Melike Eşcinsel Olamaz!

20 Şubat 2010 01:31 / 1602 kez okundu!

 


Türkiye Cumhuriyeti’nde yepyeni bir tarih yazılıyor. Çok önceden yapılması gereken reformların yapılması artık kaçınılmaz oldu. Hukuk sistemi açık bir yara gibi önümüzde. Artık savcının, hakimin, komutanın “siz”, vatandaşın “sen” olma devri kapanıyor. Darbeler falan derken bu reformları yapamadık.

Hakimin belki on yıl hizmetten sonra “dokunulmaz”a yakın bir konumda olması kaçınılmaz ama memur olarak en üst kademeden de olsa hukuk insanı olup şeffaf bir yaşam sürme zorunluluğunu da idrak etmesi gerekecek. Üzücü olan kurunun yanında bol miktarda “yaş”ın da yanacağı bu kaos ortamında, derin empatim doğal olarak onlarla birlikte.

Yeni Hukuk Sistemi

İdealde Hakimin yanı sıra karar mercii olarak bir emekli işadamı (insanı) ve en azından bir anne’yi (emekli olabilir, kendi çocuğunu kendisi yetişirmiş olması şattır) yardımcı olarak vermekte fayda var hakimin yanına. Geniş bakış açıları bu kaostan sonra doğacak yeni hukuk sistemimizden eksik olmasın diye. Ev hanımlarının kriz yönetimi ve geniş bakış açıları birçok diğer meslekte oluşamıyor. Her şey bir süreç içinde oluşuyor. San Francisco’da kriz yönetim masasının başına bir ev hanımını geçirmişlerdi. Büyük Gölcük depreminde bu kararın ne denli doğru olduğunu bizzat yerinde görmüştüm. Bürokratlar, Askerler velhasıl “mülki erkan”, “ay ben ne kadar çok çalışıyorum havasında gelen bakanları falan ağırlamak gibi mühim işlerle de uğraşıyorlardı eğitim ve görgüleri gereği.

İlahi adalet tabii ki uzlaşma. Ama ne kadar geniş bakış açısı, o denli kalıcı olacak kurulacak sistem. Şeffaf internet çağındayız. Kimin ne kadar parasını hangi yoldan kazandığı bundan on yirmi yıl sonra şıppadanak ortaya çıkacak. Hakimlerin de, damatları veya yakınlarının neyi kaça aldıkları. Sonunda Hakim olmak isteyen hukukun yanı sıra uzlaşma dersi de alacak, arabuluculuk dersi de. Saygınlıkları ile örnek olacaklar. Savcı ise yeni sistemde avukat ile aynı yükseklikte oturacak.

Sabah erkenden internetten gazeteleri okudum, bir de yürüyüş bandıydı, yüzmekti diyerek Altınyunus’taki deniz suyu havuzunun yolunu tuttum. Bu tür düşünceler aklımdan geçerken bir gazete alıp, bir poğaça yemek üzere Alaçatı’nın girişindeki fırının önünde durdum. İnternetten gazete okumak güzel de bizim nesilde kağıttan okumanın tadı başka. Bu gün bir Milliyet aldım; Taha Akyol ve Metin Münir’in her daim takdir ettiğim kalemleriyle yazdıkları yazılarını okudum. Metin Münir gerek telekomunikasyon gerekse enerji konularında uzmanlaştı – umarım yarimada.org’da Tedaş ormanları yazısını da okur ve daha geniş kitlelere duyurur falan derken ikinci sayfada bir başlık gözüme ilişmesin mi?

Melike’nin lezbiyen olduğunu sanmıyorum. Bu başlığı okudum ve koptum. Fırında sabah çayı içenler bu kadar neşeli kahkahalarımı duyunca hayretle baktılar. Evet hukuk sistemi, atom enerjisi falan önemli olabilir ama bence günün haberi bu!

Hemcinslerime derin bir sevgi ile bağlı olduğumu hissettim. Melike kim bilmem. Haberin kalan kısmını da zaten okumadım. Ama eminim Melike eşcinsel olamaz! Olmamalı da! Türkiye’nin hukuk sistemi, atom enerjisi falan bir yana bu haber bütün günü gülümseme ile geçirmeme yetti; haberi yazan gazeteciyi ve ikinci sayfaya koyan editörü candan kutluyorum. Günün mana ve ehemmiyetini en güzel şekilde dile getiren bu haberden kendim için bir şey istiyorsam namerdim, o Melike Hanımı tanısam da muhtemelen bu yaşta uğraşamam, ama belli mi olur; çıkmamış canda ümit vardır derler!

Melike eşcinsel olamaz! Nayır! Eminim, TC Hukuk düzeni ve de tüm erkek milleti için inanılmaz bir kayıp olurdu eğer böyle olsaydı!


Mahmut Tolon
18.02.2010

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.