MADRİD'DE ZAMANIN RUHUNU YAZMAK

07 Temmuz 2022 00:12 / 161 kez okundu!

 

 

"Tüm dünya basınının yüzlerce yazı, başlık ve makaleyle kabul ettiği gibi #Madrid'de diplomasi dersi verdik, o kesin! Eskiden #NATO nun etkisiz elemanıydık, şimdi NATO'yu bir biçimde yönlendiren olduk. O zamanki NATO’ya karşı duvarlara 45 yıl önce #NATOyaHayır! yazan gençliğimin de bunda payı var elbette. Değişen dünyada artık zamanın ruhunun oluşumuna katkıda bulunuyoruz."

 

***

MADRİD’DE ZAMANIN RUHUNU YAZMAK

NATO’nun Madrid toplantısında dünyaya diplomasi dersi verdik. Bir zamanlar #NATO'nun yönettiği Türkiye'den, NATO’yu yönlendiren Türkiye'ye ulaştık. Bunda, 45 yıl önce duvarlara “NATO'ya Hayır!” yazan gençliğimin de payı var. O sırada NATO başka NATO’ydu, dünya başka, biz başkaydık… Şimdi Dünya değişti, biz de öyle... Sonrasında “zamanın ruhunu okumak” önem kazanmıştı… Artık zamanın ruhunu sadece doğru okumak değil, o ruhun oluşumuna katkıda bulunmak da çok önemli. İşte Türkiye artık bunu yapıyor. Kıbrıs’tan, Suriye’den, Libya’dan, Karabağ’dan, Ukrayna’dan sonra Madrid’de yaptığı da bu oldu.

 

Madrid’de ne oldu?

 

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, dünyayı çok sayıda konuda değişime zorladı. Bunlardan birisi de, İsveç ve Finlandiya’nın, uzunca zamandır sürdürdükleri “bağımsız, bağlantısız devlet” pozisyonlarını terk etmek istemeleri oldu. Bunun sonucunda da NATO’ya katılmak için başvuru yapmaya karar verdiler. Ancak karşılarında ummadıkları bir engel buldular: Türkiye. 

 

PKK/PYD’ye destekleri, iade etmedikleri teröristler, uyguladıkları silah ambargolarıyla İsveç ve bir ölçüde de Finlandiya Türkiye’nin zaten kara listesindeydi. Pandemi sonrası, ekonomik krize giren dünyaya Rusya-Ukrayna savaşı yeni yükler getirmiş ancak Türkiye’yi öne çıkarmıştı. Türkiye zaten NATO’nun en büyük ikinci gücüyken hatta aktifliği ve saha hakimiyeti açısından ilk sıradayken tam bu sırada İsveç ve Finlandiya tüm küstahlıklarıyla kapımıza geldiler. Ellerini belli etmişlerdi ve üstelik Türkiye’nin onayına ihtiyaçları vardı. Türkiye ilk adımı attı ve PKK, PYD desteğinin bitirilmesi, silah ambargolarının kaldırılması konularındaki çekincelerini İsveç ve Finlandiya’ya en üst ağızdan dile getirdi. İsteğimiz değişik düzeylerde tekrarlandı. Uyulması gereken 6 madde hazırlandı ve deklare edildi. Üst düzey heyetler kapı arkası diplomasisiyle görüşmeler yapıp belgeleri hazırladılar. Ardından Madrid’e gidildi ve 2 ülkeyle birlikte 3’lü Mutabakat imzalandı; NATO da, iki ülkeyi örgüte katılması için davet etti. Türkiye istediğini almıştı, İsveç ve Finlandiya memnundu, NATO’nun keyfi yerindeydi. Yani ortada açık ve net olarak bir “Kazan-Kazan” durumu vardı.

 

İşte tam bu noktada Türkiye’deki Kategorik Muhalif kesim devreye girdi ve ilk başlarda “bu ülkelere neden engel çıkarıyoruz?” derken, imza sonrasında bu sefer  “3’lü Mutabakat ile Türkiye kendi haklarını yeterince güvenceye alamadı” dediler. 

Oysa:

1. En başından açık tavır koyduk;

2. İsveç/Finlandiya'ya doğrudan, USA’ya dolaylı, NET iş listesi verdik;

3. Süreci yazılı haritaya bağladık, ev ödevi yapılmaz ise mecliste onay verilmeyebileceğini anımsatarak veto adımlarını garantiye aldık;

4. Madrid mutabakatı ve buğday kanalı açılmasındaki rolümüz nedeniyle, buna kimsenin engel olamayacağının bilinciyle “Suriye operasyonu yapılacak” diye tüm dünyaya ilan ettik; PKK/PYD ve FETÖ adını terör örgütü olarak bir NATO belgesine yazdırmış olduk;

5. NATO'ya istediğini kabul ettirmiş Türkiye; artık hem USA hem RUSYA hem de AB karşısında daha güçlü, daha prestijli konuma geçti…

 

Büyük resme dönelim: Dünya bundan böyle artık 4 ayrı bloklaşmaya alışacak:

USA, RUSYA, ÇİN ve TÜRKİYE

 

Türkiye, artık diğer üçüyle hem ustaca didişecek, hem ilerleyecek ve kendi kampını daha da güçlendirecek. Ülkemizin havada, karada, denizde, denizaltında, kutuplarda, uzayda yaptığı atılımların; Türk Devletleri Teşkilatı’nın; Suudi Arabistan, BAE ve İsrail ile açılan yeni sayfaların; Katar, Somali, Libya, Balkan ülkelerinin çoğunun, AB içinden Macaristan, Bulgaristan’ın yaklaşımlarının zaman içindeki etkilerini de gözleyeceğiz.

 

Özetle tüm dünya basınının yüzlerce yazı, başlık ve makaleyle kabul ettiği gibi #Madrid'de diplomasi dersi verdik, o kesin! Eskiden #NATO nun etkisiz elemanıydık, şimdi NATO'yu bir biçimde yönlendiren olduk. O zamanki NATO’ya karşı, duvarlara 45 yıl önce #NATOyaHayır! yazan gençliğimin de bunda payı var elbette. Değişen dünyada, artık zamanın ruhunu sadece doğru okumakla kalmıyor, o ruhun oluşumuna da katkıda bulunuyoruz. 

 

Ülkemle gurur duyuyorum!

 

İlhami Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.