Hitap ve Toplumsal Barış

31 Aralık 2009 00:09 / 1534 kez okundu!

 


Anglo-Saksonların, yani İngilizlerin, Amerikalıların, Avustralyalıların en önemli kültürel başarıları, yaşadığımız yüzyılda İngilizce’yi dünya dili yapmış olmalarıdır.

Acaba bu dilin bazı özellikleri dünya dili olmasında etkili olmuş mudur? Yani İngilizce konuşan ülkelerin kültürel zaferinde bu lisanın bariz bir etkisi görülmüş müdür? Veya ekonomik başarılarında insanların birbirine eşit düzeyde davranmaları mı etkili olmuştur?

Herhalde sonuncusu!

Almanca ve Fransızca ile yakın akraba olan ve her iki lisandan da köklerini alan İngilizce’nin zengin kelime haznesi yanı sıra göze batan bir farkı, evrim sürecinde “sen/siz” farkını (thou-thee) kaybetmiş olması ve sen ve sizi bir kelimede (you) birleştirmiş olmasıdır.

İnsanlar arası ilişkilerde sen/siz farkı önemlidir. Hele hele erişkin insanın haklarını yaşaması belli bir saygıyı hissetmesinde, belirli bir demokratik sürecin lisan ile belirlenerek genel olarak kabul edilen bir öğe olarak yaşanmasında sen/siz farkı, bir kültürel temel taşıdır.

Amerika’da, İngiltere’de sen/siz yoktur. Amire veya büyüğe saygı “efendim” (sir, ma’am) ile belirtilir. Fakat ilk tanışmada rahatlatıcı ve itişip kakışmasız “you” belirgindir. Her vatandaş ise, bir Mr., Mrs. veya Ms.’dir.

Almanlar ise daha bir metodize etmişlerdir sen/siz farkını. Örneğin, lise ikiye eşdeğer sınıfa kadar öğretmen öğrencisine “sen” diye ve öğrenci öğretmenine “siz” ve “bay/bayan” filan diye hitap ederken bir ders yılından ötekine talebe de “siz” ve “bay/bayan” oluverir. On altı yaşından büyük bir insana artık “sen” diye hitap edilmez. Eğer “sen” hitabına geçilecekse büyük olan “sen” ve ilk isim konuşmasını teklif eder ve küçük olan kabul ettikten sonra her iki taraf da birbirine “sen” diye hitap eder. Yeni nesilde ise, baştan birbirine “sen” diye hitap etme yaygınlaşmaktadır.

Amerikalılarda ilk isimle hitap etmek çok yoğun bir samimiyetin ifadesi değildir. Daha ziyade şekilcilikten uzak olmanın bir yüzeysel simgesidir.

Türkiye’de ise hoca talebesine –bu talebe 30 yaşında da olsa-, üst uzmanlık sürecinde olan 35 yaşında bir uzman da olsa- “sen” diye hitap eder. Bakan 50 yaşındaki memuruna “sen” diye, başbakan 10 bin kişilik kuruluşun genel müdürüne “sen” diye hitap eder. Paşa koskoca tabur komutanına, teğmene, binbaşıya, albaya; bu adam ister hakim, ister mühendis ister hoca olsun, “sen” diye hitap eder. Bunu doğal hakkı olarak görür.

Laubalilik mi, Samimiyet mi?

Vay haline, eğer ast bir mesafe tutmak gereksinimini duyarsa... Laubalilikten veya samimiyetten veya kısacası densizlikten hoşlanmayan, 35 yaşındaki uzman veya 45 yaşındaki genel müdür, üstüne; “Ben birbirimize “siz” diye hitap etmemizi tercih ederim” veya “Ya ikimiz de birbirimize “sen” veya ikimiz de birbirimize “siz” diye hitap edelim” desin bakalım… Yer yerinden oynamaz mı? Türkiye’de “üstlerin” % 90’ı dünyalarını şaşırmaz mı?

Bu satırları yaklaşık 20 yıl önce yazmıştım.

Alttaki satırlar ise geçen ay yazıldı ve müspet ve menfi epeyce tepki aldı: Birisine “Sayın” dendi veya denmedi bir mesele oluyor. Her insana saygı olunca bir katile (Mr., Mösyö veya Herr anlamında bay ve bayan tek kelimede oturdu dilimizde Sayın) bile Sayın demekte ne zarar var? Bazı insana Bay bazısına Sayın diyerek iki sınıflı bir toplum mu (tekrar) yaratacağız? Sayın diyerek de birey’e olan saygı gösterilemez mi? Aynı zamanda gereken mesafe de korunamaz mı? Adam pedofil olur ama iyi bir yönetmen olabilir, katil olur ama iyi bir ressam. Asılmasına karar verilebilir ama ayrıca aşağılamak da mı gerek?

Hukuk hepimize gerek ise ve hukukun da yanılabildiğini kabul ediyorsak -ki hukuk tarihi bu yanılgılar silsilesidir- insana olan minimal saygıda anlaşabilmemiz gerekir.

Konu Bay Erdoğan, Bay Baykal veya Bay Başbuğ değildir. Doğal olarak Bayan Gül de değildir. Bu kişileri sevmek veya sevmemekle ilgili de değildir.

Dil kurumu sözlüğüne göre Sayın; saygı belirtisi olarak konuşma ve yazışmalarda kişi adlarının önüne getirilen bir ünvan. Bay; bey yerine kullanılan bir ünvan. Bayan; hanım yerine kullanılan bir ünvan.

Sayın, bence cinsiyet belirtmeden kullanılan Bay veya Bayandır. Bazıları Sayın bazıları sadece Bay olacaksa Sayın olana Bay dediğimizde apoletlerini sökmüş olmaz mıyız? Hakimler, hekimler, komutanlar, müdürler, savcılar hep Sayın, hastalar, memurlar, öğrenciler zanlılar hep Bay veya Bayan olacaksa (yargılanacaksa, hele hele yargılama sonuçlarının sağlığı belli iken) bu toplumsal ahengi er veya geç yaralayacak bir unsur olarak karşımıza çıkmaz mı? Cinsiyet ayrımı olmadan hitap ayrıca lisanımızdaki bir ayrıcalıktır.

Bu konu son derecede önemli, ileride daha derinlemesine değineceğim.


Dr. Mahmut Tolon
30.12.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.