AÞK GÝBÝ AYDINLIK, ÖLÜM GÝBÝ KARANLIK
23 Mayýs 2019 00:56 / 1410 kez okundu!
Mehmed Uzun’un Kürtçe yazýp sonra Türkçe’ye çevrilen romanýn adý “Aþk Gibi Aydýnlýk, Ölüm Gibi Karanlýk”.
Ýki gün elimden býrakamadan okuduðum, çok etkileyici, tam da hayatýn içinden, günümüze mesajlar ileten, Gýlgamýþ Destaný tadýnda bir roman.
Kitabý Türkçeye çeviren Muhsin Kýzýlkaya’nýn da katkýsý büyük, romanýn böylesine akýcý, böylesine etkileyici olmasýnda.
****
AÞK GÝBÝ AYDINLIK, ÖLÜM GÝBÝ KARANLIK
Mehmed Uzun’un Kürtçe yazýp sonra Türkçe’ye çevrilen romanýn adý “Aþk Gibi Aydýnlýk, Ölüm Gibi Karanlýk”.
Ýki gün elimden býrakamadan okuduðum, çok etkileyici, tam da hayatýn içinden, günümüze mesajlar ileten, Gýlgamýþ Destaný tadýnda bir roman.
Kitabý Türkçeye çeviren Muhsin Kýzýlkaya’nýn da katkýsý büyük, romanýn böylesine akýcý, böylesine etkileyici olmasýnda.
Çevirenin notunda da belirttiði gibi ”çaresiz aydýnýn hüzünlü macerasý” yerine yazar; Yakýn tarihte, belki çok yakýnýmýzda, belki de bizden fersah fersah uzakta bir “yok ülkede” geçen olaylardan yola çýkarak bizi yaþadýðýmýz anda sarsýyor.
Ýnsanoðlunun en eski macerasýna götürüyor bizi. Bu macerada sadece iki doða olayý çarpýþmaz, ayný zamanda insan ruhlarýna sinen aydýnlýkla karanlýðýn savaþýný da izleriz.
Aydýnlýk ama aþk gibi, karanlýk ama ölüm gibi korkunç ve ürkütücü!
Hayatýmýz; bu iki kavramýn ve bizim bu iki kavramla olan mücadelemizin hüzünlü hikayeleriyle dolu deðil mi?
Yolun sonunda ýþýðý, yazarýn söylemiyle aþk gibi aydýnlýðý yakalayabilmek için ne zorluklara katlanýr, ölüm gibi karanlýklardan geçeriz.
Yazarýn romanda yaptýðý geri dönüþlü anlatýmlar gibi ben de okudukça hep gerilere gittim.
Bir yandan hemen burnumuzun dibinde yaþananlarý, yerlerde sürülen analarý, elleri arkada yola yatýrýlmýþ çocuk yaþtaki gençleri görüp kahrolurken, öte yanda mevcut düzenin sunduðu geçici güzellikler uðruna çirkinleþen, ikiyüzlü, çýkarcý siyasileri görüp kendimden, insanlýðýmdan utanýyorum.
Çaðdaþ bir demokrasiyle taçlandýrýlamayan bir cumhuriyet hayaliyle, tüm deðerleri yerle bir olmuþ, laiklik diye diye diyanetin kuyruðuna takýlmýþ sözde aydýnlarýn, kiþisel hýrs ve kariyer beklentilerine yenik düþen umutlarýmýzý, barýþ mücadelesinde yan çizen entellektüellere teslim ettiðimiz aydýnlýk hayallerimizi düþünüyorum.
Aþk diyorum, aydýnlýk deðil; barýþ diyorum, karanlýða mahkum.
Sonra çýkýp kendimi avutmak için” her þey çok güzel olacak” diyorum.
Geçiyorum bilgisayarýn baþýna, sözüm ona köþe yazýsý yazacaðým.
Daha kaç fersah yol alacaðýz?
Kaçýncý fersahtan sonra þafaðýn ýþýklarý belirecek.
Kaçýncý fersahýn sonunda güneþ ýþýnlarý sel olup, akacak.
Aþka en çok çaresizlerin mi ihtiyacý vardýr, diye soruyor yazar.
Oysa ülkemizde o kadar çok çaresiz insan var ama yine aþk yok.
Yazgýlarýnýn esiri olmuþ bir toplumun, eþit olmayan yurttaþlarý olarak, aydýnlýkla karanlýk arasýnda gidip geliyoruz.
Aç kalmamak, açýkta kalmamak, düþmana yenik düþmemek, zalime el açmamak uðruna hep fedakarlýk yapan ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmeyen bu güzel ülkenin, güzel insanlarý hep karanlýða mahkum mu olacaklar?
Aydýnlýk niye bu denli uzak?
Daha geçtiðimiz günlerde anneler gününü kutladýk.
“Cennet analarýn ayaðý altýndadýr” dediðimiz analar polislerin ayaklarý altýnda sürüklendiler.
Onlar onurlarý için her baskýya, kötülüðe dayandýlar.
Günlerce, aylarca aç kalsalar da yine yaþarlar.
Çocuklarý için, eþleri, analarý, kendileri gibi ezilen, baskýlanan kardeþleri için ve en önemlisi onurlarý için, onurluca yaþarlar.
Ya onursuzlar!
Onurlarýný ayaklar altýna almýþ zalimler; bu onursuzlukla ne kadar yaþayabilirler?
Bu kitap bana aydýnlýk ve karanlýðýn mücadelesi kadar onurlu insanlarla, onursuzca kendini sisteme teslim eden sözde aydýnlarý anýmsattý.
Þu bir gerçek ki; acýmasýz bir sömürünün, halkýna zulmeden bir iktidarýn yönetiminde yazarlarýmýz, yazdýklarýndan, gerçek aydýnlarýmýz düþüncelerinden ve eþit yurttaþlýktan gayrý bir beklentisi olmayan yoksul, emekçi insanlar dilinden, dininden, inancýndan dolayý daha çok ezilecekler, baský ve zulüm görecekler.
Ancak Mehmed Uzun gibi yazarlar, sanatçýlar, aydýnlar yine de hayallerimizin, umutlarýmýzýn, karanlýðýn bir yerinden ýþýldamaya devam edecekler.
Biliyoruz ki, “karanlýðýn en koyu olduðu zaman, aydýnlýða en yakýn olduðumuz andýr.”
Yine biliyoruz ki; ölüm gibi karanlýklardan geçsek de, aþk gibi aydýnlýklara çýkmak her zaman mümkündür.
(Y. Kemal’in “Kürt romanýnýn dilinin dikenli yolunu açmýþtýr” dediði Mehmed Uzun’a saygýyla)


