O sorular hiçbir zaman sorulmamalı

23 Kasım 2014 12:24 / 2092 kez okundu!

 

 

İzmir’de sanat ortamının 20. yüzyılın son döneminden 21. yüzyıla uzanan evredeki hareketliliğini, ülkedeki ve dünyadaki süreçlerden bağımsız düşünebilmek mümkün değil. Sanat şimdi tüm dünyada, daha önce hiç olmadığı kadar yükselen değer, tüketim toplumunun en ışıltılı metası ve politik, sosyo-ekonomik, kültürel erklerin en inanılmaz aracı.

Ulusal ve küresel girdilerin, sekiz bin beş yüz yıllık geçmişi olan, Osmanlı ve Cumhuriyet modernleşmesini erken yaşamış kozmopolit ticaret limanı İzmir’in yerel dinamikleri ile bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkan gerilimler,  sanat  alanında hemen her yerde yaşanan travmaları anlamak açısından bir ayna oluşturuyor. Kimi zaman “modern”, kimi zaman “geleneksel”, kimi zaman “direnişçi”, kimi zaman “muhafazakâr”, kimi zaman “gelenlerin ve gidenlerin mekânı”, kimi zaman “kendisinden olmayanı ötekileştiren” ama daima “tüccar ve asude kıyı kenti” İzmir, sanat alanında gözle görünen bir canlılığa sahne oluyor. Kentin ortalama bir kapital ve eğitim düzeyinin yanı sıra hevesli yerel yöneticilerinin varlığıyla sunduğu cazibe, İstanbul’dan yorulan İstanbullu, denizlere açılmayı isteyen Ankaralı ve yeni pazarlar arayan Avrupalı sanat temsilcilerinin ilgisini çekerken, sanat etkinliklerinin sayısının arttığı, kapitalist yoğunluktan bunalmış beyaz yakalıların ilgi gösterdiği ticari sanat kurslarının çoğaldığı, yerel yönetimlerin sanat alanındaki himayesinin belirginleştiği görülmekte. Sanat ortamının taşra-metropol olma ikilemini yaşayan İzmir’deki güncel meselelerini ise aşağıda izleklerle açıklayabilmek mümkün:

- Kentin küresel dünyanın tüketici ruhu tarafından metalaştırılmış sanat olgusu açısından verimli bir sahneyi/pazarı oluşturması,

- Kentin yerel sanatsal potansiyelini değerlendiremediği gibi küresele olana da eklemlenemeyen bir  yapıya sahip olması,

- Kentteki farklı sosyo-ekonomik, kültürel, etnik, ideolojik vb.kesimlerin birbirlerine yönlendirdikleri örtük ötekileştirmenin sanat ortamlarına yansıtılması,

- Kentteki sanat etkinliklerinin kapalı karar grupları eliyle örgütlenmesi sonucunda ortaya çıkan merkeziyetçilik ve ilişkilerin “üretimlerini gruplara mesafeli durarak özgür bir mecrada sürdürenleri dışlayıcı”, “kentin özgün sanatsal ifadesini oluşturması yönündeki yeni açılımlara ortam hazırlayamayan”, “küresel-ulusal kapsamda ikonlaştırılmış ithal isimlere  gruplar tarafından onaylanmış yerel isimlerin eklendiği listeleri tekrarlayan” bir etkinlikler silsilesini yaratmış olması.

İzmir’de “kültür” kavramının elitist çerçeveli bir “sanat” kavramına karşılık kılınması sonucunda ortaya çıkan sorunlu kavramsallaştırma, uygulamada “her kesimin üretimini anlamlı kılan gerçek bir sanat sahnesi yaratmak” yerine “sahte soylulukların egemen olduğu sanal bir sahneyi” karşımıza çıkarıyor. Bu tavır, bazen kentteki oturuşmamış burjuvazinin yaygın kitleleri kapsamayan festivaller üretmesi, bazen kendi çevrelerinin dışında kalanları yok sayan kemikleşmiş sanatçı örgütlerinin yerel yönetim kapitaline yaslanarak büyük etkinlikler düzenlemesi, bazen de ticari işletmelerin geliştirdikleri ilişkilerle kamu olanaklarını kendi yararlarına kullanması şeklinde hayat buluyor. Yerel ve merkezi yönetimler tarafından sanat alanına aktarılan kapitale bağımlılık giderek artıyor ve sözü edilen kapitalin kullanılma biçimi çeşitli sorular barındırıyor.

İzmir’de kültürel örüntülerin ortamdaki temsilleri hâlâ sorunlu. Egemen sistemle ilişkisi her geçen gün daha da yoğunlaşan sanatın sahnesi hâlâ yeterince özgür ve adil değil. Tüm dünyada ve ülkede olduğu gibi İzmir’deki sanat dünyasında da sadece “ne yaptığınız” değil “kimleri tanıdığınız/kimlerden olduğunuz” da önemli. Sistemin önerisi şu: Alkışlar öyle yüksek olmalı ki kimsenin aklına iyi sanat üretiminin  bir bölümünün neden ortada görünmediği gelmemeli. İkon imal etmenin etik sorunlarına ve bedellerine ilişkin bir gölge akıllara düşmemeli. Sanat alanında harcanan kapitalin döngüsünü merak eden hiç kimse olmamalı. Toplumsal vicdanı her durum için  yeniden devreye sokan o sorular hiçbir zaman sorulmamalı.

Sanat endüstrisi, politik ve sosyo-ekonomik erk sahipleri, sanat ortamının örgütlü ya da örgütsüz  iç iktidarları sanatçılardan koşulsuz itaat  bekliyor. Üstelik bu yalnızca İzmir’de değil sanatla yüz yüze gelmiş başka kentlerde de böyle. Herkes biliyor ki küresel dünyanın sanat alemlerinde itaat etmeyenleri ya ikna ederek sustururlar ya da “görüp de görmemiş gibi yapanlara dair bir körlüğün” ve “duyup da duymamış gibi yapanlara dair bir sağırlığın” acıtıcı şiddetiyle vurmaya kalkışırlar. İzmir kenti sanat alanında tarihe geçecek bir hikâyeye sahip olmak istiyorsa, dünyanın iyi yönde değişmesine hiçbir gerçek katkıda bulunmadıkları için birer istatistik verisinden daha fazlası olamayan tüm seyir etkinliklerini geçici süreyle durdurmalı. Onun yerine farklı kültürel kesimlerin birbirlerine yönelttikleri örtük ötekileştirmeyle yüz yüze gelebilecekleri buluşmalar organize edilmeli. Hakem rolündeki  birkaç kişinin kimin sahneye çıkıp çıkmayacağına karar verdiği organizasyonlar düzenleneceğine, içinde yer almak isteyen her sanatçının dahil olabileceği ve ürünlerini aracısız bir şekilde halkın karşısına çıkarabileceği ortamlar kurgulanmalı. Sanatsal sözün ve sanatsal emeğin hakkı yerli yerine konulana kadar hiç durmadan sorular sorulmalı. Asıl mesele bu: O sorular sorulmazsa o duvarlar  yıkılmayacak; yalnızca politik ve sosyo-ekonomik erklerin sanatın karşısına ördüğü duvarlar değil, sanatın kendi içinde kendi varlığına karşı ördüğü duvarlar da. Sanatın uzun yolunda tek başına yürümeye kalkan her sanatçı günümüzde devasa duvarlara çarpıyor; öyle ki bir dönem tanığı olarak konuşacak olursam, “mimarlık, edebiyat, fotoğraf, belgesel sinema” ve “adil bir dünya ideali” ile uğraşarak geçirdiğim çeyrek yüzyılda dolaştığım sokakların her dönemecinde “yerel, ulusal, küresel duvarlarla” karşılaştım.

(Kaynak: Emel Kayın, “O Sorular Hiçbir Zaman Sorulmamalı”, Evrensel Gazetesi “Kent:İzmir ve Yerel Yönetimler” Eki, 2014, s.3)

 

Emel KAYIN

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.