Türkiye'deki En İyi Üniversitelerin Bilinmesi Neden Önemlidir? Prof. Dr. Ibrahim ORTAS, Çukurova Ün
16 Ağustos 2009 00:07
Türkiye'deki En İyi Üniversitelerin Bilinmesi Neden Önemlidir?
Neden Türkiye Üniversiteleri Dünyadaki İlk 500 Arasına Giremiyor - Prof. Dr. Ibrahim ORTAS, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr
Türkiye'nin en iyi üniversitesi hangisi sorusu sıkça sorulmaktadır. Prof. Dr. Ural Akbulut ve arkadaşlarının ilk defa sorumluluk alarak ölçülebilir kriterlere bağlı bir sıralama yapmışlardır. Bir ilk olarak önemli ve kriterlerin zenginleştirilmesi için kurumsal düzeyde konunun işlenmesi yararlı olacaktır. Şimdilik beklenen durumun ötesinde çok büyük bir değişim görülmüyor. Ancak oluşturulan tablolar her üniversitenin kendi potansiyelini ve değerlendirmedeki yerini görmesi bakımından önemli. Öğrenciler ve araştırma projesi veren kurumlar için bu değerlendirme bir ölçüt olacaktır.
Türkiye'nin bilim yapma potansiyeli ve akademik alt yapısı biliniyor. Türkiye üniversiteleri dünyadaki en iyi 500 üniversite arasına girmede zorlandıkları aşikâr. Bunun nedeni Türkiye'nin ciddi bir bilim politikasının olmamsı veya varsa da toplum tarafından yeterince bilinmemesi ve uygulanamamasıdır. Türkiye'nin ciddi bir eğitim reformuna ve özerk yükseköğretime sahip olması artı zorunludur. Bilim ve eğitim en üst düzeyde desteklenmedikçe Türkiye'nin dünyada hak ettiği yere gelemeyeceği artık çok açıktır.
Neden En İyi Üniversitenin Bilinmesi İsteniyor
Yüksek öğretim alanında başta ABD ve İngiltere'deki üniversiteler olmak üzere gerek iyi öğrenciyi bünyesine alabilmek ve de gerekse devlet ve endüstride mali destek almak için farklılıklarının öne çıkmasını özellikle istemektedirler. Üniversitelerin farklılığı çoğunlukla ürettikleri makalelerin uluslararası nitelikte taranan dergiler içinde olması, makalelerin kullanılabilme durumu, bunun yanında öğrencilerin üniversitelerini tercihleri ile ortaya çıkıyordu. Bunun yansıması ise mezunların işe girebilme, mezunlarının diğer üniversiteler düzeyinde doktora bursu bulabilme, Öğretim üyelerinin uluslararası alandaki başarısı, ürettiği bilginin teknolojiye dönüşebilmesi gibi kriterler de dikkate alınmaktadır.
Son yıllarda buna paralel ölçme değerlendirme yöntemleri ile değişik düzeylerde en iyi üniversite sıralaması yapılmaktadır. Özellikle ABD ve İngiltere'de eğitimin paralı hale gelmesi yanında yüksek öğretime olan ilginin giderek düşmesi doğal olarak üniversite eğitimi almak isteyen öğrencilere de en iyi üniversiteyi bilme hakkı doğmaktadır. Ülkemizde de bu yılki ÖSYM yerleştirme sonucuna göre çoğunlukla vakıf üniversiteleri olmak üzere 88 bin kontenjanın boş kalması gelecekte bizde de iyi ve kaliteli üniversite talebini belirginleştirecektir.
Gönül istiyor ki bütün üniversiteler aynı kalitede olsun ancak gerçekte üniversitelerin sahip oldukları yetişmiş insan gücü ve alt yapısı ile farklıdırlar. En iyi veya nitelikli üniversitelerin varlığı o üniversitenin yöneticileri ve diğer paydaşları tarafından bir gurur kaynağı olmaktadır. Doğal olarak o üniversitede okuyan öğrenciler de iyi ve niteliği olan bir üniversitede okumanın gururunu yaşamaktadırlar.
İlk 500 Üniversite İçinde Olmak Önemli
Bildiğim kadarı ile çoğunluğu Amerika kıtasında olmak üzere dünyada 13 bin üniversite bulunuyor. Dünyada en iyi Üniversite sıralaması konusunda, ülkeler kendi içindeki sıralamayı yaptığı gibi kıtalar arası en iyi üniversite sıralaması yapılıyor. Bu sırlamayı yapan kurumlar Çinin Jiao Tong üniversitesi, İspanyolların Webometrics ve Amerika'da Times dergisi, US News ve World Report tarafından yapılmaktadır. Bu sıralamalar içinde şu ana kadar en çok ilgi ve kabul gören ise 2003 yılından Çin'in Jiao Tong Üniversitesi tarafından dünyanın ilk 500 üniversitesinin sıralaması gelmektedir. Türkiye'de de basında birkaç yazarın dışında üniversitelerden sınırlı sayıda bilim insanı ülkemizin bilimine ne katarım diye konuyu irdelediklerini görüyorum. ULAKBİM Türkiye'nin Bilimsel yayın Göstergeli başlıklı iki kapsamlı kitap yayınladılar. Türkiye'deki bilim kuruluşlarının toplam ve tek tek bilim alanları yönüyle bilime katkıları geniş boyutlu olarak işlendi.
Türkiye'de de bu sıralama sınırlı ölçüde tartışıldı; benim de bir çok yönden değerlendirdiğim ve halen bitiremediğim "Neden Türkiye Üniversiteleri ilk 500 sıralamasında yok?" sorgulamam devam ediyor. Ancak ne yazık ki YÖK dâhil hiçbir üniversitemiz kurumsal düzeyde konuyu tartışmadı. Diğer bir ifade ile kendisini sorgulamadı.

