AİHM'den vicdani retçiler için çok önemli bir karar!..

09 Temmuz 2011 01:05  

 

AİHM'den vicdani retçiler için çok önemli bir karar!..

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yüce Divanı, Bayatyan v. Ermenistan davasında Perşembe günü verdiği çığır açan bir kararla, devletlerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde öngörülen düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü haklarına itibar edilmesi yükümlülüklerinin bir parçası olarak, bireylerin vicdani ret haklarına da saygı göstermeleri gerektiğine kanaat getirdi.

"Mahkûmiyetinin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı konusunda Büyük Daire Avrupa Konseyinin zorunlu askeri hizmete sahip olan veya olmuş 47 Üye Devletinin neredeyse tamamının askeri hizmete alternatifler sunduğuna dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bunu yapmayan bir Devlet, bir kişinin inanç hürriyetine müdahale etmesini meşru kılacak ikna edici ve zorlayıcı sebepler sunmak zorundadır. Avrupa Devletlerinin ezici çoğunluğunun deneyimlerinin gösterdiği üzere, yarışan çıkarları uzlaştırmaya muktedir tutarlı ve etkili alternatiflerin varlığı da hesaba katıldığında müdahalenin daha azı gerekli görülebilirdi."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zorunlu askerlik hizmetini kabul etmeyen Ermenistan'lı vicdani retçi Vahan Bayatyan'ın hapis cezasına mahkum edilmesini 9. maddenin ihlali saymıştır. Bu kararı yorumlayan Av. Davut Erkan: "Hasılı, bu kararla birlikte, vicdani retçilerin hapis cezası ve benzeri cezalara mahkum edilmeleri durumunda, bu müdahalenin tek başına "din, düşünce ve vicdan hürriyetini ihlal ettiği" ileri sürebilir. Başka bir deyişle vicdani retçilere verilecek herhangi bir hapis cezası sözleşmenin ihlali olacaktır. Bu karar karşısında sözleşmeye üye devletler dini, vicdani, ahlaki ya da politik gerekçelerle zorunlu askerlik hizmetini reddeden ve alternatif silahsız hizmet talep eden vicdani retçilere bu imkanı tanımak durumundadır. Aksi; (Türkiye'nin çok yapmadığı şey değil ama) sözleşmenin ihlali olacaktır."


Vicdani retçilerin avukatlığını da yapan Davut Erkan'ın konuyla ilgili yorumu:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi üye devletler bakımından bağlayıcıdır. TC Anayasasının 90. maddesi gereğince de yasalarla Uluslararası Sözleşmeler çatıştığında sözleşme uygulanır. Mahkeme sözleşmeyi içtihatları ile yorumlamaktadır. Bu kararda da mahkeme "Sözleşme’nin yaşayan bir hukuki belge olduğunu ve mevcut koşullar ve demokratik Devlet ideası ışığında uyarlanması gerektiğini" belirterek sözleşmenin gereklerinin somut olaylar karşısında uyarlanabileceğini belirtmiştir.

Mahkeme daha önceki kararlarında AİHS 4. maddesinin 3-b hükmünün üye devletlere zorunlu askerlik hizmeti konusunda seçim hakkı tanıdığını belirtmekte idi. Vicdani ret hakkının tanınmamış olmasını doğrudan "din, düşünce ve vicdan hürriyetini" düzenleyen 9. madde bağlamında değerlendirmemekte idi. Örneğin Osman Murat Ülke kararında 3. maddeden yani "insanlık dışı ceza ve muamele yasağı"nın ihlal edildiğinden bahisle mahkumiyet vermişti.

Ancak bu kararda mahkeme daha önceki içtihatlarından ayrılarak Avrupa Konseyi ülkelerinin vicdani ret konusunda fiili-zimni bir konsesüs içinde bulunduğunu belirtmiş ve bu sebeple zorunlu askerlik hizmetini kabul etmeyen Bayatyan'ın hapis cezasına mahkum edilmesini 9. maddenin ihlali saymıştır.

Mahkeme din, düşünce ve vicdan hürriyeti ile zorunlu askerliğin dayandırıldığı toplumsal yarar arasındaki çatışmada bu sefer bireyin hakkını ön planda tutmuş ve müdahale tarihine denk gelen somut koşulları dillendirerek "demokratik bir toplumda gerekli" olma kıstasının olaydaki müdahalede gerçekleşmediğine hükmetmiştir.

"Mahkûmiyetinin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı konusunda Büyük Daire Avrupa Konseyinin zorunlu askeri hizmete sahip olan veya olmuş 47 Üye Devletinin neredeyse tamamının askeri hizmete alternatifler sunduğuna dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bunu yapmayan bir Devlet, bir kişinin inanç hürriyetine müdahale etmesini meşru kılacak ikna edici ve zorlayıcı sebepler sunmak zorundadır. Avrupa Devletlerinin ezici çoğunluğunun deneyimlerinin gösterdiği üzere, yarışan çıkarları uzlaştırmaya muktedir tutarlı ve etkili alternatiflerin varlığı da hesaba katıldığında müdahalenin daha azı gerekli görülebilirdi."

Hasılı, bu kararla birlikte, vicdani retçilerin hapis cezası ve benzeri cezalara mahkum edilmeleri durumunda, bu müdahalenin tek başına "din, düşünce ve vicdan hürriyetini ihlal ettiğini" ileri sürebilir. Başka bir deyişle vicdani retçilere verilecek herhangi bir hapis cezası sözleşmenin ihlali olacaktır. Bu karar karşısında sözleşmeye üye devletler dini, vicdani, ahlaki ya da politik gerekçelerle zorunlu askerlik hizmetini reddeden ve alternatif silahsız hizmet talep eden vicdani retçilere bu imkanı tanımak durumundadır. Aksi; (Türkiye'nin çok yapmadığı şey değil ama) sözleşmenin ihlali olacaktır.

**

Kararın hızlı bir çeviri taslağı:

Ermenistan’da askeri hizmeti yapmayı reddeden vicdani retçinin hapsedilmesi, onun inanç özgürlüğü hakkını ihlal etmiştir

Bugün Büyük Daire’nin Bayatyan v. Emenistan (başvuru numarası 23459/03) davasında yaptığı yargılama sonucu, AİHM çoğunluk kararıyla, AİHS’nin düşünce, vicdan ve inanç hürriyetini düzenleyen 9. Maddesi’nin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava konusu, 2003 yılında askeri hizmette bulunmayı reddettiği için bir Vicdani Retçi’nin - bir Yehova Şahidi - mahkum edilmesidir. Ermenistan’ın 25 Ocak 2001’da Avrupa Konseyi’ne katılırken üç yıl içerisinde zorunlu askerlik hismetine karşı sivil hizmetin bir alternatif olarak sunulacağını ve hapis cezasına mahkum edilmiş tüm vicdani retçilerin affedileceğini taahhüt etmesine rağmen kendisi hapsedilmiştir.

Temel Olaylar

Başvurucu, Vahan Bayatyan, 1983 doğumlu bir Ermenistan vatandaşıdır. Kendisi bir Yehova Şahidi’dir.

Askerliğe elverişli olduğu 17 yaşındayken ilan edilen Bay Bayatyan, 2001 bahar celbi için seçilebilir olmuştur.

1 Nisan 2001 tarihinde Ermenistan Başsavcısı, Ermenistan Askeri Komiseri ve Ulusal Meclis’in İnsan Hakları Komisyonu’na, bir Hıristiyan olarak askerlik hizmeti yapamayacağını fakat alternatif sivil hizmet yapmaya hazır olduğunu ortaya koyan bir yazı yazmıştır.

18 yaşında iken, 15 Mayıs 2001 tarihinde askeri hizmet için teslim olması için çağrı yapılmış, fakat kendisi bu çağrıya uymamıştır.

29 Mayıs 2001’de, Ulusal Meclis’in Devlet ve Adli İşler Komisyonu kendisine, Ermenistan Anayasası ve Askeri Mesuliyet Yasası’nın 18 ve 27 yaş arasındaki sağlıklı her erkeğin askerlik hizmeti yapmayı gerektirmesi ve Ermenistan’da alternatif hizmete ilişkin bir yasa olmaması nedeniyle, orduya hizmet etmek zorunda olduğunu bildirmiştir.

1 Ağustos 2001 tarihinde Bay Bayatyan aleyhine mecburi askerlikten kaçmaktan Ceza Yasası’nın 75. Maddesine göre yürütülen cezai kovuşturmalar yapıldı.

En sonunda Temyiz Mahkemesi tarafından Ocak 2003’te yapılan bir yargılamada, Bay Bayatyan askerlikten kaçmak nedeniyle hüküm giymiş ve iki buçuk yıl hapse mahkum edilmiştir. Yargılama sırasında, Bay Bayatyan alternatif sivil hizmet yapmayı tekrar talep etmiş, cezaevinde yapmaktansa sosyal olarak yararlı bir iş yapmanın daha üretici olacağını belirtmiştir.

Kendisi hapsedilmiş ve Temmuz 2003’te cezasının on buçuk ayı infaz edildikten sonra şartlı olarak tahliye edilmiştir.

Vicdani retçiler için alternatif sivil hizmet olanağı sunan Ermeni Alternatif Hizmet Yasası 17 Aralık 2003 tarihinde kabul edilmiş ve 1 Temmuz 2004’te yürürlüğe girmiştir.

Şikayetler, prosedür ve Mahkeme’nin oluşumu

Bay Bayatyan dini gerekçelerle reddine rağmen askerlikten kaçmaktan hüküm giymesi hakkında 9. Madde’ye dayanarak şikayette bulunmuştur.

Başvurusu 22 Temmuz 2003 tarihinde Mahkeme’ye sunulmuş, ve 12 Aralık 2006 tarihinde kabul edilebilir olarak deklare edilmiştir.

27 Ekim 2009 tarihindeki bir yargılamada, davayla ilgilenen Daire Madde 9’un herhangi bir ihlalinin olmadığına karar vermiştir. 10 Mayıs 2010’da Bay Bayatyan’ın talebiyle dava Büyük Daire’ye havale edilmiştir. Strasburg’taki İnsan Hakları binasında 24 Kasım 2010 tarihinde açık bir duruşma icra edilmiştir.

Mahkeme kararı şu 17 kişiden oluşan Büyük Daire tarafından verilmiştir;

Yargıçlar Jean-Paul Costa (Fransa), Başkan,
Christos Rozakis (Yunanistan),
Nicolas Bratza (Birleşik Krallık),
Peer Lorenzen (Danimarka),
Françoise Tulkens (Belçika),
Nina Vajić (Hırvatistan),
Lech Garlicki (Polonya),
Alvina Gyulumyan (Ermenistan),
Dean Spielmann (Lüksemburg),
Renate Jaeger (Almanya),
Sverre Erik Jebens (Norveç),
Päivi Hirvelä (Finlandiya),
Mirjana Lazarova Trajkovska (“Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti”),
Ledi Bianku (Arnavutluk),
Mihai Poalelungi (Moldovya),
Nebojša Vučinić (Karadağ),
Guido Raimondi (İtalya),
ayrıca Hukukçu Vincent Berger.

Mahkemenin Kararı
Madde 9

Başvurulabilirlik

Daire, AİHK’nin yerleşik içtihatlarına göre Madde 9’un köleliği ve zorla veya zorunlu çalışmayı yasaklayan ve AİHS’yi kabul eden her ülkenin vicdani reddi tanıma seçeneğini sunan Madde 4 ile birlikte ele alınması gerektiğini düşünmüştür. Bu nedenle Daire, Madde 9’un askeri hizmeti vicdani gerekçelerle reddetme hakkını garanti altına almadığını ve Bay Bayatyan’ın davasında bu bakımdan uygulanamaz olduğunu düşünmüştür.

Bununla birlikte, Büyük Daire Sözleşme’nin yaşayan bir hukuki belge olduğunu ve mevcut koşullar ve demokratik Devletlerdeki düşünceler ışığında uyarlanması gerektiğini tekrarlamıştır.

Başvurucunun 9. Madde bağlamında haklarının müdahale edildiğini ileri sürdüğü 2002-2003 yılında, Ermenistan dışında yalnızca dört Avrupa Konseyi ülkesinin Vicdani retçi statüsüne sahip olma olanağını tanımamış, bunların arasından üçünün ise vicdani ret hakkını Anayasalarına dahil etmelerine rağmen bunları gerçekleştirebilecek yasaları henüz oluşturmamıştır.

Zorunlu askerlik hizmetine sahip olan ya da olmuş olan üye Devletler’in neredeyse tümü birçok noktada vicdani ret hakkını tanıma ve uygulamaya yönelik yasalar çıkarmıştır. 1916’da Birleşik Krallık ile başlayarak şöyle devam etmiştir: 1917 - Danimarka, 1920 - İsveç, 1920-1923 - Hollanda, 1922 - Norveç, 1931 - Finlandiya, 1949 - Almanya, 1963 - Fransa ve Lüksemburg, 1964 - Belçika, 1972 - İtalya, 1974 - Avusturya, 1976 - Portekiz ve 1978 - İspanya.

Bu hakka yasal sistemlerinde henüz yer vermemiş Üye veya müstakbel Üye Devletler’de 1980’lerin sonunda ve 1990’larda büyük bir tanıma dalgası birbirini izlemiştir. Bunlar arasında: 1988 - Polonya, 1989 - Çek Cumhuriyeti ve Macaristan, 1990 - Hırvatistan, 1991 - Estonya, Moldovya ve Slovenya, 1992 - Kıbrıs, eski Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (2006’da hakkı muhafaza eden iki üye ülkeye bölünmüştür: Sırbistan ve Karadağ), Ukrayna, 1993 - Letonya, 1995 - Slovak Cumhuriyeti ve İsviçre, 1996 - Bosna Hersek, Litvanya ve Romanya, 1997 - Gürcistan ve Yunanistan, 1998 - Bulgaristan.

Geri kalan üye ülkelerden, 1992’deyken de silahsız askeri hizmet olanağı sunan “Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya”, 2001 yılında alternatif sivil hizmet olanağını sunmuştur. Rusya ve Arnavutluk, sırasıyla 1993 ve 1998 yıllarında anayasal olarak vicdani ret hakkını tanımış ve sırasıyla 2004 ve 2003 yıllarında mevzuatlarına dahil etmişlerdir. Azerbaycan 1995 yılında vicdani ret hakkını anayasal olarak tanımıştır. Vicdani retçiler Türkiye’de tanınmamaktadır.

Vicdani reddin tanındığı ve tamamıyla uygulandığı çoğu Üye Devletlerde, Romanya ve Ukrayna hariç, vicdani retçi statüsü sadece dini inançlar bazında değil, din harici kişisel inançlara kadar geniş bir yelpazede talep edilebilir. Polonya, Belçika ve Finlandiya gibi bazı üye Devletlerde vicdani retçi statüsü talep etme hakkı yalnızca barış zamanında kabul edilirken, Karadağ ve Slovak Cumhuriyeti gibi bazı üye devletlerde ise bu statüyü tanımına göre talep etmek yalnızca savaş ve seferberlik durumlarında geçerlidir. Son olarak, Finlandiya gibi bazı üye Devletler vicdani retçilerin alternatif hizmetten de muaf olabilecekleri çeşitli kategorilere de yer vermiştir.

Bay Bayatyan’ın davasının olduğu zamanda, Avrupa Konseyi üye Devletlerinin ezici çoğunluğu yasalarında ve uygulamalarında vicdani ret hakkını çoktan tanımıştırlar. Akabinde Ermenistan da bu hakkı tanımıştır. Üye Devletlerin yasaları - ilgili uluslararası sözleşmeler ile birlikte - bu nedenle evrilmiş ve bahsi geçen zamanda Avrupa ve ötesinde bu soru hakkında fiili bir konsensus halihazırda oluşmuştur. Bu nedenle 2002 - 2003’te yaşanan bu olaylar ışığında, Madde 9’un farklı bir biçimde yorumlanabileceğinin öngörülemez olduğu söylenemez.

Büyük Daire Madde 9’un artık Madde 4-3(b) ışığında okunmaması gerektiği sonucuna varmıştır. Akabinde, başvurucunun şikayeti sadece Madde 9 ışığında ele alınmalıdır.

Madde 9 vicdani ret hakkına açık bir biçimde değinmemektedir. Fakat Büyük Daire, - askeri hizmette bulunma zorunluluğu ve bir insanın vicdanı veya derin ve gerçek dini ya da diğer inançları arasındaki ciddi ve aşılamaz bir çatışmadan kaynaklandığı - askeri hizmete karşı olmanın 9. Madde’nin garantisinden faydalanabilmek için yeterli ikna gücü, ciddiyet, uyum ve önemi taşıdığını kabul etmiştir.

Bay Bayatyan orduda hizmete - silahsız da olsa - karşı olan Yehova Şahitleri’nin bir üyesiydi. Bu nedenle Büyük Daire’nin askeri hizmete karşı olmasının askeri hizmette bulunmasına ciddi ve aşılamaz bir çatışmaya sebep olacak dini inançlarından kaynaklanmasından herhangi bir şüphe duymasına sebep yoktur. Bu nedenle, Madde 9 bu dava için uygulanabilirdir.

Uygunluk

Büyük Daire, Bay Bayatyan’ın askeri hizmete başvurmamış olmasının dini inançlarının bir ifadesi olduğunu kabul etmiştir. Kendisinin askerlikten kaçmak nedeniyle hüküm giymesi, dini inancını yaşama özgürlüğüne bu nedenle bir müdahale oluşturmuştur.

Büyük Daire kendisi hakkındaki hükmün hukuki olup olmadığı sorusunu açık bırakmıştır. Erişilebilir ve açık yasalara dayanmaktadır. Fakat Ermeni yetkililer aynı zamanda alternatif hizmeti kabul edecek ve aynı zamanda hapis cezasına mahkum edilmiş vicdani retçileri affedecek bir yasal düzenleme yapmayı taahhüt etmişlerdir.

Büyük Daire Ermenistan Hükümetinin Bay Bayatyanın mahkumiyetinin arkasında - kamu düzeninin ve zımnen, başkalarının haklarının korunmasına dair - bir “meşru amaç” bulunduğu iddiasını tartışmayı gerekli görmemiştir. Mamafih, Hükümetin iddiaları özellikle alternatif sivil hizmetin tanınmasını ve yeni vicdani retçileri cezalandırmaktan kaçınacağını vaat etmesi karşılığında ikna edici değildir.

Mahkumiyetinin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı konusunda Büyük Daire Avrupa Konseyinin zorunlu askeri hizmete sahip olan veya olmuş 47 Üye Devletinin neredeyse tamamının askeri hizmete alternatifler sunduğuna dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bunu yapmayan bir Devlet, bir kişinin inanç hürriyetine müdahale etmesini meşru kılacak ikna edici ve zorlayıcı sebepler sunmak zorundadır. Avrupa Devletlerinin ezici çoğunluğunun deneyimlerinin gösterdiği üzere, yarışan çıkarları uzlaştırmaya muktedir tutarlı ve etkili alternatiflerin varlığı da hesaba katıldığında müdahalenin daha azı gerekli görülebilirdi.

Büyük Daire, bir Yehova Şahidi olan Bay Bayatyan’ın askeri hizmetten kişisel bir yarar veya rahatlık için değil, kendisinin gerçekten sahip olduğu dini yükümlülükleri nedeniyle muaf olmak istediğine dikkat çekmiştir. O zamanda Ermenistan’da herhangi bir alternatif sivil hizmetin mümkün olmaması nedeniyle, kendisinin dini inançlarına sadık kalabilmek için askere alınmayı reddetmekten ve bunun sonucu olarak adli yaptırımları göze almaktan başka seçeneği yoktu. Böyle bir sistem toplumun bütününün çıkarları ile Bay Bayatyan’ınkiler arasında adil bir denge sağlamayı başaramamıştır. Bu nedenle Büyük Daire Bay Bayatyan’a vicdan ve inançları için herhangi bir hoşgörü tanınmadığı bu koşullar altında bir cezai yaptırım uygulanmasının, demokratik bir toplumda gereklilik ölçütü bakımından kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Büyük Daire her tür zorunlu askerlik hizmeti sisteminin vatandaşlar üzerinde ağır bir yük olduğunu kabul etmiştir. Fakat, eğer adil bir biçimde paylaşıldığında ve Bay Bayatyan’ın durumunda olduğu gibi, hizmetten elle tutulur ve ikna edici temellerde muaf olunabildiğinde kabul edilebilirdir.

Büyük Daire çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin demokratik bir toplumun temel taşları olduğunu tekrar eder. Demokrasi, basitçe çoğunluğun görüşlerinin hakim olması anlamına gelmeyip, azınlıklara adil ve uygun davranılmasını ve baskın durumlardan korunmayı sağlayan bir denge sağlamalıdır. Azınlıktaki dini gruplara (Yehova Şahitleri gibi) vicdanlarının gerektirdiği şekilde topluma hizmet etmelerini sağlamak, Hükümet’in iddia ettiği gibi eşitsizlikler ve ayrımcılıklar yaratmanın tam tersine, onların inançlarına karşı Devlet tarafından saygı gösterilmesi, bağlılığı ve istikrarlı çoğulculuğu garanti altına alır ve toplumda dini ahenki ve hoşgörüyü teşvik eder.

Üstelik Bay Bayatyan’ın yargılanması ve mahkum olması Ermenistan’ın alternatif hizmeti sunacağını resmi olarak açıkladığı bir zamana da denk gelmiştir. O süreçte vicdani retçileri cezalandırmama vaatleri, aynı zamanda hapis cezasına çarptırılan vicdani retçileri de affetme taahhütlerinde de kesindir. Bu nedenle, Bay Bayatyan’ın vicdani ret sebebiyle mahkumiyeti, resmi reform politikası ve uluslararası taahhüdü ile doğrultusunda Ermenistan’ın yapmakta olduğu değişikliklerle doğrudan çatışma içerisindedir ve uygulamanın acil bir sosyal ihtiyaca cevap olduğu söylenemez. Buna ek olarak, alternatif hizmet yasası Bay Bayatyan’ın son mahkumiyetinden bir yıldan daha az bir süre sonra kabul edildi. Kendisinin şartlı tahliye edilmiş olması durumu etkilemedi. Yeni yasanın kabul edilmesi de dava üzerinde herhangi bir etki yaratmadı.

Mahkeme bu nedenle Bay Bayatyan’ın mahkumiyetinin inanç özgürlüğü hakkına demokratik toplumlarda gerekli olmayacak ölçüde bir müdahale oluşturduğunu Madde 9’un ihlali olarak karar vermiştir.

Madde 41

Madde 41’e göre, Mahkeme Ermenistan’ın Bay Bayatyan’a 10.000 Euro (EUR) manevi tazminat ile giderlerinin karşılığında da 10.000 Euro tazminat ödemesine karar vermiştir.

Farklı görüş

Yargıç Gülumyan kararın ekinde bulunan muhalif bir görüş bildirmiştir. Karar İngilizce ve Fransızca olarak mevcuttur.


Çeviri: Davut ERKAN & Emir ÇELİK

savaskarsitlari.org

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0