Denge Dile Min

21 Temmuz 2009 02:49 / 2867 kez okundu!

 


Merhaba, 
Müzikle yıkansın yeryüzü... sıcak tadını çıkarsın güneşin ve çocuklar eksilmesin bizden... Mehmet Atlı konseri yaklaşıyor. Yürek heyecanlı... İzmir, fuar... ıhlamur ve manolyalar yapraklarını kımıldatıyor... Gelin konserde birlikte şarkılar söyleyelim sözleri şiir ve ışıktan...
 

Bu haftaki yazım, affınıza sığınarak bir masumiyetin, hayatı ezgiyle ıslanan bir çocuğun masalı... aynı zamanda bize ait... kalbimizi anlatıyor çünkü... sevdayı, aşkı, hürmeti ve acıyı da... Mehmet Atlı İzmir'e geliyor... Sandıklarınızı açıverin lavanta koksun notalar.... İşte sözcükler saygılarımla sabrınıza...

***

Sadece bir çocuk baharı düşleyebilir. Yenilmez kışın karşısında. O kış karlar altında bıraksa bile evleri, kuşları, adımları, “çocuk” izini bulur mutlaka kendinin. Kapılara minik elleriyle dokunur. Ürperir içeride yaşayanlar. Israrla bakar camlardan içeri. Sorular sorar merak yüklü. Yoksulluğu değildir onu uzaklara götüren. Hayatla ilgili yabancılıklar çeker. Hep gider çocuk. Birilerine bir yerlere. Ait sözü toprağın ötesinde zaman denen tuhaf oyunla buluşturur. Kundak kaybolur. 

1975 yılında doğmuş Mehmet Atlı Diyarbakır’da. Hamravat küs müydü o günlerde bilen varsa konuşsun. Gün gece yabancı kalmasın utanca. “ Su “ küserse çekip gidiyor insan. Çocukların elleri eskiyor anneleriyle kurabiye pişiremeyince. 

Bir küçük, çocukça masumiyeti besler dağların esintisiyle.
“ ….Uzağız birbirimize yıllarımız geçiyor
Seslerimiz ulaşmayarak birbirine
Güneşimiz görünmedi de, görünmedi
halimiz de perişan halde...” Şinno Ninno…


Dinlerken hayatın acılara karşın nasıl da devam ettiğini yudumlarsınız bu parçada..Sözün hüzne sevdalı olması bile yerinizde oturmanıza izin vermeyecektir. Yaşamaya çağırır. Ölüm değildir sonbahar. Kızılın coşması olabilir belki. Dicle kıvrılırken taşların içinden evini buluverir gözelerde.
Nereden geldiğini bilmeyen göç kaçkınları gibi yaşıyoruz ateşi. Tutkun olmayı unutuyoruz korkudan. Hem seven hem de şüphe içinde kıvranan akıl sahibini arıyor şarkılarında. Bu nedenle yüzleşmeyi kabul edene soruyor;

“…Keyif ve neşe
Şefkat ve mutluluk getirdin
Susamıştım su verdin
Ama içinde tuz da vardı…” Jahr…


Güneşe uyanır üzümle leblebi. Gözbebekleri büyür, düşer gölge kalır sevdiğine. Yalnız kalmanın acısı dağılır. Uzaktır sevdiğinin evi. Uzaktadır sıcaklık. Özlemek sahneye adını verir. Yanar dilindeki harf. Yağmura bakar kirpikler… yağmur olur sessizlik yığılır saçlarının arasında. Okşamadığı anların arkadaşı olmuştur… Bekler kuru bir sandalyenin eşliğinde. Vakit geçmiş ağrılar başlamıştır. Ya gelmezse!... Gitse! Mümkün değil bırakıp kalkmak masadan.

“….Dilerim sen mutlusundur ama ben pişmanım
Neredeyim bilmiyorum, zamansız ve dilsizim
Uzakta da yurdumda da yabancıyım
Şarkı şarkı inledim de yine acımla kaldım…” Be zeman be ziman….


1 Ağustos… Tanrıların isim olduğu ay… Fuar’da konseri var Mehmet Atlı’nın… İzmir yıldızlara değerken o yerini alacak ve şarkılarını bırakacak ağaçlara, gençlere, denize... Buzlu badem satan, doğduğu yokuşu bilmeyen, evi olmayan, babası, soyu kayıp, çiçeklerin gülüşünü ıslatan, akşam sefaları, bakırcılar gelsin. Agora’da beşik sallayan pembe güllü de söylesin şarkıyı kırmızı pabuçlarını çamurlu sularda ıslatan da.

“….Ji çiyayên Tûjik ku bi çil qevzî çil çav
Ji tere anîme ev çengek av
Ka vexwe heyrano tu tî yi tu tî
Tu tî yî heyrano, û tu birîndar jî…” Heyrano


Yeter ki sevsin avuçlarını doldurup suyla koca kentin duvarlarını ıslatmayı. Sokaklardan kadifeler toplarken hatırlasın sevdiğinin yanağını. Okşasın konuşmasını bebeklerin. Bilsin ki umut söylenesi bir şarkıdır. Bütün dillerde aynıdır heyecanı, rengi…

“…Bu şehir ve bu sokaklar
Hep seni hatırlatır bana
Yalnız kaldım buralarda
Ümitliyim, çabuk gel…” Zu Were


Ve hiç bitmesin çocuğun şarkısı... Yaylılar nefese dokunsun... bağlama düşen damlalardan ürpersin. Ola ki mandolin endamını esirgemez udÎden?.. Öyleyse o da çıksın sahneye…

“…Çî ji dûrê te çî lî nêzikê te
Nagihe dilê te dengê dilê min
Carek were carek were
Carek were mêvanê min be
Ev dilê ku ji bo te
Dişewite bibîne…” Denge Dile Min



İffet DİLER
İZMİR 2009
 

-- 

www.allianoi.org
www.dogadernegi.org
www.izmirizmir.net
www.firtinadereleri.com
www.tudef.com
www.hasankeyfgirisimi.com
www.fotogezgin.com
www.sirtcantam.com

"Allianoi, Hasankeyf, Munzur... geleceğinizdir... Kafanızı kuma aklınızı suya gömmeyin..."
 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
21 Temmuz 2009 12:25

kizilcam

Acı çeksek de elinden,
şu yaşamak denen illetin.
Okudukça yaşamaktan keyif alıyorum,
Hayat akıyor dilinden şu bizim İffet'in

Ali Rıza Üleç
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.