Yeşiller ve EDP'nin birleşmesi... Yeni parti...

18 Ekim 2012 23:26 / 1841 kez okundu!

 


12 Eylül'den sonra solda önce Halkçı Parti kuruldu, sonra CHP, DSP ve 5-6 yıl sonra da TBKP, SBP ve özgürlükçü sol tarafından büyük heyecanla karşılanan bugün bile altına imza atılabilecek manifestosu ve kurucuları ile büyük umutlarla karşılanan YDH... Ne oldu? Nerede bu partiler? Geriye sol mu değil mi tartışmaları hiç bitmeyen ve genel başkanı eski bir yüksek bürokrat olan CHP kaldı...

Neden solda kurulan bu partiler yaşamıyor? Referansı Müslümanlık olan AKP yaşıyor, referansı Kemalizm ve devletçilik olan CHP yaşıyor ama referansı özgürlük ve demokrasi olan sol bir parti, neden yaşamıyor? Ve şimdi referansı özgürlük, demokrasi ve ekoloji olan sol bir parti yaşayabilir mi? Şu hiç bir partinin dokun(a)madığı siyasi partiler yasasına bir bakalım...

Siyasi Partiler Yasası Madde 4;

Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarındandır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar. Siyasi partilerin kuruluşu, organların seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

İsteyen genel başkanın, MKYK'nın yetkilerine de bakabilir. Tabi bir de başsavcı tarafından partinin denetlenmesi var. Ne demek bütün bunlar?

Bu devlet yukarıdan aşağıya örgütlenmiş, tepeden inme yönetilen merkezi bir yapıya sahip. Bu merkezi yapıları ve tepeden inme yönetme yöntemi doğrultusunda da;

Siyasi partiler yasasıyla, siyasi partileri,
Sendikalar yasası ile sendikaları,
Dernekler yasası ile dernekleri,
Meslek kuruluşları-odalar yasası ile de meslek kuruluşlarını ve odaları kendine benzetmiş.

Açın bakın sendikalar yasasını, genel başkanın, GYK'nın yetkilerine bir bakın... Tanrı aşkına, gazetelerde her zaman okumaz mıyız sendikanın şube başkanı görevden alınmış, filan partinin il yönetimi fesh edildi ve bu gibi haberler... Ne siyasi partilerde, ne sendikalarda, ne derneklerde ve meslek kuruluşlarında demokrasi yoktur. Çünkü tüzükleri öyle... Çünkü yasalara uymak zorunda tüzükler. Siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun, taban denilen iddiasız insanlardaki onun bunun peşinden gitme alışkanlığı ve daha buna benzer bir sürü şeyler; yok yönetime kim girdi, o girmeseydi bu girseydi kırılmaları, küsmeler, yetmezmiş gibi hırslar, menfaatler, program, tüzük saçmalıkları, aşınmalar, aşındırmalar.

Ne kadar iyi niyetle yola çıkarsanız çıkın, parti kurduğunuz anda devlete benzemenin ilk adımını atmış bulunuyorsunuz. SDP, YDH bu yüzden bugün yoklar. Başka nedenleri de var ama ana neden bu. Seçimler, listeler, yönetime o girsin bu girsin çekişmeleri ve sonuç bu.

Bence bu devleti önce özgürleştirmek gerekir. Bunun içinde sol sağ ayrımı, politik ayrılıklar, din,mezhep, cinsiyet, cinsel tercih gibi hiç bir ayrımı gözetmeden sadece özgürlük ve demokrasi için bir forum hareketi gerekiyor...

"Aydınlık için bir dakika karanlık", "Yetmez ama evet", bir çatısız forum hareketinin başarılı olduğunu gösterdi. Bu siyasi partiler yasası ve YDH deneyimi varken hala partileşme sevdalarını anlayamıyorum. Bunun yerine "Yetmez ama evet" veya "Anayasa Platformu" veya "kMM"leri bir şekilde canlandırılamaz mı?

Yeni parti kurarak veya öyle 50, 100, 300 saygın insanın imzaladığı bildirilerle değil... Yine yazılsın bildiriler, meramımız anlatılsın ama o isimler filan tarihte, filan şehirde hiç bir ayrım gözetmeksizin mitingler düzenleseler; Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Diyarbakır, Çorum gibi... Her hafta bir ilde, hiçbir pankart taşımadan, taşıtmadan, sadece özgürlük ve demokrasi isteyenler yani... Kimliksiz yani... Hangi parti, hangi oda, hangi sendika değil; birey olarak... Sendikalar veya partiler veya dernekler katılacaklarını bir şekilde duyurabilirler ama kimliklerini alana taşımadan.

Her mitingte o bildiriyi hazırlayan yani halkı demokrasi ve özgürlük için alanlara çağıran saygın insanlar her biri ayrı ayrı her mitingte sadece bir konuşma yapsalar...

Bence yeni parti kurmaktan daha iyi olur. Parti kurmak, birlikteliğin ifadesidir ama ayrıca diğer birlikteliklerden de ayrılığı ifade eder. Özgürlük ve demokrasi için partine uzak duran insanları dışarda bırakmak gibi bir lüksün olmamalı.
Hiç kimseye, partiye karşı değil sadece özgürlük ve demokrasi isteyen bir hareketin çatısı mı olur? Yani yeni kurulacak parti ne isteyecek ki özgürlük ve demokrasi olmadan? Önce özgürlük ve demokrasi olmalı ki taşlar yerine konabilsin.

Unutmadan, Çekoslavakya bir sivil forum hareketiyle özgürleşti.

Son olarak; illa parti diyenlere bir önerim var. Hiç olmazsa siyasi partiler yasasını, anayasayı delen bir tüzük ve program yapsınlar. Şöyle demokratik standartlara göre yani mesela İsveç'teki yasalara göre... Bakarsınız bir iki ihtardan sonra baş savcı da partiyi kapattırmaya kalkar, iş anayasa mahkemesine gider ve anayasa mahkemesi de mevcut siyasi partiler yasasının ve anayasanın çağdaş filan olamadığını söyleyerek tüzüğü onaylar böylece içtihat yoluyla yüzümüz güler.

Bir değerli dostumun, çok saygın bir entelektüelin EDP ve Yeşiller'in ve aydınların yeni parti kurmasıyla ilgili olarak söylediğiyle yazıyı bitirmek istiyorum..

"Topluma söyleyecek şeyin yoksa veya bu konuda ayakların sağlam basmıyorsa ancak parti kurabilirsin..."


Ali Rıza KAPTAN

18.10.2012

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.