Gecikmiş bir yazı; '23 Nisan'

15 Mayıs 2022 11:40 / 59 kez okundu!

 

 

Ne yazık ki iki tane 23 Nisan var; biri 1920 23 Nisan günü açılışı yapılan Büyük Millet Meclisi'nin açılış gününü anma adına 23 Nisan, diğeri de Atatürk ile özdeşleştirilmiş ve adına “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adı verilen 23 Nisan.

İşin tuhaf tarafı biri diğerine zıt bir hayat/yönetim felsefesi içeriyor.

 

****

 

Gecikmiş bir yazı; “23 Nisan”

 

Ne yazık ki iki tane 23 Nisan var; biri 1920 23 Nisan günü açılışı yapılan Büyük Millet Meclisi'nin açılış gününü anma adına 23 Nisan, diğeri de Atatürk ile özdeşleştirilmiş ve adına “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adı verilen 23 Nisan.

İşin tuhaf tarafı biri diğerine zıt bir hayat/yönetim felsefesi içeriyor.

1920 yılı 23 Nisan Cuma günü Hacı Bayram-ı Veli camisinde kılınan Cuma namazı müteakip dualarla açılışı yapılan Meclis, duvarlarında “onların işleri aralarında istişare iledir” ayeti kerimesinin yazılı olduğu Meclis, diğeri ise dua etmenin akla dahi gelmediği uygulama tarzı ile birinci Meclisin ruhunu sindiren anma törenleri ile gündemi meşgul eden, bu milletin ruhuna uymayan 23 Nisan sözde bayramı. Üstelik adına da Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı adı verilmiş. Bu sükseli laflar oyalama ve aldatma argümanlarıdır, unutmayalım!

Kurtuluş mücadelesi ruhunu taşayan birinci Meclis karar yeter sayısı olmadığı halde fash edildi ve ikinci Meclis tabir yerindeyse atama yoluyla vekil seçilerek oluşturuldu.

İkinci meclisin yaptığı çalışmalarından en dikkat çekicisi çalışması 1921 anayasasını değiştimek oldu, daha üzerinde iki yıl geçmemişti, 23 maddelik anayasa halkın değerleri tanınıyor, devletin dini islam deniliyordu. İslamı sembolize eden Hilafet makamı yerinde duruyordu.

Ne yazık ki ikinci meclis ile başlayan toplumsal mühendislik projesi bu milletin temel değerliyle oynandı, genetiği bozdu, Avrupanın kuyruğu haline getirildi. 70 yıl bu değerleri yok sayan mevcut sistem; hala da kusurlarını, geri kalmışlığını İslama bağlıyor, bu kadar mı insan zalim olur?

Bu meclis baş düşmanımız olan İngilizin dilini eğitim öğretimde zorunlu hale getirdi, Kürt vatanlaşlarımızın dilini zamanla yasakladı. Yani Cephede kazandıklarımızı masada kaybettik.

70 yılda dünya ülkeleri azami bir hızla terakki ederke, bu sistem hep vatandaşının kafasına vurdu. Ne yazık ki kimi Türk vatandaşlarımız da sistemin dili Türkçe diye devletin bu sıkıntılarının arkasında durdu, ırkçılık öyle bir beladır ki onun uğruna yapılan zulümlere sizi seyirci bırakabilir.

Tabi vatandaş bu sıkıntının farkındaydı, 1950 seçimleriyle halk iktidarı tek parti döneminden aldı ve Demokrat Parti'ye verdi ama ona da sistem tahammül etmedi, 1960 yılında Aydın Menderes ve arkadaşları idam edildi.

Hırt pırt müstemleke ordusu durumuna düşen ordu milletin seçtiği meclis ve meclisin güven oyu verdiği hükümet üzerine hep leş kargası gibi durdu.

Meclis ya da hükümet bir şeyler yapmaya çalıştıkça hep müdahil oldu. Çünkü ağababaları öyle istiyordu.

*15 Temmuz'dan sonra Ordumuz Ezan, Sala, Tekbir, Vatan ve Bayrak kavramları etrafında toparlanıyor, bu da hayra almettir. Milli Savunma daha yeni yeni milli oluyor.  

Artık tarihin devletlere biçtiği bir asırlık ömür dolmak üzere; bu sistem devredışı bırakılmalıdır. Devletimize öyle bir kaftan giydirmeliyiz ki iman, edep ve marifet, hak hukuk ve adalet, huzur ve barışın tesisi için kaynak ve denge unsuru olabilsin.

Devlet bizim ama bu yabancı kanunlar devlet ile milletin arasını açıyor, hayatımızın tadını kaçırıyor, ebedi hayatımıza her geçen gün leke bırakıyor.

Tabir yerindeyse ev bizim ama içindeki eşya hayatımızı zorlaştırıyor. Biz nasıl bir milletiz ki kendi yasalarımızı kendimiz yapamıyoruz? Şu devletin, bu devletin yasalarını kopye etmişiz/ediyoruz.

100 yıldır bu yanlışlıklarla yaşıyorsak da sakın ola bağışıklık haline getirmeyelim. Yanlış yanlıştır!

Artık bu devleti doğru temeller üzerinde oturtalım bence,

Vatandaş isek, ülkemiz için düşüncelerimiz ortaya koyma vazifemiz ve hakkımız vardır.

Vesselam.

 

Eyüphan KAYA

08.05.2022, Diyarbekir

 

Son Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2022 13:01

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.