Doğu Türkistan, Kerkük ve İslamcı'nın Türk problemi

02 Temmuz 2013 14:13 / 1414 kez okundu!

 


Yüzde yüz Müslüman topraklarda elbette katliam var, bitmemiş ve yarım kalmış oryantalizm kursaklardan fışkırıyor ve bütün İslam Alemi üzerinde yer yer İSLAMCI görünümlü işbirlikçilerini de SOSYAL MÜHENDİSLİK harikası ile peşine takıyor… Bugün Kuzey Afrika’dan Suriye’ye ve Irak’a yaşanan bütün handikaplar, Oryantalizm’in BATICI olmaktan çok farklı olarak MODERNİST yüzünün bir temsili adeta…

Fakat bizde, mazideki imitasyon ilerici edipler ve yarı-cahil refleksif muhafazakarlar yüzünden BATICILIK ve MODERNİZM maalesef hep aynı kalıp çuvalına tıkılmıştır. Bugün Türk’e zulüm yapan coğrafyaların BATICI olmaktan ziyade Modernizm’in gayri-meşru çocuğu olduğunu da hep unuturuz bu sebeple… Şimdi İslam’a yapılan saldırı elbette BATICI bir oryantalizmdir. Fakat Müslüman Türk’e BATICI olmayan coğrafyalarda yapılan zulüm ise BATI’nın İSLAM düşmanlığını kullanıp, kendi iç meselesini bu zemin ve ortamda çözme gayreti olanların, ki mesela ÇİN, geniş tabanlı ittifak arayışıdır. Bu ittifakı, İslam’a karşı topyekun savaş açmış ABD- AB parantezine göndererek, ABD’den destek alan UYGURLARI en azından batı nezdinde yalnızlaştırma çabasıdır.

Şimdi bunlar önemli değil… Biz esas bu ülkenin MYANMAR’dan FİLİSTİN’e ağıt yakıp da TÜRK ile ilgilenmeyen kafası karışık veya ikiyüzlü coğrafyasına kafayı çevirelim ve kısaca eleştirelim…

Irak Türkmenleri yüzde 60 oranında şii, yüzde 40 oranında sünnidir. Fakat her iki kesim de ne hikmetse IRAK ARAPLARI tarafından HULAGU’nun torunu olarak isimlendirilip, İSLAM DÜŞMANI olarak resmedilmiştir. HULAGU ile hiç ilişkileri olmadığı ve ALLAH CC’nin davası adına asırlarını verdikleri halde… Esasen bu durum Osmanlı’nın çözülüş yıllarında başlayan ARAP MİLLİYETÇİLİĞİ’nin İslam Öğeleri ile harmanlanması veya tam karşısında olarak ARAP MİLLİYETÇİLİĞİNİ red edenlerin İSLAM referansından önce BATILI enternasyonalizm kavramlarını referans alması sonucu olarak beliren TÜRK ismine karşı mesafeli durma argümanıdır. İslamcılığın ise Türkiye’deki Menşei daimi olarak bu coğrafyalardan kaynaklanınca, doğal olarak TÜRK ismine karşı TÜRK’ün kendi anavatanında da MESAFE oluşmuş oldu… Hele hele bir de MEZHEP yorumları işin içine girince, EMEVİ İSLAM’a başkaldıran TÜRKLER’in, tarihin ilerleyen dönemlerinde yalnız kalıp aleyhinde tezvirat yapılması DAİMİ hale dönüştü. O sebeple TÜRK kelimesinden önce OSMANLI çığırtkanlığı ile mesele halledilir algısı, bizim AVANAK zihniyetlerin umutlu tesellisine dönüştü… Ancak BATI için OSMANLI ne kadar TÜRK ise, İSLAMCI yorumlarının referansını da ORYANTALİZM ile yoğuran ister karşıt, ister tarattar NAHDA’dan İhvan’a her yorum için de OSMANLI o kadar TÜRK demektir ve bizim yarı gafil İSLAMCI camia ise bunu anlamaktan bir o kadar uzaktır.

Şimdi mesele şudur ki, 3-5 bedevi istiyor diye Elhamdülillah yaratılış fıtratımız bulunan ve Cenab-ı Allah CC hazretlerinin takdiri olan TÜRKLÜĞÜMÜZDEN vaz geçmeyeceğiz. Ancak Türk’ün anavatanında gerçekleşen TÜRK DÜŞMANLIĞI’nı ise Yüce Dinimiz İSLAM ile çarpıtma ve yorumlama yoluyla maskelemelerine de İnşallah müsaade etmeyeceğiz…

Bugün Çin’de Zulüm gören UYGURLAR Orta Asya ve Uzak Asya için bir medeniyet gün dönümüdür. Bugün Türkiye’de çocuklarımıza miras olarak okuttuğumuz, Kaşgarlı Mahmud’un KAŞGAR’ı buradadır. Atabet-ül Hakayık’ın anavatanı burasıdır. Hatta yazılı ilk kapsamlı DEVLET FELSEMİZ olan KUTAD-GU BİLİG isimli eser bu topraklarda yazılmıştır. Uygurlar ANADOLU coğrafyasındaki TÜRK-İSLAM’ın kültürel kodlarıdır ve bugün ALLAH adına bir dava yürütülebiliyorsa UYGUR’ların ortaya koyduğu devasa eserler bunun sebebidir… Acaba bizim milli olmayan SIĞ ve BASMA-KALIP İslamcılar bunu idrak edebilir mi?

İlk Müslüman Türk olarak Tarih Kitaplarında sayfalarca anlatılan KARAHANLI hükümdarı Abdülkerim Saltuk Buğra Han’ın anavatanına ve onların TARİH ile MUKADDER torunlarına, aynı dili, aynı tarihi, paylaştığı halde sırtını dönen sözüm ona İSLAMCILAR’ın gafletinin hesabını önce KÜLTÜR verecektir maalesef ORYANTALİST toplum mühendislerinin sırtlan tutkuları önünde…

Fatih Sultan MEHMET Han dedem ile yatıp kalkan sığ İslamcılar bilirler mi ki, fatih Sultan Mehmet’in Tuğrası ne OSMANLICA ne ARAPÇA’dır 19 harfli UYGUR alfabesi ile TUĞRASI’nı imzalamıştır. Nur içinde yatsın, HAN olan dedem köklerine sahip çıkıyor da bu ne idüğü belirsiz sözüm ona İSLAMCI hangi hakla TÜRK düşmanlığı yapıyor…

Rabia Kadir defalarca ifade etti… Çin ile Bzim aramızda gerçekleşen mücadelede, Çin bizi TÜRK olarak değil İSLAMCI terörist olarak servis ediyor ve BATI SEMPATİSİ toplamaya çalışıyor diye… Bırakın Rabia Kadir’e kulak vermeyi, sığınma talebi bile ONURLU olamayacak biçimde red edildi…

Anlayamadığım başka bir şey de Şah-ı Nakşibend dergahının köklerinin, önemli bir kısmı ve medreselerinin kültürel kökenleri bu topraklarda olduğu halde neden sessiz kalışıdır? Abdullah Sermest Tazebay Hazretlerinin anavatanı değil midir buralar? Nesli Mehmet Vakıf Tazebay Hazretleri Nakşibendi kültürün hatırı sayılır bir müderrisi değil midir? Yesevi hazretlerinden gelen köklerin taşıyıcıları değil midir? Her yayınınızın adı ya Semerkand, Ya Buhara’dır, bu semboller sizi asliyete bağlamaz mı? Biliriz ki Gönül ile iş görenler suskun gönülleri, Rahman ve Rahim olan ile ABAD kılarlar… Doğu Türkistan daha ne kadar çile çekecek???

Neyse Allah Dostları elbet bir gün zikrullahındaki TEVHİD ile dillenerek Türkistan zulmüne karşı duracak deyip bekleyelim, ancak onların dışında bulunup, bu ülkenin kültürel kodlarından beslenmeyen ve dahi SÜNNİ kültürün bir bozumu olarak idrak ettiğim VAHHABİLİK’ten tutun da, Napoleoncu Oryantalizm’den beslenen El-Ezherci ardılların benim ülkeme İSLAM adı altında sızmasının TÜRK kavramı üzerinde yarattığı TAHRİBAT açıktır.

Kimse kusura bakmasın, Necip Millet diye Osmanlı tarafından övülenlerin gerçekleştirdiği OSMANLI düşmanlığının VAHHABİ kökleri olduğu açıktır ve Osmanlı’nın TÜRK menşei ise bunlarca tartışma sebebidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ise Ortadoğu’dan uzak durma sebebi, bu kültürel çöküntüler anarşisinin BATI parantezine çoktan alınmış olmasıydı. Şimdi Mustafa Kemal Atatürk’ün BATICI bir dönemi olmuşsa da, MODERNİZM’in BATI olmadığını idrak etmesi ve bu yönde adım atması da yine kendisi olmuştur. O dönemin Musikişinaz CEMİL BEY üzerinden yankı bulan sloganı ise, ‘’Garp beynimizde olmalıysa da, Şark kalbimizde yaşamalıdır’’ o sebeple BATICILIK adına yapılan sığ hamleler yine bu dönem bertaraf edilmeye başlanmıştır.

Kerkük meselesine gelince, aynı dili ve tarihi paylaştıklarına, aynı tören ve merasim kültürüne sahip olduklarına sahip çıkamıyorsan sen NERENİN GÜÇLÜ DEVLETİ’sin ALLAHAŞKINA???

Bakınız… Açık söylüyorum… Bu sözlerden sonra kalkıp da sakın ola ki, KAFATASI, IRK ahkamı kesmeyiniz… Yıllarca KÜLTÜR ile dem vuranların karşısında MÜFTERİ iddialarınız ve ikide bir de IRKÇI yaftalamalarınız VALLAHİ de can sıkıyor BİLLAHİ de can sıkıyor…

Her Şeye ve Size Rağmen…

Yastığımız Mezar Taşı
Yorganımız Kar Olsun
Biz Bu Yoldan Dönersek
Namus Bize Ar Olsun….


Mehmet Fatih DOĞRUCAN

01.07.2013

Son Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2013 12:56

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.