Kayseri, Erciyes Rüyası 55 Yıl

25 Ocak 2018 13:43 / 955 kez okundu!

 

 

Kayseri tertemiz bir büyük şehir olmuş. 11 -12 yaşında çocuk iken aşağıdan hayranlıkla baktığım Erciyes ise muhteşem bir kayak merkezi.

****

Ağaçlarda, bitkilerde “soğuklama” denilen bir şey vardır. Eğer hava soğumazsa ağaçlar meyve vermezler. Ben aynı mekanizmanın insanlarda da olduğuna inanıyorum. Her sene birkaç gün kıtır kıtır donmuş kar üzerinde yürümez isem, direncimin düştüğüne, zihnimin net çalışmadığına inanırım. Bu tabii ilerde bilimsel araştırmalara konu olacak bir fikir. İmmunolojik denge üzerine soğuklamanın anlamlı etkisi olduğuna, ben “inanıyorum”.

55 yıl önce Kayseri’ye 14 kez gitmiştim. Babam ve arkadaşları Yassıada’dan sonra Kayseri’de yatmışlardı. Aile de ziyarete giderdi hapihaneye. Şimdi baktım Kayseri’deki taksi şöförleri arasında bile 1960 darbesini, sanki iki yüz elli yıl önce olmuş gibi, bilmeyenler var. Böylelikle hepimiz kendi yaralarımız ve nedbelerimiz ve deneyimlerimiz çerçevesinde şekilleniyoruz.

Kayseri tertemiz bir büyük şehir olmuş. 11 -12 yaşında çocuk iken aşağıdan hayranlıkla baktığım Erciyes ise muhteşem bir kayak merkezi.

Sonunda bir plan çerçevesinde gelişme olmuş. Erciyes’te çam dışında birkaç yüz adet beyaz gövdeli bir ağaç var. Kuzey iklim ağacı. Çok sevdiğim bir ağaç. İş edindim üç günde kırktan fazla otel resepsiyon sorumlusuna, Jandarma askerine ve komutanına, kayak hocasına ve kayak yapmaya gelen turiste, market işletmecisine sordum “ne ağacı?” diye. “Bilmiyom” diyen de çıktı, “bir botanikçiye sormak gerek” diyen de. İlaç için bir bilenine rastlamadım. Ve belki de giderek ve kırktan fazla insana, ne ağacı olduğunu söyleyerek bir “bilinçlenme görevi” ifa ettim. Huş ağacı deyince duymamış olan vardı ama mobilya sanayi olan yerde İkea deyince, sanıyorum konuştuğum insanların büyük çoğunluğu, artık bu ağacı hatırlar. İkea’yı bilmeyen çıkmadı!

Mastır plana göre Erciyes kayak merkezi planlanmış. 100 km fazla pist var. Yürüyüş yolu ve parkurları bermutat yok! Kayserili hanımlara ve başta Gül’ün eşi Hayrinüssa Gül Hanım’a bir görev düşüyor. Hanımlar birleşin, yürüyüş yolları yapılmasını sağlayın. Kar olmayan mevsimde yürüyüşler yapın, bitkileri tanıtın. Kar olduğu zaman da yürüyüş yoluna dikilecek bayraklar ile yürüyüş yapın, fit kalın. Huş ağacını bilmeyen kalmasın! Ben gondol ile sabah erkenden tepeye çıktım ve yaklaşık yüz metre genişliğindeki iniş parkuru kenarında aşağıya kadar yürüdüm. Muhteşem idi. Yürüyüşlerde sadece bitkileri tanıtmayın ayni zamanda doğa’ya saygının bir parçasının da bağırarak konuşmak olmadığını anlatın. Sükunet, huşu, huş ağacından aklınızda kalsın! Grup olarak yürürken birisine bir şey söylemek isteyince olduğunuz yerden bağırmayın. Yanına gidip sakince söyleyin. Bunu kayak hocalarının öğrenmesini ve otellerde de oturdukları yerden bağırarak üç masa ötesindeki insan ile konuşma denemesinin ilkellik, saygısızlık olduğunu anlatın. Cep telefonu ile tribünlere konuşarak söylenenin her kişiyi ilglendirdiğini sanmak ilkelliğine savaş açın!

Bir gece vakti aileniz ile araç kullanıyorsunuz, karşıdan bir densiz geliyor uzakları yakmış. Rahatsız oluyorsunuz, göremiyorsunuz. İyi şöför olarak ne yaparsınız? Siz de farları yakıp üstüne mi sürersiniz? Yoksa yavaşlayıp kenara mı çekersiniz?

Bir düşünün, bu örneği bir sonraki yazıda açmaya çalışacağım.

 

Mahmut TOLON

20.01.2018

 

Son Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2018 15:20

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.