Eğitimde bağcıyı dövmek yerine üzüm yemeye odaklanmak

02 Aralık 2014 21:19 / 1597 kez okundu!

 

 

Cumhurbaşkanı RTE, milli eğitim üzerine konuştu... Twitterdan yazdığım kimi notlarımı buradan da paylaşayım istedim. Öncelikle "milli" lafı, eğitim bakanlığından çıkmalı. Eğitimin millisi olmaz. Olur diyenleri önceden gördük ki, istedikleri formatı çocuklara vermekti amaçları... "Atatürkçü" kuşaklar yetiştirmek adına herşeyi "milli" yapma sahtekarlığı bugün açığa çıkmış durumda. Bu nedenle şimdi "İslamcı kuşak" yetiştirme hayallerine kapılan varsa, bence bu da onların kursağında kalacaktır çünkü yeni kuşaklar epeyi deneyimli; Atatürkçü kuşak olmaktan, bu sefer de İslamcı kuşak olmaya o kadar kolay zıplanamayacaktır. "Fikri hür, vicdanı hür" kuşaklar istemek artık bu toplumun ortak paydasıdır. Mesele bunun erken farkına varmak. 

RTE: "Gençlerimizi ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi hastalığından eğitim korur" dedi. Bundan o kadar emin değilim. 100 yıldır bunların kaynağı zaten eğitim değil mi? Demek ki mesele herkesi daha çok "eğitmek" olmamalı. Eğitimin içeriğidir esas olan. "ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi" konularının bir tür hastalık olduğunu ve bunlardan uzak durmak için neler yapılması gerektiğini öğretecek bir eğitimin ise elbette başımızın üstünde yeri var.

RTE:"Okullar kendi dilinden uzaklaştıran birey yetiştiriyorsa talim ve terbiyede arıza var demektir" Son derece doğru... Ancak burada meseleye sadece "milleti hakime" ya da "evlad-ı fatihan" bakışıyla yaklaşırsak toplumdaki diğer toplulukların isteklerini gözden kaçırırız. Örneğin Kürtlere anadili eğitimi bu yüzden şart çünkü "okullar -onları- kendi dilinden uzaklaştırıyor" Bu durumda "talim ve terbiyede arıza var demektir"; hatta en başta "talim ve terbiye" laflarının ve yaklaşımının bizzatihi kendisinde...

RTE: "Taklit eden, takip eden her zaman bir adım geride kalır." Dediği kesinlikle doğru. Ama unutmayalım ki, yeniye ulaşmak için herkes işe önce taklid ile başlar; mesele en iyiyi taklid etmek sonra da basit teknoloji hayranlığının ötesine geçip daha iyisini yapmayı hedeflemektir. Şimdilik bu alanda ülkemizde bir ilerleme var ancak bunun daha çok silah ve askeri araç gereç alanlarında olması biraz üzücü. Yine de tarihe göz attığızda ilerleme ve keşiflerin önemlice bir bölümü önce bu alanlardan çıkıp sonra günlük yaşamı kolaylaştırmaya dönüşüyor.

RTE: "Bir gün gelecek takip edilen olacağız" Bunu yapabilmek için "İbni Rüşd mü haklıydı, İmam Gazali mi?" sorusuna yeniden dönmek iyi olur.

http://www.izmirizmir.net/ilhami-misirlioglu-imam-gazzali-m…

Bazı konulara yanıt bulmak kolay değildir elbette... "550 yıl önce bu topraklarda sorulmuş “İmam Gazzali mi haklıydı, İbni Rüşd mü?” sorusuna yanıt bulmaktan daha zor olmadığı da açık. Bu soruya doğru yanıtı verememiş, gelenekle bağını koparmış, sonra bu soruyu ve yanıtını bir daha neredeyse kurcalamamış bir toprağın çocuklarıyız biz. Kendimizi batı üstünden tanıdığımız, ve çoğunlukla bu tavrı bugün de sürdürdüğümüz için özürlü kuşaklarız. Kemalist modernleşme denemeleri ve Marksist kökenli -ama elbette ki yine radikal- modernleşme önerileri ülkemizde süre giden kimlik bunalımına ne yazık ki son veremez. Mehmet Altan’ın Star’daki son yazısında söylediği bir söz var: “Herkes ümitsizlik yarışındayken, ümidi yaratan bu ülkenin baş tacı olacak”. Bu ümidi yaratmak, gelenekle yolları yeniden kesiştirmekten, geleneğin kaçınılmaz olarak yine modern -belki yeni modern- yorumlarını yapmaktan geçiyor. Ancak gelenekle bağını kuran, eskiyi içeren bir yeni, umut olma olasılığını yeniden taşıyabilir.

Kim bilir belki bugün karşı karşıya olduğumuz çok sayıda zor sorunun kaynağı da buralarda aranmalıdır. Bu kadar derinlerde ama ne güzel ki, hala ulaşılabilir bir derinlik."

"Gençlerimizi ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi hastalığından korumak" düşüncesini ülkemizde bir cumhurbaşkanının duymak sevindiricidir. Bu sözlerin sadece dile getirmesi bile çok önemlidir. Niyet okuyanlardan, "bunları dedi ama başka şey yapıyor"a takılıp kalanlardan değiliz. İlk kez bir cumhurbaşkanının ağzından dökülen bu sözlerin anlamı kolaycı yorumlardan daha derinde aranmalıdır. "Bunları söyleyenlerin, çelişkili bazı uygulamalarının olması" da elbette bir sorundur ancak unutmayalım ki, "bunları hiç söylemeyip, tamamen tek tip insan yetiştirmek için elinden geleni yapan" çok sayıda cumhurbaşkanı, başbakan ya da politikacı gördük bu ülkede... Demek ki bizzatihi bu sözlerin söylenmiş olmasını bile önemsemeliyiz. Aynı zamanda bu dile getirişi de sadece bu kişinin "iyiniyet"ine ya da "kandırmaca" çabasına bağlayamayız. Bu sözlerin dile gelmesini sağlayan zamanın ruhudur elbette ama bunun için bu ülkede emek vermiş, hatta bu yolda canını yitirmiş nice insanın varlığını da unutamayız. Cumhurbaşkanının bu sözlerini görmezden gelmek, küşümsemek her şeyden önce bu insanların anısına da saygısızlık olur.

Bağcıyı dövmek yerine üzüm yemeye odaklanalım...

Eğitim üstüne diğer önerilerimi de yıllar önce yazmıştım zaten:http://www.izmirizmir.net/ilhami-misirlioglu-2023-yilinda-e… …

 

İlhami MISIRLIOĞLU

02.12.2014

 

Son Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2014 00:15

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.