Özel Hayatı Korumada Hassasiyet

23 Mart 2019 23:54 / 688 kez okundu!

 

 

Teknolojik gelişmelerin hemen her alanda birçok yenilik getirdiğini ve hayat şartlarımızın iyileşmesine katkıda bulunduğunu düşünürüz. Buna kuşku yok. Ulaşım, iletişim, sağlık, bilgi depolama ve işleme alanlarında bu tespiti doğrulayacak pek çok olgu var. Ancak, bazı durumlarda gelişen teknoloji bize zarar verecek durumların ve tutumların ortaya çıkmasına yol açabilir.

 

****

 

Özel Hayatı Korumada Hassasiyet

 

Teknolojik gelişmelerin hemen her alanda birçok yenilik getirdiğini ve hayat şartlarımızın iyileşmesine katkıda bulunduğunu düşünürüz. Buna kuşku yok. Ulaşım, iletişim, sağlık, bilgi depolama ve işleme alanlarında bu tespiti doğrulayacak pek çok olgu var. Ancak, bazı durumlarda gelişen teknoloji bize zarar verecek durumların ve tutumların ortaya çıkmasına yol açabilir.

Eskiden istihbarat örgütleri takip etmek istedikleri kişilerin peşine adam takarmış. Tek parti döneminde siyasî yönetim tarafından Kâzım Karabekir’in peşine takılan hafiyelerle ilgi trajikomik hikâyeler anlatılır. Şimdilerde ise kimsenin peşine adam takmaya gerek yok. Sosyal medya hesaplarını ve telefon mesaj ve konuşmalarını takip etmek insanları neredeyse 24 saat takibe yeterli. Ve maalesef tüm devletler bunu yapıyor. Hatta sadece devletler değil bazı özel şirketler de bunu yapıyor.

Teknolojinin gelişmesinin yarattığı imkânlardan biri insanları ve mekânları, kayıt da yapabilen ve bir merkezden denetlenebilen kameralarla takip etmek. İzleme kameraları tüm Batı ülkelerinde her yerde bol sayıda var. Sokakta yürürken, bir konser izlerken, dolmuş, otobüs ve takside seyahat ederken izlenmeniz, kayıt altına alınmanız mümkün ve çok muhtemel.

Bu müthiş izleme furyasından kurtulmak zor. Dolayısıyla, özel hayatımızın korunması da. Kamusal tanınırlığı olmayan biri olmanız bu bakımdan daha şanslı olmanızı sağlar ama tamamen kurtulmanıza yetmez.

Kameralar özel evlere ve hatta ev içlerine girmiş durumda. İnsanlar artan hırsızlıklardan korunmak için ev içlerine, ev-apartman girişlerine kamera taktırıyorlar. Ancak, bazen bu kameraların görüş açısı ilân edilen amaçlarına aykırı şekilde ayarlanabiliyor. Bu durumda masum zannettiğimiz kameralar özel hayatımızı gözetlemenin, röntgenlemenin aracına dönüşebiliyor.

Bu tür vakalar ender olmayan sıklıkta vuku buluyor. İzleme kameraları sadece sizin değil mesela yan apartmanın girişini veya komşu evin penceresini de açısına alacak şekilde yerleştirilebilir. Kasıtlı veya kasıtsız. Bu durum, fark edildiği zaman, elbette gerginlik ve çatışmalara yol açabilir. Geçtiğimiz günlerde bu doğrultuda Bursa’da açılan bir dava Yargıtay tarafından karar bağlandı. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) geçtiği ilgili haber şöyle:

“Yargıtay, komşusunun dairesine taktırdığı güvenlik kamerasının açısının kendi evinin penceresi ve avlusunu görüntülediğini öne süren vatandaşı haklı buldu. Yargıtay emsal bir karara imza atarak, güvenlik kameralarının komşunun evinin penceresi ve avlusunu göremeyeceğine hükmetti.

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müracaat eden bir vatandaş, komşusunun dairesine taktırdığı güvenlik kamerasının açısının kendi evinin penceresi ve avlusunu görüntülediğini öne sürdü. Davacı vatandaş, üst katta oturan davalının evin girişine, avlusuna, merdiven kısmına ve balkonuna kamera koyduğunu söyledi.

Komşu, kameraların kendi evinin giriş kapısı ve pencerelerine yöneltilerek kayıt işlemi yapıldığını, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini belirterek, kameraların kaldırılmasına karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı komşu ise kameraları güvenlik için taktırdığını söyledi, davanın reddini talep etti.

Mahkeme, davanın kabulüne ve müdahalenin önlenmesine, bilirkişi raporunda yerleri belirtilen 2, 3, 4, 5 numaralı kameraların kal’ine (sökülmesine) karar verdi. Hüküm, davalı tarafından temyiz edildi. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, emsal bir karara imza attı.

Daire, mahkeme kararında kanuna aykırılık görülmediğine dikkat çekerek, kararın onanmasına hükmetti. Bu kararla birlikte, güvenlik maksadıyla takılan kameralar, açıları komşunun evini görmeyecek şekilde takılacak.”

Yargıtay’ın bu kararının çok yerinde ve yaraya merhem niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Bu karar özel hayatın mahremiyetinin kameralar aracılığıyla kasıtlı ve/veya kasıtsız ihlâline bir ölçüde olsun gem vurmaya yardım edecektir. Umut ederim ki zamanla başka yerlere yerleştirilen takip kameralarıyla ilgili bu tür yargı içtihatları da ortaya çıkar ve güvenlik ile özgürlük ve mahremiyet arasında makul ve mantıklı bir denge kurulması yolunda ilerlenir.

 

Atilla YAYLA

gazeteyeniyuzyil.com

23.03.2019

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.