Sorunun Etrafında Dönerseniz Dengeniz Bozulur

15 Mayıs 2020 11:02 / 3734 kez okundu!

 

 

Ah benim güzel ülkem, senin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiş. 23 Nisan 1920’de bir sürelik aradan sonra Ankara’da açılan Meclis 1921 anayasası ile yoluna devam ederken, kısa zamanda gereksiz yere ve usülsüz bir taktikle erken seçime gitti, oluşan yeni Meclis çıkardığı Anayasa ve yasalarla Anadolu insanı ters düştü, o gün bu gündür devlet ile millet arası bir türlü düzelmedi.

 

****

 

Sorunun Etrafında Dönerseniz Dengeniz Bozulur

 

Ah benim güzel ülkem, senin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiş. 23 Nisan 1920’de bir sürelik aradan sonra Ankara’da açılan Meclis 1921 anayasası ile yoluna devam ederken, kısa zamanda gereksiz yere ve usülsüz bir taktikle erken seçime gitti, oluşan yeni Meclis çıkardığı Anayasa ve yasalarla Anadolu insanı ters düştü, o gün bu gündür devlet ile millet arası bir türlü düzelmedi.

Ülkemizde olmaması gereken sorunlar olduğu yerde duruyor, vatandaşa da müsaade etmiyorlar ki başının çaresine baksın, gelen giden de sorunun etrafında dönünce dengesi bozuluyor. Kimin kimden korktuğunu, neden sorunların çözümü için bir çaba, bir gayret sarf edilmediğini de bilmiyoruz.

Al sana can yakıcı, bir asır boyu var olan sorunlarımızdan birkaç tanesi;

1- Kürt meselesi Türk sorunu,

2- Devletin, Milletin dini ile barışık olmama sorunu,

3- Rüşvet ve iltimas sorunu,

4- Mafya sorunu,

5- Uyuşturucu sorunu,

6- Vatandaşın aç ve açıkta kalma sorunu,

7- İsteyen gençlerin evleneme sorunu...

Peki, yetkili etkili kimselere soruyorum, siz bu sorunların etrafında dönüp dolaşacağınıza niye çözmüyorsunuz arkadaş! Bilmiyorsanız ben söyleyeyim.

Anayasanın 42. ve 66. Maddesine bir düzeltme yaparak Kürt meselesini çözebilirsiniz, ayrıca "Ne mutlu Türküm diyene” yerine “Ne mutlu Müslümanım” diyerek şu Türkçülük sorununu da çözebilirsiniz.

Bu milletin dini kahır ekseriyet olarak İslam’dır, İslam’a aykırı ne kadar yasa ve anayasa maddeleri varsa bir an evvel değiştirin/düzeltin, kim size sıkıntı veriyor? Kimden niye çekiniyorsunuz?

Hem haksız kazanç, hem de hak ihlali olan bu rüşvet ve iltimasa son veremez misiniz? Bir yanda ağır ceza getirin, diğer yandan ilgili kişiyi görevden alın, ayrıca deşifre edin başkalarına ibret olsun.

Çek senet mafyasının sorunu mahkemelerin ağır aksak ve adaletin gecikmesinden kaynaklandığına inanıyorum. Adaleti daha güçlü hale getirerek şu aracı kurumlara son verme imkânınız yok mu?

Uyuşturucu sektörünün ülkemiz üzerinde transit geçiş yolunu kullandığını biliyoruz, bu suça ilk bulaşanlar hariç bunlara idam cezasını getirin, toplum biraz nefes alsın. Bunların derdi kısa yoldan çok para kazanmaktır, alın teri, el emeği, helal lokma gibi bir arayışları yok.

Fakir ve miskin vatandaşların bir yıllık gıda ihtiyacını bir seferde karşılama imkanımız yok mu? Yada sosyal güvencesi olmayan ailelere aylık 500 lira ve çocuk başına 100 lira veremez miyiz? 

Evlenmeyi teşvik ederek, daha düzenli ve çalışkan bir neslin yetişmesine fırsat veremez miyiz? Ben geçen mahalli seçimlerde Sur Belediye Başkan aday adayıydım. 40 maddelik bir kampanya paketim vardı, bir tanesi yeni evlilere 1+1 dayalı döşeli ev 5 yıllığına vermeyi taahhüt etmiştim.

Ülkemizin başka başka sorunları da var ama bu sorunlar çözülürse birçok sorun da kendiliğinden çözülür diye düşünüyorum. Çözülemeyen sorunlarla uğraşmak da vazifemiz zaten.

Peki bu tür sorunlarımızı çözmezsek ne olacak?

- Her şeyden önce siyaset her geçen gün kirlenecek, hamasiyet üzerinde siyaset yapılacak, daha çok iç sorunlarımızla boğuşmak durumda kalacağız,

- Ensesi kalın kimseler vekil olarak meclise gidecek ve meclisin değeri daha da düşecek, varlığı ile yokluğu arasında fark olmayacak,

- Hala birileri darbe imasında bulunarak, kamuoyunu boş beleş gündemlerle meşgul edecek,

- En önemlisi de vatandaşlarımız mutsuz ve kaygı içinde yaşayacaklar,

- Meydan ihale fareleri ve rüşvetçi, iltimas babalarına kalacak…

Doğrusu bu yazıyı şu hadiseden esinlenerek yazdım. Zamanında padişah, saraya giden yola kocaman bir taş bırakır ve gelen gidenleri izler, bakalım ne yapıyorlar diye.

Vezir geliyor, birkaç kişiyi görevlendirip ortadan kaldırsam mı acaba, diyerek söyleniyor.

Asker geliyor, acaba bunu kim bıraktı bulup ceza versek mi?

Başkası geliyor başka bir şey söylüyor. Akıllarına gelmiyor ki bir taşı yoldan almak sadakadır, az zahmetli de olsa oradan kaldırmak lazımdır.

Bir vatandaş geliyor ve diyor ki, ben şu taşı yoldan alayım da bir sadaka kazanayım bari. Taşı biraz da zorlanarak yolun kenarına alıyor bir de bakıyor ki, altında bir kese altın çıktı, üzerinde bir not “bu altınlar elini taşın atına sokup kaldıranın hakkıdır”. Whatsapp'ıma bu anekdot bir video ile gelince ben de bu yazıyı yazmak istedim. İşte görüyorsunuz ortada 7 tane taş var, ama taşın altına elini koyup sorunu çözen yok gibi, sorunların etrafında dolaşıyorlar.

Bari biz vatandaş olarak bu sorunlarımızın çözümü için gayret edelim, ne dersiniz?

Haydi ya Allah.

 

Eyüphan KAYA

14.05.2020, Diyarbekir

 

Son Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2020 11:39

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.