ÇEKİLEN ACILAR VE JEOSTRATEJİK GİRİŞİMLER

06 Haziran 2010 02:18 / 1514 kez okundu!

 


Korkarım uluslararası ilişkilerde iyi niyet her zaman olumlu sonuç vermeyebiliyor. Ancak halihazırda haklı bir destek kazanan ve muhalefeti ile uyumlu bir görüntü sergileyen Türkiye’nin aklıselim ile hareket ederek sükunetini muhafaza etmesi olumlu sonuç sağlayacaktır.

----------------------------------------------------------------------------

“İç politika ve uluslararası aracılık girişimlerine gömülmüş Türk girişimleri, yakın zamanda bir haftada onlarca şehit verdiğini ve geçici bir duraksamanın yaşandığını, teröristlerin başının tehditlerini unutmuş görünmektedir. Terörizmin ABD işgal ve kontrolundaki kuzey Irak’tan kaynaklandığını bilmemize rağmen, sanki yakın geçmişte hiçbir olay vuku bulmamış gibi rahatlık içindeyiz.
(25 Mayıs 2010 tarihli ABD Dış Politikasının Güven Yaratmayan Çelişkileri Başlıklı, beş gün önce yazılan değerlendirme)”

Eminim hiçbir yazar yazısında belirttiği olumsuzlukla sonradan karşılaşmaktan hoşlanmaz ve “ben demiştim” iddiasının yakışıksız olduğuna inanır. Ancak olay canların kaybını içeriyorsa bunu belirtmekte ileriye dönük önlemler için yarar vardır sanırım. Yukarıda tetkik ve eleştirilerinize sunduğum beş gün önceki 25 Mayıs 2010 tarihli yazının girişinde, bebek katilinin utanç verici “31 Mayıs tarihinde başlayacak” tehdidinin unutulduğu ve uluslararası girişimlerin ülkeyi ( (Mavi Marmara olayı gibi ) içe dönük girişimlerden uzaklaştırdığı ve bir rahatlığın içindeymişiz gibi davranıldığı kanaatimi belirtmiştim. Bu yazıdan beş gün sonra olanlara bakalım: İskenderun’da altı can şehidimiz ve Gazze önlerinde katliam. Ölü sayısı, ismi, yaralıların sayısı, ne işlemler yapıldığının bilinmediği ortam. Bir gün önce Şırnak’ta, iki gün önce Yüksekova’da ve üç gün öncede Diyarbakır’da yüreklerimiz yandı. 25 Mayıs 2010 tarihindeki yazımda eleştirdiğim rahatlığımız kedere dönüştü. Son olaylar olurken Başbakan Şili’de, Genelkurmay Başkanı Mısır’da, Dışişleri Bakanı yurtdışında Genelkurmay İkinci Başkanı Çin’de seyahatte. Bu seyahatlerin, İskenderun faciasının ve Mavi Marmara olayının zamanlaması karşısında bazı sorumlular, bu olayların birbiriyle irtibatlandırılabileceğini ima ettiler. Kısacası üzüldük, kahrolduk ve şaşkına döndük.

Günün verdiği acıyı ve öfkeyi bir an için bir kenarda tutarak olaya, uluslar arası kuralların egemen olduğu ilişki yöntemleri açısından bakıldığında resim biraz daha görünürlük kazanabilir.

TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK KONUMUNDAKİ DEĞİŞİMLER
Ne şekilde bağlantı kurulmağa çalışılırsa çalışılsın başlangıçta bir gerçeği kabul etmeliyiz: Son olaylarla Türkiye, yurt dışı kaynaklı ve/veya destekli haince girişimlerle çok önemli kayıplara uğramış bulunmaktadır. Bunun nereden ve nasıl kaynaklandığı ise çok karmaşık olduğu kadar özenle yapılacak bir araştırmayı gerektirmektedir.

Çok basite indirerek ifade etmek gerekirse ülkemiz çıkar çatışması içinde olanların olumsuz etkisi altındadır. Kırım ve Birinci Dünya Harplerinde Batı tarafından Rusya’ya karşı kullanılan Türkiye, bir kanat ülkesi görevi yapmış, parçalanmış ve yaşantısını Cumhuriyet ile sürdürebilmiştir. İkinci Dünya Harbinden sonrada kanat görevini NATO içinde sürdürmüştür. SB dağılıp ta NATO görevi değişip Afganistan’a kadar gidince bu defa ülkemiz merkez ülkesi huviyetini kazanmıştır.

Amerika’nın; çıkarını tehlikeye atabilecek tehditlerin ortadan kaldırılmak ve ülkesinin % 70 bağımlı bulunduğu petrolün Basra Körfezinden makul bir fiyatla sürekli (Fare and Free ) akışını sağlamak için, Kuveyt’in işgalini önlemek amacıyla 500 Bin kişilik koalisyon kuvveti ile Irak’a birinci saldırısı; Saddam’ın millileştirme ve dolardan dönme girişimlerini önlemek için de uydurma bir gerekçe ile Irak’ı işgali ve 11 Eylül felaketine karşı Afganistan’ın işgali ülkemizi bu defa ABD Politikasında Mihver Ülke-Pivotal State konumuna getirmiştir. Kural olarak Uluslararsı kurallara göre bir mihver ülke ile ilişkiler iyi düzenlenmeli ve kontrol altında tutulmaya çalışılmalıdır. ABD de bugüne kadar bu politikayı benimsemiştir.

JEOSTRATEJİK KAZANIMLAR İÇİN ÇIKAR ÇATIŞMALARI
ABD İsrail’i ileri karakol olarak kullanarak Akdeniz’den Orta Asya’ya kadar geniş bir sahada bir yandan ülkemiz ile mihver düzeyinde ilişki kurarken diğer yandan kontrol aracı olarak İran’a karşı Pejak ve Türkiye’ye karşı da PKK yı yaşatmıştır. Bugün dahi ABD PKK’nın Irak’taki mevcudiyeti için uydusu bölgesel Kürt yönetimi ile en ufak bir girişimde bulunmamaktadır. Irak’ta komşumuz Amerika ve onun kontrolündeki topraklardan gelen teröristler insanları katlediyor, canımızı yakıyor. Acaba Türkiye’den bazı terörist unsurlar Irak’taki Amerikan işgal kuvvetlerine karşı terörist girişimlerde bulunsaydı, bu ülkenin yanıtı nasıl olurdu?

Amerika’nın bölgede sağladığı jeostratejik kazanımına yegane engeli İran oluşturmaktadır. İran ise Filistin’i Hamas terörist kuruluşla ikiye böldürerek, Gazza’yı Hamas yönetimine sokmuş ve bu jeostratejik kazanımı ile ABD ve onun bölgedeki ileri karakolu İsrail karşısına dikilmiştir. Buna ilaveten Lübnan’da Hizbullah örgütünü destekleyerek ülkenin yönetiminde söz sahibi olmuş ve 2006 yılında Lübnan’da İsrail’e roketlerle ilk yenilgiyi yaşatmıştır. İran’da aynı bölgede jeostratejik kazanımlar peşindedir, jeostratejik kazanım çıkarları ABD ile çatışmaktadır.

Çok özet olarak sunmağa çalıştığım bu jeostratejik kazanım çatışmalarında Türkiye Mihver Ülke konumundadır. Amerika ve ileri karakolu İsrail, mihver ülke ile çıkar çatışmasına girmemeğe özen göstermeyi çıkarına uygun olarak niteleyecektir. Ancak, İran ile işbirliği içindeki bir Hizbullah destekçisi Suriye ile çok yakın ilişkilere giren, Hamas liderini misafir eden ve özellikle Hamas yönetiminin egemen olduğu Gazze için her türlü girişimi benimseyen Türkiye’nin, ABD+İleri Karakolunu karşısında bulması beklenen bir olaydı. Bu karşı olma doğrudan değil el altından idare edilecek ve Mihver ülkeye duyulan ilgide değişiklik olmadığı görüntüsü verilecektir. İsrail katliamına üzüntülerini belirterek ve BM Güvenlik Konseyinde sonucu onaylayarak ABD, Türkiye’nin tepkisini geçiştirmeye çalışacak ve Türkiye ise İsrail’i hedef tahtasına koyacaktır.

İran’ı frenleyerek kontrol altına almak için büyük uğraşılar veren ABD, tam BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri + Almanya’yı ikna ederek, bu ülke üzerinde sınırlayıcı önlemler kararı almışken, arkasını döndüğünde Geçici Üye Türkiye’nin Brezilya’yı da yanına alarak İran ile önlemleri bozacak şekilde yeni bir uranyum zenginleştirme anlaşma metni hazırlandığını görüyor. Türkiye ile anlaşmalar imzalamış bulunan Rusya ise ABD ile nükleer ve füze anlaşmasını geliştirerek bu ülkenin şimdiye kadar İran’a karşı gösterdiği anlayışı da bozuyor. Türkiye ABD’nin bölgedeki jeostratejik kazanımlarına karşı bir duruş sergilerken İran ise gelişmeleri zevk ile izliyor. Bölgede sıkıntıda olan ABD ve Başkanı Obama’dır.

Atom Enerji Kurumunun denetiminden kaçan, 2006 Lübnan yenilgisinin bir esir askerini alamadığı için izlerini taşıyan, geçmişte gizli tuttuğu nükleer silah kabiliyetini Güney Afrika’ya satışa yönlenen, SB dağıldıktan sonra o ülkelerdeki çok muhafazakar Musevileri ülkesine alarak politikasında şiddeti öngören ve son olarak da aklıselim sahibi laik Musevilerin başka ülkelere göç etmesine neden olan İsrail sıkıntılı günler yaşıyor. ABD ile ilişkisi ise şimdiye kadar hiç olmadığı kadar engebeli. Kısacası ileri karakolun durumu da iç açıcı değil.

SONUÇ
Yukarıda sunulan çok kısa değerlendirme karşısında Türkiye’nin, çok iyi niyetlerle sıfır sorun ve işbirliği girişimi şeklinde yürütülen politikasının son olaylarla bir dar kapıyla karşı karşıya olduğu söylenebilir. ABD İran’a karşı tutumunu sürdürecek, İsrail onlarca BM kınama yazılarının yanına bir yenisini ekleyecek ve zamanla gergin ortam yatışarak jeostratejik kazanım çatışmaları sürdürülecek. Bu olaylardan çıkarılacak ders: Korkarım uluslararası ilişkilerde iyi niyet her zaman olumlu sonuç vermeyebiliyor. Ancak halihazırda haklı bir destek kazanan ve muhalefeti ile uyumlu bir görüntü sergileyen Türkiye’nin aklıselim ile hareket ederek sükunetini muhafaza etmesi olumlu sonuç sağlayacaktır.


Sedat İLHAN, E. General

01.06.2010


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.