Televizyon Türkçesi: Hizmet ve yardım

25 Ocak 2013 12:29 / 1518 kez okundu!

 


Lüks otellerde veya yabancı markaların satıldığı araba satış mağazalarında, AVM'lerde altta yazmaya çalıştığım karmaşanın tam çiçek açmış halini görebilirsiniz. Hele normal giyinmiş halde, yani gıcır ayakkabılar, tiril bir pantolon ve elinizde bir "ayfon" falan olmadan oralara girmeye cesaret ederseniz.

Bazı şeyleri lisanımızda net tarif etmezsek anlaşmakta epeyce süre daha güçlük çekeceğiz. Lisandaki muğlaklık iş hayatımıza yansımaya devam edecek ve ne iş yaptığımızı anlamakta da zorlanacağız. Hatta işimizde bazımız daha az başarılı olacak.

Gittiğiniz bir mağaza veya lokantanın çalışanları ya da bir otel resepsiyonundaki görevli size yardım değil, hizmet eder. İyi ya da kötü hizmet ediyor olabilir.

“Size yardım edebilir miyim?”, “Yardımcı olabilir miyim?” diye lafa başlarsa konumunu yanlış anlamış, eğitilmiş demektir. Bu da hizmet kalitesini epeyce etkiler doğal olarak.

Yaptığını yardım etmek olarak algılayan --isterse eder veya istemezse etmez-- konumda olmalıdır. Öyle ise o mağazada veya otelde veya satış mağazasındaki işini “lütfen” yapıyordur.

Yardım bir kaza anında yoldan geçenin yaptığıdır. Bir komşunun diğerine yaptığıdır. Bir dostun diğerine yaptığıdır. Her zaman bila bedeldir.

Bir hekimin muayehanesinde veya hastanede yaptığı bir hizmettir. Bir şöförün otobüste yaptığı da. Şöför veya hekim, para aldığı bir müşterisine, işyerinde ayrıca yol da gösterirse; olsa olsa, hizmet kalitesini yükseltmektedir.

Memurun yaptığı da bir hizmettir. Üniformalı veya üniformasız olsun. Belki üniformalı olanın yaptığının hizmet olduğunu anlamaması bizim darbeler tarihimize bir açıklık bile getirebilir. İngilizce'de üniformasız memura "civil servant" derler yani "sivil hizmetli". Hizmet alan ise açık ve net olarak seçmendir, vatandaştır.

Geçenlerde bir araba satış mağazasında bir araca bakarken beni gören satıcı gelip “Yardımcı olmamı ister misiniz?“ dedi ve ben gülümseyince “Sizi aydınlatayım” diye devam etti. Ben yukardaki tür bir şey söylemeye kalkınca tamamen rahatsız ve kırgın, hatta kızgın bir şekilde “tabii ben sizin hizmetçinizim” deyiverdi. Moralini ve kimyasını düzeltmek epeyce çaba gerektirdi.

Estağfurullah! Çalıştığı sürece garson (veya satıcı) hizmet eder. Serbest zamanında bir lokantaya (bir AVM'ye) gittiğinde başka birisi ona hizmet eder.

Kimsenin değeri boyu ile, mesleği veya parası ile ölçülemez evvel Allah! Bir zaman garsonluk yapan sonra çok iyi bir edebiyatçı olabilir vs. Ayrıca insanlar arasında bir gagalama sırası olduğu yanılgısı genlerimizle hayvanlar aleminden kalma bir anı. Demokrasi falan diyerek aşmaya çalışıyoruz zaten son yüzyıllarda.

Hizmet alan “siz”dir, densiz de olsa, satıcıya sen dese bile, iyi hizmetli hiçbir zaman- hizmet süresince diyurez veya sidik yarışına girmez. Yani benim babam senin babanı döver yaklaşımı külliyen yanlış. Bu hizmet kalitesini azaltan bir davranış olur.

Kibir ile yapılan hizmetin kalitesi de doğal olarak düşük olur. Hizmetin iyisi aşağılamadan yapılanıdır. Bu tabii, yardım için de geçerli bir düsturdur! Hoş, zaman zaman, ağzınızla kuş tutsanız da yaranamazsınız ama hizmet eden ve hizmet alan arasında netlik genelde ferahlatıcıdır.

Kavram kargaşası anlaşmada, uzlaşmada sorunlara yol açar ve maliyetlidir. Gereksiz bir israftır. Yardım ve hizmet kelimelerini bilinçli kullanmakta ekonomiye ve hatta ruh halinize dahi fayda vardır. Kavram kargaşası sadece anlaşmada, uzlaşmada zorluklara, vakit kaybına, ekonomik kayıplara değil kişisel buhranlara da yol açabilir.


Mahmut TOLON

25.01.2013

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
26 Ocak 2014 21:33

Ş. Kız

Televizyonun Türkçesi sınalgı olmaz mı?

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.