İSKİLİPLİ ÂTIF HOCA HAİN MİYDİ?

12 Şubat 2026 09:02 / 383 kez okundu!

 

 

"Yeni İçişleri bakanımızın bu göreve atanması ile birlikte kadim tartışmalarımız, tarihsel gerçekler üzerinden değil, toplumsal kutuplaşmalar üzerinden yeniden alevlendirildi. Öncelikle sayın bakana hayırlı olsun dileklerimi iletmek isterim. Milliyetçi-muhafazakar camianın sevdiği bir isim olması hasebi ile yeni görevi bizleri ziyadesi ile memnun etti. Gelelim asıl tarihi meseleye. Sayın Bakanın Çorum’da görev yaparken İskilipli Atıf Hoca’nın mezarına yaptığı ziyaret, merhumun ruhuna okuduğu Fatiha, muhalif kesimce yeniden gündem yapıldı. Bu haberler Kemalist kesimi çok rahatsız etti. Etmesi de gayet doğal. Çünkü onların inandırıldıkları resmi tarih anlatısı merhum Hoca’yı hain ilan etmek üzerine kurulu."

 

***

İSKİLİPLİ ÂTIF HOCA HAİN MİYDİ?

Yeni İçişleri bakanımızın bu göreve atanması ile birlikte kadim tartışmalarımız, tarihsel gerçekler üzerinden değil, toplumsal kutuplaşmalar üzerinden yeniden alevlendirildi. 
Öncelikle sayın bakana hayırlı olsun dileklerimi iletmek isterim. Milliyetçi-muhafazakar camianın sevdiği bir isim olması hasebi ile yeni görevi bizleri ziyadesi ile memnun etti. 
Gelelim asıl tarihi meseleye. Sayın Bakanın Çorum’da görev yaparken İskilipli Atıf Hoca’nın mezarına yaptığı ziyaret, merhumun ruhuna okuduğu Fatiha, muhalif kesimce yeniden gündem yapıldı. Bu haberler Kemalist kesimi çok rahatsız etti. Etmesi de gayet doğal. Çünkü onların inandırıldıkları resmi tarih anlatısı merhum Hoca’yı hain ilan etmek üzerine kurulu. Oysa ki; 

“1924’te yazıp Maarif Vekâleti’nin ruhsatı ile bastırdığı Frenk Mukallidliği ve Şapka adlı risâlesi yüzünden şapka kanununa muhalefetten dolayı 7 Aralık 1925’te tutuklandı ve Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından Giresun’a sevkedildi. Ankara İstiklâl Mahkemesi Of, Erzurum, Rize vb. yörelerdeki şapka kanununa aykırı hareketlerle ilgisi olup olmadığını araştırdı. Söz konusu eserini, ilgili kanunun çıkmasından yaklaşık bir buçuk yıl önce yazmış olması ve suçunun sabit görülmemesi üzerine berat ettiyse de serbest bırakılmayarak İstanbul’a getirildi, oradan da tekrar Ankara’ya gönderildi. 1926 yılı başlarından itibaren Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından tutuklu olarak yargılandı. Savcı Necip Ali’nin (Küçüka) iddia makamı olarak istediği üç yıllık kürek cezasına karşılık mahkeme heyetince idama mahkûm edildi. 4 Şubat 1926’da Ankara’da eski meclis binası yakınlarındaki Karaoğlan Çarşısı’nda Babaeski müftüsü Ali Rızâ Efendi ile beraber idam edildi”
Benim elimde merhum Hoca’nın milli mücadeleye karşı olduğuna ilişkin herhangi bir tarihi  bilgi bulunmuyor. Velev ki öyle olduğunu kabul edelim bu onun hain olduğunu gösterir mi? Zinhar hayır.
 

Peki neden? Şöyle ki; 

İttihat ve terakki’nin asıl yöneticileri 1. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılmamız sonrasında yurdu terk ettiler. Gıyaplarında söylenmedik söz bırakılmadı. Çeşitli isnatlarla bazıları hakiki bazıları uyduruk yargılamalar da yapıldı. Eğrisi doğrusu uzun hikaye ama şu bir gerçek ki İttihat ve terakki 23Temmuz 1908 devrimi ile gücü, iktidarı ele almaya başladıktan sonra çok insanın da canını yaktı. Liberallerden, İslamcılardan bir çok insan yeni oluşmaya başlayan İttihat ve terakki otarşisine karşı bir duruş sergiledi. Bu muhalefetlerini kimi canıyla, kimi malıyla, kimi sürgün cezası ile ödedi. Ayrıca toplumun ve aydınların büyük bir kısmı 1. Dünya Savaşı’na gereksiz girmemizin asıl sorumlusunu İttihat ve terakki olarak görüyorlardı. 
Lafı uzatmayalım 1. Dünya Savaşı sona erip işgaller başladığında ülkede önemli bir kesim bu işgallere karşı oluşan Kuvay-ı milliye mücadelesinin arkasında İttihatçıların yer aldığını, ülkeyi savaşa soktukları gibi şimdi de işgalleri artıracaklarını, oluşabilecek bir barış anlaşmasını baltaladıklarını, çok daha beter durumların yaşanmasına yine bu acemi maceracıların sebep olacağını düşünüyordu ve bu yüzden başkangıçta Kuvay-ı Milliye’ye karşı çıkan bir çok insan vardı. 

Örneğin savaş sonrasında linç ettirilen liberal görüşlü gazeteci Ali Kemal bunlardan biriydi. Kemalist yazar Orhan Karaveli’nin onun hakkında yazdığı kitap bu hakikati çok güzel anlatır. Özetle milli mücadeleye karşı çıkanların bir çoğu o dönem hain oldukları için değil, ülkenin kurtuluşunu başka yollarda gördükleri için karşı çıktılar. Nitekim milli mücadelenin önemli isimleri Sivas Kongresi’nde manda yanlısı görüşler de beyan etti. İttihat ve terakki’ye duyulan tepki de cabası. Parantez içinde belirtelim ki zihniyet olarak Kemalizm büyük oranda İttihat ve terakki’nin devamı olduğu yönündeki düşünceler haksız sayılamaz. Bahsi diğer tabii. 

Bu itibarla İskilipli Atıf Hoca hain felan değildi. Medrese eğitimi görmüş bir İslam alimi idi ve haksız yere idam edildi. Bu haksızlığı örtmek için ona atılan iftiraları dikkate almayıp mezarı başında dua eden yeni İçişleri bakanımızdan Allah razı olsun. Tekrar hayırlı olsun dileklerimle bu zor ve çetin görevinde kendisine başarılar dilerim. 

Alpaslan SEL

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.