Mucize

06 Temmuz 2009 02:14 / 1806 kez okundu!

 


" DUYMUYORUM ”… diye bağırdı Dolunay… aslında bu bağırma da değil bir çığlıktı.
9 galaksi ötesindeki gezegenler bile onun sesinden titrediler... ancak o kendi çıkardığı sesi bile duyamıyordu...
 

Aniden olmuştu... evrendeki tüm sesler birdenbire gitmişlerdi. Kırlangıç çırpıntısı hayretler içerisindeydi... daha da telaşlanmıştı şimdi... hızla uçtu Dolunay’ın yanına, sordu: "Eyy Dolunay niye?". 

Dolunay onun minicik gagasındaki hareketi okudu ve o zaman anladı ne dediğini.

Evet, bunca şey dedi içinden… bunca şeyden sonra. 

Ama yine de niye? diye sordu kendi kendisine bu sefer, o hiç bir soruyu cevaplayamıyordu...

Bana yardım edin dedi "Her şey"e

Her şey düşündü bu kez... içimde öylesine çok şey barındırıyorum ki? Onlara sormalıyım dedi…

"Her şey" sordu içine... niye?

"Bir şey" cevap verdi önce...

"Bence duymak istemediği çok şey vardı, bu yüzden”. Bir şey, çok aceleci davranmıştı... genellikle bir şey her zaman aceleci davranırdı zaten. Bunu bilse bilse "çok şey" cevaplayabilir… dedi.

"Çok şey" ağır ağır oturduğu yerden ayağa kalktı... derin bir nefes almam gerekiyor sanırım dedi... nedenler genellikle benim tarafımdan bilinir ve bense bunları mümkün olduğu kadar gizli tutarım… ancak bu kez ben de Dolunay’ın neden duymadığını bilemiyorum... çok fazla biriktirdi sorunlarını dedi... bunu bilse bilse "Bir çok şey" bilebilir…

Bir şey ve Çok şey birbirlerinin ellerini tuttular... ama bu kez uzun zamandır yapmadıkları bir şeyi yaptılar... birbirlerinin ellerini sıkıca tuttular... güç birliği yapmak istercesine...

İşte o an, aniden bir gül bitiverdi topraktan... size en güzel kokularımı vermek istiyorum dedi... beraberinizde götürün… "Bir çok şey" benim kokumu çok sever... vereceği cevapları böylelikle daha hızlı verecektir size… Dolunayın zamanı yok… hızla cevapları alamazsanız sonsuza kadar duyamayacak… bunu bana toprak ana az önce söyledi…

Çabuk olun… hem de o kadar çabuk olun ki kırlangıç çırpıntısının telaşesinden bile hızlı olmak zorundasınız…

Gül’ün sözleri her ikisini de paniğe sokmuştu… ”Bir çok şey”e ulaşmak çok da kolay bir şey değildi aslında… o az konuşur ve çok zor cevap verirdi… genellikle de cevap vermezdi...

Yanlarına gülün kokusunu da aldılar… bir çok şeye giden yol uzun, uzun olduğu kadar da derindi... "Bir çok şey" binlerce dağın ardındaki büyük bir kuyunun içindeydi… buradan hiç çıkmazdı… onu şimdiye kadar gören olmamıştı…

"Bir çok şey" sadece çok ender durumlarda ses verirdi…kuyunun dibinde su vardı sesi yankılanırdı...uzun cümleler kurduğunda ses karışır ve ne dediği bir türlü anlaşılamazdı… bu yüzden "Birçok şey" çok az konuşurdu...

Uzun yola çıkan bir şey ve çok şey aniden Gökkuşağı’nla karşılaştılar… Gökkuşağı renklerinden küçük küçük parçalar kopardı ve uzattı onlara… "renklerimi Bir çok şey’e götürün dedi…karanlıkta sıkılmıştır, mutlu olacaktır"… gülün kokusu ve gökkuşağının renkleriyle yollarına devam ettiler...

Her şey, Bir şey ve Çok şey, tarif edilemez bir umut ile el ele tutuştular. Her zamankinden çok daha hızlı yürüyorlardı. Bu hız onları bile şaşırtmıştı... Dolunay’ı ne kadar çok sevdiğini düşündü üçü de. Üstelik aynı anda bunu düşünmüşlerdi. Onun parıldamasını ve güzel sözlerini çok özlemişlerdi. Onu çok özlemişlerdi.

Bir çok şeyin bulunduğu kuyuya nihayet ulaştılar. Yemyeşil bir ormanın içindeydi bu kuyu… ormandaki bütün hayvanlar kuyunun etrafında yavaş yavaş toplandılar… Bilge yılan, sözcüleriydi.

Derin bir nefes aldı Bilge yılan… Ormandaki tüm hayvanlar adına ona, yüzyıllardır benim şeklimle simgelenen “Şifa”yı armağan etmeye karar verdiğimizi söylemek istiyorum… her şeyi yapmaya hazırız yeter ki tekrar duyabilsin… bizleri, rüzgarı, yağmuru, kendi sesini… yeter ki yeniden “Hayatı” duyabilsin… ışığınla bizleri aydınlatmaya yeniden başlasın… onun üzüntüsü bizim üzüntümüzdür, onun sevinci bizim sevincimiz olacaktır... dedi. 

“Hepsi birden” kuyuya eğildi…ve aynı anda seslendiler ...

“Niye?”

Uzun süre sessizlik oldu…

Ve kuyunun dibinden yankılanan bir ses geldi... 

“Tek ihtiyacı Huzur” dedi ses. Ve devam etti…

Çok ama çok yoruldu, üzüldü… Işığının gücünü de sağlayan “Huzur” aniden giderken, hayatın seslerini de beraberinde götürdü.

Huzur ile tekrar birleşeceği zamanı ise yine hayatın kendi zamanı belirleyecek... bizler sadece güç birliği yaparak iyi hislerimizi yollamalıyız. İnanıyorum ki, Huzur yakında gittiği yerden geri dönecek, gücünü ve hayatın seslerini ona tekrar verecektir. Gittiği yerin uzaklığına göre çabuk da dönebilir yavaş yavaş da... Sadece beklemeliyiz… dedi ve sustu “Bir çok şey”.

“Hepsi birden”, sustu… o günden sonra daha da dikkatle geceye baktılar ... hep baktılar…her defasında Dolunay’ın biraz daha ışıldamaya başladığını gördüler... Sabırla ve sessizce beklediler…anladılar ki Huzur gerçekten de çok uzaklardaydı, bu yüzden yavaş yavaş dönüyordu…

Birçok şey’in cümlelerinden sonra geçen 9. Dolunay zamanında ise ışığının hayli parladığını gördüler… Ve o tatlı gülümsemesine yeniden başlamasından anladılar ki Huzur, hayatın seslerini ona yeniden getirmişti. “MUCİZE”yi getirmişti...

Ve işte o zaman “Hepsi birden”, aynı anda gözlerini kapatıp usulca ve minnetle fısıldadılar...

“Şükürler olsun”… 


AYŞEGÜL YEŞİLNİL
9.Dolunay Zamanı / Haziran 2009
İstanbul


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
16 Temmuz 2009 11:51

jazz

     
        Canım arkadaşım geçmiş olsun..en güzel seslerin senden ayrı düşünülmesi mümkün mü..ne sesler ne de sevgiler buna rıza vermez...şükürler olsun ki.
10 Temmuz 2009 14:42

deniz-kizi35

Dilinize yüreginize saglik :)
07 Temmuz 2009 02:34

mehmet_akif

Bir dervişin sesi işitilir. Uzaktan, yaşanmış bir andan "...Acz’i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak ey aziz!…”
Okurken yazınızı, hissettim geçmişten azizlere seslenen dervişi.  Sizinle tekrar karşılaşmak güzel. Geçmiş olsun. Sağlıkla bizle kalın.
Saygılarımla...
06 Temmuz 2009 15:40

dolphin

Şükürler olsun... ve yaşamınızda hep en güzel mucizelerin sizinle olması dileğimdir.... ve hep bizlerle olun.... bizlere aktarın o güzel düşüncelerinizi.... sağlıklar ve sevgiler....
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.