DÜNYA BARIŞ GÜNÜ ÜZERİNE...

03 Eylül 2011 16:19 / 2190 kez okundu!

 


1 Eylül 1939’da Hitler Almanya’sı, Polonya'ya saldırdı. Bu saldırıyla birlikte insanlığın asla unutamayacağı kaos süreci de başladı. Bu kaos süreci,1945’e kadar devam etti. Hitlerin sığınağında intihar etmesi, ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atmasıyla; bu büyük kaotik süreç bitmiştir. Geriye ise yıkılmış şehirler, soykırımlar ve insanlığın asla unutamayacağı trajediler kaldı. Elli milyonun üzerinde can kaybı ile bundan daha fazla sakat ve yaralı insan bırakması da ayrı bir trajedidir.

Elbette durup dururken, insanlık bu kaotik trajediyi yaşamadı. Bu kaotik trajedinin bir gelişim süreci var. Bu sürecin başlıca nedenleri arasında hiç kuşkusuz ki ilk sırayı “ırkçılık” alır.

Naziler, Almanya’daki ekonomik bunalımın kaynağı olarak Yahudileri görüyorlardı. Tıpkı Türkiye’nin ırkçılarının işsizliğin ve yoksulluğun sebebini Kürtler'de aramaları gibi! "Cermen ırkı, dünyanın en asil ırkıdır" anlayışı Nazizm’in temel felsefesini oluşturuyordu. "Üstün" Cermen ırkının efsanevi ve ütopik bir kıta olan Atlantis’ten kurtulanlar olduğunu bile ileri sürüyorlardı!.. Kısacası, Cermenleri yarı tanrı bir ırk, diğer ırklar ve halklar da bunların kölesi olmalıdır anlayışı Naziler'de egemendi.

İnsanoğlu ırkçı düşüncelerle kendini yok etmeğe çalışırken, akılsız olarak gördüğümüz hayvanlarda ise; böyle bir sınıflama yani taksonomi yoktur. Dünyanın en asil atları Arap ve İngiliz atlarıdır. Bu asil atlarla, beygirleri aynı ahıra ya da otlağa bıraksanız birlikte otlarlar. Ben asil İngiliz atıyım, sen beygirsin demezler. Yine dünyanın en güzel kedileri olan Siyam kedisi, İran kedisi, Van kedisi ve Ankara kedisi ile Tekir kediler aynı mekanda yaşayabiliyorlar. Sen Siyamsın, sen İransın ve sen Tekirsin demezler. Bu da, hayvanların ayrımcılıkla ilgili olarak, insanlardan daha akıllı daha meziyetli olduklarını gösteriyor!

Neolitik Çağ’da insanoğlunda dinsel düşünceler belirmiştir. Bu çağdan günümüze kadar din savaşları devam ediyor… Mezhep ve Tarikat çatışmaları devam ediyor… Günümüzdeki bazı savaşlarda bile dinsel motifler görebiliyoruz.

Türkiye’nin temel sorunu olan "Kürt Sorunu"nun kaynağında da ırkçılık yatmaktadır. Çünkü Cumhuriyet kurulduktan sonra, İmparatorluk bakiyesi olan diğer etnik toplulukları yok saydı. Dillerini ve kültürlerini yasakladı.1924 Anayasası ile tek ulus esasına dayalı üniter bir devlet oluşturuldu. Bu üniter devlette, diğer halklara yaşama hakkı tanımadı. Bir tek, Kürtler bu ırkçı anlayışa karşı tepki gösterip; isyan etmişlerdir. Kürtlerin bu isyanları, yirmi dokuzuncu defa olarak; halen devam ediyor!...

Nazilerin ırkçı anlayışları, elli milyonun üzerinde insan kaybına, insanlık ayıbı olan soykırımlara, masum sivil insanların ölümlerine, maddi değer bakımından da astronomik rakamlara dayanan zararlara sebebiyet vermiştir!

İttihat ve Terakki’nin Anadolu’yu Türkleştirme projesi de "1915 Ermeni Tehciri ve Soykırımı"na neden olmuştur. İttihatçıların ardılları olan Kemalistler de Mübadele ile Anadolu Rumlarını Anadolu’dan göç ettirdiler. Yine Anadolu ve Mezopotamya’nın yerli ve kadim halkı olan Kürtlere aynı politikaları uygulamaya başladılar. Yukarıda da yazdığım gibi, Kürtler bu ırkçı ve inkarcı politikalara sert tepkiler gösterip; isyan ettiler. Kürtler maruz kaldığı ret ve inkar politikalarına dayalı asimilasyoncu baskılara karşı günümüzde de mücadelesini sürdürüyorlar! Bu mücadele derin devlet tarafından kirli bir savaşa dönüştürülmüştür! Zilan ve Dersim katliamları yapıldı. On yedi bin beş yüz masum sivil insanın katledildiği fail-i meçhul cinayetler olmuştur. Srebrenitsa’da Boşnakları katleden Sırplı liderler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde İnsanlığa karşı suç işleme gerekçesiyle yargılanırken, Türkiye’de bunun iki katından fazla cinayet işleyenler daha mahkeme önüne çıkmadılar. Aksine, bir soykırım olan bu faili meçhul cinayetleri organize edenler taltif ettirilerek; milletvekili ve bakanlık mertebesine geldiler!

Boyalı medyamızın bol maaşlı köşe yazarları ve renkli cam yorumcularımız ile malum politik partilerin kışkırtmaları sonucu, büyük kentlerde yaşayan Kürtler saldırı odağı haline geliyorlar. Kürtlere karşı bir linç kültürü geliştiriliyor. Kürtlere ait iş yerleri saldırıya uğruyor! Kürtlere "yargıda bile ayrımcılık" yapılıyor! Kürt Sorunu konusunda yaptığı çalışmalarla yaşamı hapislerde geçen sayın sosyolog Dr. İsmail Beşikçi Q ,X gibi Kürtçe telafuz edilen harflerden dolayı tekrar hapis cezasına çarptırılmıştır!

Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen, sayın Çetin Altan’ın deyimiyle, "enseyi karartmayalım". Ülkemize barış ve huzur dolu iyi günlerin gelmesi dileğiyle, herkesin Dünya Barış Günü'nü kutluyorum.

Dünya Barış Günü, tüm insanlığa kutlu olsun!


Erkan ARSLAN

01.09.2011



Son Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2011 15:13

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.