Kabaramazsın Kel Fatma

01 Şubat 2018 11:06 / 999 kez okundu!

 

 

Kabaramazsın kel  Fatma! Annen güzel, sen çirkin. Halbuki kabaranlar sadece erkek hindiler. Tüyleri kabarmaya müsait olanlar. Caka satanlar. Bir terslik var bu tekerlemede.  İşte kültürümüzün bir parçası. Günümüz Türkiye’sinde bazı terslikler var. ABD de bazı terslikler var. Para’dan önemli olan güç. Ve daha da önemlisi bir hoş seda bırakmak. 

Trump çıkıp “Poller erimiyor, yükseliyorlar” gibi bir zırvayı alenen söyleyebiliyor. Ve hemcinslerimizin bir bölümünün umurunda değil. Çünkü saf tutmak ve bir olayı gerçekleştirmek için çok emek gerek. Dikenlere takılarak yürüme çabası!

Yapacak da fazla bir şey yok. İnsan tek başına fazla bir şey yapamıyor. Küçük hırslar, çekememezlikler, ayak oyunları ve dışardan bakanlar sadece bir bölümünü görebiliyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor Sadece birey bile egosu ile savaşırken kendine yeniliyor. Çocuklukta olan bir kompleks veya eğitim eksikliği güç ile sanki büyüteç ile yansıyan bir resim gibi büyüyerek bütün çarpıklığı ile ortaya çıkıyor. Hiç birimiz de bu hatalardan ar değiliz!

Bunun üzerine kafa yormakta da fayda yok mu? Var ama zorlu bir yol. O nedenle Epikür, Mevlana rağbet görüyorlar. Ve o neden ile  Süpermen ve süper güçlü karakterler hayranlık uyandırıyorlar.

Yani olayın bütününü hepimiz seviyoruz ve sonunda erkek Fatma’nın kabarması gibi bir tekerleme kültürün bir parçası oluyor. Toplum sürü güdüsü – ki daha eski ve temel olan güdü ile bireysellik ikilemi arasında gelişiyor. Çok fazla afra tafraya insanların karnı tok. Pideleşme, popülizm veya elitizmin sonu sadece ABD, Türkiye, Filipinler, Macaristan, İngiltere veya Polonya’da görülen bir olgu değil. Lisandaki nüanslar kayboluyor. “Siz” artık her yerde “sen” oluyor. Yirmi, otuz yıl içinde bu gelişme biter. Kuş sürüsünün aniden uçarken yön değiştirmesi gibi. Daha duru daha sade olacak belki de olumlu yanı bu.

Nüanslar teknolojide belirleyici ve örneğin bir küçük yazılım hatası milyonlara mal olabiliyor. Ama insanlar arası ilişkide doğrudan kişiselleşen ilk isim ile hitabetme artık yerleşiyor. Çünkü çoğunluk böyle istiyor ve öyle de gelişecek. O gerçek içinde olumluluk bulmak gerek. Bireyin fikrinden ziyade sürünün gerçeği ön planda. Süsleyici nüanslar kayboluyorlar. Süsleyici nüans aniden rüküş veya demode oluyor. Bu da belki bir kabalaşma ve kaybedilen bir önemli olgu, yetenek?

Her şeyde anlam aramaktan ziyade anın tadını çıkartmaktan başka bir şey de kalmıyor. İnsanlar eko odalarında rahat ediyorlar.

 

Mahmut TOLON

01.02.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.