23 HAZİRANDA NELER DEĞİŞECEK?

20 Haziran 2019 15:49 / 263 kez okundu!

 

 

Sonuç olarak çok keyifli bir program olmasa da, 17 yıl aradan sonra ilk kez iki adayın birlikte bir televizyon programına çıkmış olması bile demokrasi açısından bir kazanımdır.

 

****

 

23 HAZİRANDA NELER DEĞİŞECEK?

 

31 Mart seçimlerinde gösterdiği üstün performansla Türkiye’de kimi ezberleri bozan Ekrem İmamoğlu; yeni bir siyaset tarzının da habercisiydi.

Çok bağıranın çok haklı olmadığını, kimseye hakaret etmeden, aşağılamadan, kişilik haklarına saldırmadan da, kin ve nefret söylemleri yerine barış dilini kullanarak da siyaset yapılacağını kanıtlamış oldu.

Kuşkusuz bu yeni siyaset tarzı iktidarı ve yandaşlarını rahatsız ettiği gibi, CHP içerisinden kimi kariyer düşkünü siyasetçiler de pek memnun olmadılar bu duruma.

Ordu havaalanında yaşanan gerginlikten yola çıkarak bir siyasi senaryo çıkarmaya niyetim yok. Ancak geçmişinde pek bir defosu olmayan İmamoğlu’nu gözden düşürmenin tek yolu, onun sabrını zorlayarak, sinir katsayılarıyla oynayarak hataya zorlamaktı ve iktidar da seçimlere az bir zaman kala bunu yaptı.

Oysa bırakın seçim ortamının gergin atmosferinde kızgınlıkla söylenen bir sözü, bugün birlikte siyaset yapanların geçmişte birbirleri için söylediklerini hatırlayacak olursak, Ekrem İmamoğlu’nun söylediği iddia edilen söz çok masum kalır.

Olayların yaşandığı anda bile Ekrem İmamoğlu’nun ortamı sakinleştirmek için çaba gösterdiğini görmezden gelip ısrarla tek bir söz üzerinden tartışma yürütmek ya da bu polemiği sürdürmek elbette iktidarın işine geliyor.

Çünkü ellerinde başka bir kozları yoktu ve koro halinde bu konuyu ısıtıp medyada kullanmaya devam ediyorlar.

İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen ortak yayında da görüldüğü üzere; bu tartışmaların etkisiyle” yeni bir pot kırar mıyım endişesiyle çok atak davranamayan İmamoğlu, daha çok defans uyguladı.”

Oysa algı yönetimi açısından baktığımızda Sayıştay raporları üzerinden daha çok yüklenebilir ve hazırlıksız yakalanan Yıldırıma karşı daha fazla üstünlük sağlayabilirdi.

Gol yememek üzerine taktik geliştiren bir teknik direktörün yönetiminde oyuncuların gol yollarında etkisiz kalması gibi bir durum vardı.

Ancak Binali Yıldırım’ın hali de tıpkı, iddiası olmayan bir takımın yorgun ve umutsuz oyuncusunun “şu maç bitse de gitsek!” halinden farksızdı.

Uygulanan format gereği her iki aday da yeterince kendilerini ifade edemedikleri gibi, moderatör de aynı nedenlerle programa bir dinamizm kazandıramadı.

Sonuç olarak çok keyifli bir program olmasa da, 17 yıl aradan sonra ilk kez iki adayın birlikte bir televizyon programına çıkmış olması bile demokrasi açısından bir kazanımdır.

23 Haziran sonrası nelerin değişeceğine gelince;

Kuşkusuz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı değişecek. Şu an vekaleten yürüten bir hükümet memurunun yerine seçimle iş başına gelmiş bir belediye başkanımız olacak.

Binali Yıldırım kazanırsa, uygulamalarda bir değişiklik olmayacak. Sayıştay raporlarına da yansıyan iddialar, israf, yolsuzluk, ihale vurgunları, bankamatikçiler yine eskisi gibi devam edecek.

Ekrem İmamoğlu kazanırsa, yeni bir yönetim tarzı, yeni sosyal politikalar uygulanacak, şeffaf, katılımcı bir belediye ve halkın içinde, halkla beraber yaşayan bir belediye başkanı olacak.

Tüm iyi niyetine, çağdaş vizyonuna, barış ve sevgi diline karşın Ekrem İmamoğlu İstanbul belediye başkanı oldu diye; Türkiye de işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk bitmeyecek, ayrımcılık, ötekileştirme sona ermeyecek.

Yanı başımızda devam eden sıcak çatışmalar, uluslararası sorunlar, hak ihlalleri, hukuksuzluk, baskı ve zulüm devam ettiği sürece bizler yine barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesine devam edeceğiz.

Yerel ya da genel olsun, iktidarda olmayı bir rant arayışı, kişisel ikbal alanı olarak görmeyen gerçek demokratlar için değişen fazla bir şey olmayacak.

Bizim payımıza yine acı, yine yokluk, yoksulluk düşecek.

Kavga düşecek, mücadele düşecek payımıza. Zaten de biz yaşamımız boyunca bunu yapıyoruz.

Değişen bir şey olacak elbet!

“Bu iktidarı demokratik yollardan indirmek mümkün değildir” diye düşünenlere; “yeni ve yaratıcı yöntemler, halkta karşılık bulan söylem ve politikalar uygulanılır ve inanılırsa başarılamayacak hiçbir şeyin olmadığını “kanıtlayacaktır.

Değişen dünya ve ilişkilerle birlikte insanların da değişebileceğini, değişen koşullara uygun davranma becerisini göstermemiz halinde eski düzenin değişebileceğini, bu ihtimalin her zaman var olduğunu göstermesi açısından bu seçimler önemlidir.

Yeter ki, çareyi, gizil güçlerde, kendi dışımızda değil, kendi örgütlü gücümüzde arayalım.

Bizi kurtaracak birilerini beklemek yerine kendimiz harekete geçebilelim.

İstanbul seçimleriyle birlikte eğer böyle bir zihniyet değişimini gerçekleştirebilirsek eğer, işte o zaman "her şey çok güzel olacak”.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

18.06.2019/BODRUM

 

Son Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2019 11:39

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.