Mikrop

23 Aralık 2009 13:22 / 1335 kez okundu!

 


Bazı sorular vardır her kişi kendi kendine yanıtlar ve bu cevabıyla yaşar.
Bir ülkenin kültürel düzeyini veya gelişmişliğini ölçebilmek için size basit bir soru: Evrimi kabul ediyor musunuz?

Ülkemizde evrim kabul oranı % 20-25, ABD’de % 45, Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerinde ise % 70 - % 90 civarında. Eğitimle düz orantılı. Bu tek veri ile bile bir ülkenin ne kadar gelişmiş olduğunu çok net görüyorsunuz. Gayrisafi milli gelirden daha açık ve daha net bir tanımlama. Laf aramızda başka araştırmalarda IQ seviyesi arttıkça evrimi kabul oranı da artıyor.

Belki soruyu farklı sormak gerek. Evrimi biliyor musunuz? Veya ne olduğunu anlıyor musunuz? Çoğu insan içinden “hayır” diyecektir. Dışarıya karşı “bilmiyorum” demek zor basitçe “inanmıyorum” diye yanıt verecektir... Bilenin de bilmeyene ve öğrenmek isteyene anlatması gerek. Neden mi? Bilim ve gerçekler dışında bir çözüm olamaacağı için!

Evrimi ispat etmek konusuna gelince: hiç kimse 3.5 milyar yıl önceki gelişmeleri geri gidip gözlemleyemez ama gidişat aşikar. Bugün yaşayan her insan şu veya bu şekilde evrim kuramının nimetlerinden faydalanıyor. Temeller sağlam. Uygulamalı Mikrobiyoloji, Genetik ya da Biyokimya dallarından birinde eğitim görmüş bir kişi/kişiler, birkaç günlük deneyle ikna olabilir. Mikroplarda birkaç günde gözlemlenebilen değişim daha çok gelişmiş mahluklarda bin yıllar sürüyor. İnatçı bir türüz ve tüm verilere rağmen çocukluğundaki duyduğu efsanelerle bunu reddeden okumuş insanlar da var tabii. Evrim konusunda kafa yormadan birçok insan profesör de olabilir öğretmen de. Bilgi olmadan tartışmaya çalışınca ortaya kör döğüşü çıkıyor.
Ama okumak, çalışmak zor iş.

En iyisi bu işi biliminsanlarına bırakalım deyip sonra da görülmez elle “abi gel bu konuda uluorta konuşanları ana bilim dalı başkanı, dekan ney yapmayalım” dersin işler kendiliğinden istediğin gibi gelişir. Zaten başımıza gelenlerin çoğu bilerek yapılandan gelmiyor, bilmeyerek yapılandan ve rehavetten geliyor.

Bilim insanları çekinince, karacahil insanlar “yok efendim böyle bir şey” diyebilme, hatta bu fikirlerini renkli kitap olarak bastırma cesaretini kendilerinde buluyorlar. Eh cehaletin güzel tarafı da komik duruma düştüğünü bile anlamamak. Bilenler gülüyor geçiyor. Bilmeyenlerin de kafaları karışıyor. Fakat bu konuların güzel yanı: Bilenler de taraf, bilmeyenler de.

Bilgi sahibi insanlar da, ki çoğu bilim insanı, yüzyıllardan beri istilalar yaşamış sonra darbeler görmüş coğrafyamızda biraz tedirgin bir şekilde bilgiyi halka paylaşmaktan çekiniyorlar. Gazneli devletinde Biruni ve Çin’de Shen Kuo evrimin ilk düşünce temellerini atmışlar.

***

Darwin’den bu yana bazılarının aklına takılıp kalan bir soruya açıklık getireyim: İnsanın maymundan gelmiyor, sadece onlarla akraba DNA (yani 50 yıldır bilinen Dezoksiribo Nukleik Asit veya kısaca yaşamın anahtarı denen molekül) açısından şempanzeyle % 98 benzememize ve soylar 6-8 milyon sene önce birbirinden ayrılmış olmasına karşın, kesin olan bir şey var ki; maymun da, insan da, mikroptan geliyor.

Eğlendirici tarafı herkesin birbirine rahatça senin ataların mikrop diyebilmesi. Bilimsel istatistiklere göre kadınlarda evrim bilinci daha yüksek.

Bir süre erkekler kendilerini kandırsalar da evrim yok falan diye, hiçbirşeycik olmaz merak etmeyin. Alt tarafı birkaç yıl daha geri kalır ve bilinçsiz nesil yetiştiririz ama sonunda sel gider ve kum kalır. DNA ve kemiklerin yaşlarının güvenilir tesbiti ancak yaklaşık son 60 yıllık bilgi, toplumca kabullenmesi zaman alacaktır. Giderek türümüzün oluşum hikayesini daha net görebiliyoruz.


Dr. Mahmut Tolon
19.12.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.