Yanık Celtic sesi uçtu, gitti...
20 Ocak 2018 00:54 / 1305 kez okundu!
Dolores O’Riordan, o yanık sesiyle çok kez ruhumuzu kavurup, yüreğimizi söküp almıştı. Şimdi bir daha görüşmemek üzere yüreğimizi bir kez daha söktü, gitti.
Hayatında bir şeylerin yolunda gitmediği belliydi. Haziran ayında Firenze Festival’inde Eddie Vedder ile aynı gün sahne alacaktı. Hem de ilk göz ağrısı The Cranberries solisti olarak. Sırt ağrılarından muzdarip olduğu için sahneye çıkamadığı anons edildi. Son bir kez karşılaşma fırsatı da, heba olmuştu.
Anlamıştım sorunu büyüktü. Hep sorunları oldu yaşamı boyunca peşini bırakmayan. Küçük yaşlarda babasının bir arkadaşı tarafından yıllarca taciz edilmesinin acısını, geçmeyen depresyonla ödüyordu. 12 yaşından itibaren içindekileri şarkı sözlerine dökmeye başlamıştı. İlginç yürekten gelen bir sesi vardı, kimselere benzemeyen. İrlanda’nın bulutlu havasını, denizden esen rüzgarını hatırlatırdı bana. Türkiye’de olsa sıkı bir arabesk sesi olurdu diye düşünürdüm. Ne de olsa acının sesi, yanık olur ya.

Onu tüm dünyaya Zombie şarkısı tanıttı. Hani o unutulmayan nakaratı var ya: “In my head, in my head ! Zombie, Zombie-ie-ie” diye uzayıp giden. İrlanda mezhep savaşına olan isyanını “kafanın içinde savaşıyorlar, tanklarıyla bombalarıyla, kafanın içinde ölüyorlar, kimde hatalıyız ?” sözleriyle haykırmıştı. Sevdiğim çok şarkısı oldu: “Linger”, “Dreams, Ode To My Family”, “When You’re Gone”, “Rupture”... Grubun ilk başarısı zaten Linger ile başlamıştı 1993 yılında. Pop rock gitar müziklerini hafif Celtic tı-nılarıyla harmanladıkları müzikleri ilk Amerika’da sevildi.ilk albümleri aynı yıl çıktı “Everybody Else Is Doing It So, Why Cant We ?”, 94’de gelen ikinci albümleri “No Need To Argue” ise tam bir başarı oldu. 1996'da üçüncü albümleri “The Faithful Departed” fdaha az ilgi gördü. Gitar tınılarını biraz sertleştirip distorsiyona kaymaları satış sayısını olumsuz etkiledi. Şahsen, en beğendiğim albümleri de üçüncüsü oldu. Ticari kaygı taşımayan içten yer yer vahşi bir albümdü. Hele Dolores’in ağıt gibi söylediği “Warchild”’ı çok severim.
Bu albümden sonra Dolores sıkılmıştı, ayrılmak istediği üzerine haberler sıklaşmaya başladı. İte kaka 2003’e kadar idare ettiler. Sonra herkes yoluna gitti. Dolores iki solo albümle müzikten kopmamaya çalıştı. Gerçekte belki de hayattan kopmamaya çalışıyordu. Kanada’da inziva bir yaşamda dört çocuğunu büyütmeye çalışıyordu. Albümler vasat çizgisine zar zor ulaştılar. 2012’de tekrar bir araya gelir grup ve “Roses” adında yeni bir albüm kaydederler. Alıştığımız müziklerini tekrarlayan, parlak anlardan yoksun bir albüm oldu.
Kara haberin geldiği gün Londra’ya stüdyoda kayıt yapmak için gitmişti. Bazı müzisyenleri müzik kurtarıyor terapi yapıyor ve daha uzun yaşatıyor.. Dolores ne yazık o şanslılar kervanına katılamadı. Gittiği yeri aydınlatsın…
Emin YEĞİNBOY
18.01.2018



