PARANIN EGEMENLİĞİ

14 Ağustos 2018 05:43 / 1707 kez okundu!

 

 

İnsanoğlunun en önemli faaliyeti üretim ve meta değişimidir. Bilinen adıyla ticaret. Ticaretin temel aracı ise Lidyalılardan bu yana paradır. Para, aynı zamanda egemenliğin de simgesidir. Çağlar boyunca yeni kurulan devletler, kendi paralarını basar ve egemenliğinin sınırlarını bu para biriminin kullanımıyla çizerler. Bir devletin parası ne kadar geniş bir coğrafyada geçerli ise egemenlik alanı da o kadar geniştir. Amerikan dolarının tüm dünya çapında geçerli olması, Amerika'nın dünyanın egemeni ve efendisi olması sonucunu getiriyor.

 

****

 

PARANIN EGEMENLİĞİ

lidyalıların ilk parası ile ilgili görsel sonucu

 

İnsanoğlunun en önemli faaliyeti üretim ve meta değişimidir. Bilinen adıyla ticaret. Ticaretin temel aracı ise Lidyalılardan bu yana paradır. Para, aynı zamanda egemenliğin de simgesidir. Çağlar boyunca yeni kurulan devletler, kendi paralarını basar ve egemenliğinin sınırlarını bu para biriminin kullanımıyla çizerler. Bir devletin parası ne kadar geniş bir coğrafyada geçerli ise egemenlik alanı da o kadar geniştir. Amerikan dolarının tüm dünya çapında geçerli olması, Amerika'nın dünyanın egemeni ve efendisi olması sonucunu getiriyor.

 

Amerika ülkemize neden dolarla saldırdı? İşte o egemenliğini ve o egemenliğin sarsılmazlığını göstermek için. Brunson ya da bir başka sebep göstermelik sebeptir. Aslında dolar savaşını hemen hepimizin sandığı gibi Amerika başlatmadı. Uluslararası ticarette doları dışlama teklifi ile Türkiye başlattı. Amerika'nın böylesi bir girişim karşısında sessiz kalması beklenemezdi. Nitekim bir pundunu, bir sebebini bulup doların dünya imparatorluğunun ne kadar sağlam olduğunu göstermeye kalktı.

 

Türkiye; Rusya, Çin ve İran'la dolar dışı araçlarla ticaret yapma görüşmeleri sürdürüyor. Çok yakında bunun denemeleri başlayacak. Tayyip Erdoğan, bugün Trabzon'da yaptığı konuşmada, Avrupa Birliğini de bu tarz ticarete çağırdı. Bu girişimlerin havada kaldığını asla düşünmeyin. Amerika'nın ekonomik saldırısına maruz devletler, er geç tedbirlere yönelecekler. Ve de Türkiye'nin bu önerisi çok yerinde, çok akıllıca bir öneridir. Benimsenmesi ise olmayacak şey değildir. İşte bu, Amerika'nın şah damarının kesilmesi anlamına gelir ki Amerika bunu kesinlikle sessizce kabullenmez. Nitekim ilk saldırı yalnızca Türkiye'ye değil, dolar dışı ticaret aracı kullanmaya hazırlanan diğer ülkelere de yönelmiştir.

 

Doların egemenliğinin sarsılması, Amerika'nın dünya egemenliğinin sarsılması anlamına gelir. Erdoğan bugünkü Trabzon konuşmasında, yalnızca Avrupa Birliğini dolar dışı para kullanımına çağırmadı; aynı zamanda, Amerika'nın bu saldırısına karşı alternatiflerimiz olduğunu ve yarından itibaren yeni tedbirlerin gündeme alınacağını da söyledi. Anlayacağınız, ekonomik savaşın yeni safhalarına ve sürprizlere kendimizi hazırlamalıyız.

 

Dikkat ederseniz Türkiye Merkez Bankası dolar saldırısına karşı döviz bozdurarak cevap vermeye yanaşmadı. Çünkü bu saldırı Türkiye'nin döviz rezervlerin eritmeyi de amaçlıyor. Bu oyuna gelinmedi. Savaş çetin geçecektir. Bu yapılmak istenen öyle kolay bir iş değil. Dünya çapında bir devrim anlamına geliyor. Dolayısıyla herkes elindeki bütün kozları çok dikkatli kullanacak. Amerika o kadar da aptal ve çaresiz değil. Üstelik güç şu anda onun elinde görünüyor. Ama aynı zamanda elleri arasından kayarak başka yöne doğru akma eğilimi de taşıyor.

 

Dünya ticareti dolarizasyonun hegemonyasını er geç kırmak zorunda. Bu yapılmadığı takdirde üretici güçlerin gelişimin önünün açılması imkansız. Çünkü Amerika'nın ekonomik dünya egemenliği, diğer devletlerin üretim kapasitelerinin önünü tıkıyor. Bu da sık ekonomik krizler doğuruyor. Bu çelişkinin çözülmesi kaçınılmaz. Bu çözüldüğü takdirde yeni ekonomiler, yeni üretim ilişkileri tesis edecekler. İnsanoğlu teknolojiyi geliştirerek daha bir üst seviyeye çıkaracak, uygarlık yolunda yol almaya devam edecek. Üstelik yeni ekonomik ilişkiler daha eşitlikçi, daha bir herkesin de yararına olacak şekilde, tek taraflı sömürü ilişkisi yerine, moda deyimle, kazan kazan ilkesine göre şekillenecek. Üstünler, üstünlüklerinden feragat etmeyi kabullenecekler. Üstelik dünyamızın ekolojik dengesi de gözetilmek zorunda kalınacak.

 

Bu gelişme hayal mı yoksa mümkün mü? Meseleye böyle bakmamalı; bu olmazsa dünyanın ne kadar büyük bir kaosa sürükleneceğini düşünebiliriz aslında. İnsanoğlunun uygarlığı şimdiye kadar hep kurulan egemenlikler eliyle geliştirildi. Mısır'dan antik Yunan'a, Roma'ya ve modern kapitalizme varıncaya dek hep böyle oldu. Bir yerden sonra o egemenliklerin yıkılması gerekti. Çünkü gelişimin önünü tıkadılar ve onların, gelişmenin önünden çekilmesiyle uygarlık yolunda ilerlemenin önü açıldı. Günümüzde de farklı olması için bir sebep yok. Yepyeni bir dünya düzenine doğru yürüyoruz.

 

Firuz TÜRKER

13.08.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.