AH ŞU DOLAR

18 Mart 2022 15:02 / 429 kez okundu!

 

 

Son günlerde dolar ile yatıp dolar ile kalkıyoruz. Yediğimiz içtiğimiz dolar. Dolar üzerinden oynanan oyun yeni değil. Biz bu filmi daha önce görmüştük. Dolar değil suçlu olan onu silah olarak kullananı gözden kaçırmayalım. Suçlu, doları silaha çevirendir.

 

****

 

AH ŞU DOLAR

 

Son günlerde dolar ile yatıp dolar ile kalkıyoruz. Yediğimiz içtiğimiz dolar.                      

Dolar üzerinden oynanan oyun yeni değil. Biz bu filmi daha önce görmüştük. Dolar değil suçlu olan onu silah olarak kullananı gözden kaçırmayalım. Suçlu, doları silaha çevirendir.

Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte seçmiş olduğumuz kapitalist sistem dışa bağımlılığımızın nedenidir bildiğiniz üzere. Kapitalizm kendi varoluşunun getirdiği nedenlerden ötürü küresel bağlamda her 10 veya 30 yılda krize girmekte ve bu krizle birlikte tüm dünya ülkelerini peşinden sürüklemektedir. Kuş kanadından yel alan dışa bağımlı ekonomimiz nedeniyle dünyada meydana gelen kapitalizmin dönemsel ya da bize özgü krizlerinden dolayı dolara yapışık yürüyen ekonomimizin bu olgudan etkilenmemesi ise imkansızdır. Küresel sermayenin sözcüsü konumundaki ABD tarafından dolar krizinin, bir taşla birkaç kuş vurma oyununa dönüştürülmesi tezgahlanmaktadır. Üstelik son dönemde ABD sadece ülkemiz değil iş yaptığı diğer ülkelerle de kavgalı bir görüntü izlemektedir. Bu durumdaki gelişmeler kapitalist sistemin hastalığının nüksettiğini göstermektedir.

Kapitalist sistem üretimi ihtiyaçlardan kaynaklı değil, daha çok para kazanma düzeyinde değerlendirmektedir. Bu durum doğası gereği rekabetin esas olduğu sistemdir. Küçük işletmelerin yutulması kaçınılmaz bir hedeftir. Ancak dünya da ve ülkemizde üretim sürekli artmaktayken tüketimin aynı hızla artmadığı da bir gerçektir. Salt para kazanmak için yapılan fazla üretim talep yetersizliğinden birikmekte, sistem, görsel ve yazılı medyayı kullanarak reklam yaparak birikimi paraya dönüştürmek için talep oluşturmaya gayret etmek zorunda kalmakta ve bunda da kısmen başarılı olmaktadır. Kapitalizm var olma gereği olarak yıkıcı bir sistemdir. Lakin bu sistem aynı zamanda kendi yıkılışını da içinde barındırmaktadır, kapitalizmin dünya genelinde ilerlemesi krizlerle mümkün olmaktadır. Kapitalizmin krizlerine ülkelerin yanlış politikaları tek başına sebep değil hızlandırıcı bir etmen olabilir.

Son dönemlerde kapitalizm dönemsel krizlerden kurtulmanın yöntemi olarak finans sermayesine kayarak parayla para kazanmaya yönelmektedir. Krizleri önlemek pek mümkün olmamakla birlikte krizleri düzeltmek azaltmak için yapılacak eylemler de yeterli olamayacaktır çünkü “kapitalizm bir meta uygarlığıdır. Her şeyi metalaştırıyor paralılaştırıyor, şeyleştiriyor. İnsan ve toplum yaşamının tüm veçhelerini metalaştırıyor, birer ticaret nesnesi, parayla alınıp satılan şeyler haline getiriyor” (Çöküş – s25 - Fikret Başkaya) Eskiden parayla alınmayan, satılmayan şeyler günümüzde parayla satılan veya alınan metalar düzeyindedir artık.

Doların bütün ülke yaşayanlarına olumsuzluk nedeni ise sanayi sektörünün, sağlık sektörünün, tarım sektörünün hatta hizmet sektörünün üretmekte kullandığı üretim araçları bağlamında dolara endeksli oluşundandır. Bu nedenle Dolarda meydana gelen/getirilen oynaklık piyasalarda ürünlerdeki zam fırtınasını doğurmaktadır.

Kapitalizm meta uygarlığı olduğu kadar özelleştirmelerinde temel sistemidir. Ülkemizde özelleştirilmemiş hemen hemen hiçbir işletme ve hizmet alanı kalmamıştır. Özelleştirilen birimlerin hizmetleri ve ürünleri kar amacına dönüştürülmüştür. Dışa ve dolara bağımlı ekonomimizde bir sözün veya ima’nın bile ülke ekonomisini allak bullak ettiği görülmektedir.

Bu Dolar saldırılarıyla ve kapitalist yaptırımlarla savaşmayacak mıyız? Afaki iç politika söylemlerinin bir kıymeti harbiyesi, reel bir karşılığı yoktur ve olmayacaktır. Olayların seyrini radikal olarak değiştirmenin yolu, radikal bir düşünce devriminden, özgür düşünceden geçiyor. Lakin, günün sekiz saati cep telefonuyla oynayarak, saatlerce sefil televizyon dizileri, alıklaştırıcı reklamlar izleyerek, hamburger yiyerek, cola içerek, Hollywood filmleri izleyerek, vb. bunu başarmak mümkün görünmemektedir. Marka şeyler edinmek için AVM’lerde pinekleyen, bokböcekleri gibi sözde ucuz malların başında toplanan, döne döne kendilerini aç ve işsiz bırakan, kendilerini aşağılayan burjuva partilerine oy verenlerin işi değildi mücadele. Ağzını her açtığında –halkımız-demekle de olacak bir şey de değildir. Sistemin kendisi hasta ve yıkıcıysa artık bizler ve siyasal iktidarlar sistemi düzeltmek için değil sistemin değişitirilmesi üzerine kafa yormalıyız.

 

Muzaffer NARMAN

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.