üstenci ve zorlayıcı bir anlayış günümüz yönetim biçimlerine ve politikalarına hepten ters bir uygulamadır.

Cumhurbaşkanının kendisi demedi mi; “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diye.

O zaman bu eski, klasik siyaset tarzında ısrar niye?

Bakın doğru şeyler yapıldığında ayrımsız tüm toplum takdir etmesini de biliyor.

Sağlık Bakanının, her ne kadar kimi zaman itibar edilmese de yaptığı hizmetlere çoğunluk olumlu yaklaşıyor ve destek veriyor.

Kimi zaman kararları dikkate alınmasa da Bilim Kurulu üyelerine yönelik tek bir olumsuz açıklama, eleştiri duymadık.

Bizim halkımız sağduyuludur, vefalıdır. Yapılan iyiliği de iyi işleri de unutmaz.

Öte yandan, kötülüğü de, yapılan kötü uygulamaları da gün gelir önünüze koyar.

Hesap sormasını da bilir.

En büyük eksiğimiz, örgütlenme bilincinin yeterince yerleşmemiş olmasıydı.

Bu salgın günleri ve zorunlu dayanışma ihtiyacı, yeniden örgütlü mücadelenin gerekliliği ve yararlarını bize bir kez daha gösterdi.

Tüm siyasi önyargılardan bağımsız, barış içinde bir arada yaşayabilmenin ortam ve koşullarını yaratmanın örgütlü toplumdan geçtiğini artık hepimiz anlamaya başladık.

Sosyal izolasyon günleri bizleri daha çok düşünmeye, daha çok okumaya ve kendimiz başta olmak üzere kişileri ve olayları sorgulamaya alıştırdı.

Yitirdiğimiz onca insana, yaşadığımız bunca sıkıntılara karşın bu büyük felaket bize çok şey öğretti. Bireysel huzur ve mutluğun yerine toplumsal barışın önemli olduğunu, istersek bunu başarabileceğimizi bir kez daha gösterdi.

Toplum vicdanını yok sayarak çıkarılan infaz yasasının yarattığı endişe ve hala inatla içerde tutulan gazeteci, yazar ve siyasetçilerin durumu sürdürülebilir bir uygulama değildir.

Eğer, yenidünya düzeninde “hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa” bu hukuk sistemi ve adalet anlayışının da bu şekilde devam etmesi düşünülemez.

Sağlıklı günler dileğiyle, Evde kalın….

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

22.04.2020, Bodrum

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.