Oruç tutan tutmayana nasıl yaklaşmalı?

30 Mayıs 2018 10:39 / 1649 kez okundu!

 

 

"Geçen yıl bir arkadaşımın sosyal medya notu üzerine yazdığım yazıyı bir daha paylaşmak istedim çünkü hala anlamlı... 

'İzmir'de oruç'ta saygısızca yiyen, öpüşen müslümancıkları gördükçe Deyrulzafaran'a gidip Mardin'de ki Süryanilerin ellerinden öpesim geldi.. '

Böyle demişti bir kardeşimiz... Ardından "oruç tutmayana dayak" haberleri de Ramazan ile birlikte zuhur edince, yazmak şart oldu.

Şöyle düşünmek bir müslüman için daha iyi olmaz mı?"

 

*****

 

Oruç tutan tutmayana nasıl yaklaşmalı?

 

Bir arkadaşımın sosyal medya notu beni nerelere götürdü...

"İzmir'de oruç'ta saygısızca yiyen, öpüşen müslümancıkları gördükçe Deyrulzafaran'a gidip Mardin'de ki Süryanilerin ellerinden öpesim geldi.. "

Böyle demiş bir kardeşimiz... Ardından "oruç tutmayana dayak" haberleri de Ramazan ile birlikte zuhur edince, notlarımı paylaşmak şart oldu.

Şöyle düşünmek bir müslüman için daha iyi olmaz mı?

1. Ramazanda yiyen içenlerin hepsini müslüman diye düşünüyorum ama ya değillerse, başka dindenlerse, dine inanmayanlarsa... Yemek içmek hakları değil mi?

2. Böyle bir soru sormak, imada bulunmak; acaba beni kibir uçurumundan iter mi çeker mi?

3. Belki ben de geçmişte benzeri durumlarda bulundum ya da gelecekte belki benzerini yapacağım... Öyle bir durumda onların bana, benim onlara baktığım gibi bakmasını ister miydim?

4. Ramazanda İzmir'de yiyen içenlerin hepsini müslüman diye düşünüyoruz, diyelim ki öyledir; ancak günah işleme özgürlüğü yok mudur? Suçun cezası seküler mahkemelerde verilir; ilahi "suç"ların tesbitini biz insanlar nasıl yaparız, nasıl yargılarız ve nasıl cezasını anında keseriz? Eğer günah polisi, günah savcısı, günah hakimi ve günah celladı değilsek, bu düşünceye yol açan en küçük yaklaşımın bile kendi içinde günah olduğunu nasıl anlamayız?

5. Kişi, Allah'ının kendi orucuna ihtiyacı olduğunu düşünüyorsa, yanılıyordur. Oruç bir simgedir. Kişinin kendisi içindir. O zaman bırakalım da kişiler kendileri için iyi ya da kötü olana kendileri karar versin. Oruç tutmayanı kınama hakkını kendimizde görmek, kendimizi kibire boğmak olmaz mı? En büyük günaha yani :(

6. Dinler, özgürlüğe, gönüllülüğe yöneldikçe, kibirden uzaklaştıkça din olur; tersi durumda politikaya döner. Dinin ve politikanın işleyişi farklıdır. Her ne kadar her din ilk çıkışından sonra bir ölçüde politikaya meyletse de; farkındalık hala her şeydir. Küçücük ayrıntılara bizim koca hayatlarımız sığar. Onları kolayca harcamayalım, harcatmayalım!

7. Biz insanlar, eksi sonsuz ile artı sonsuzun ortasında, ihmal edilebilir bir noktayız. Bir nokta oluşumuzu tevazuyla kabullenmek yerine; başkasının farklılığını isyanımızın çıkış noktasına oturtmak; günahı da, yanlışı da aşan bir şirk olmasın sakın?

8. Çevremizdeki her şey için ilk elde olumlu düşünmek iyidir. Bu en doğrusudur demiyorum ancak yargılayıcılıktan uzak, empatiye yakın duruşlar, hem ilahi olana hem dünyevi olana en iyi yaklaşma çabası olamaz mı?

Peki ne yapalım?

Bunun için 1000 yıl öncesindeki felsefe katliamıyla yüzleşmekle ile başlanabilir. Bu, dinsel konuları ele alışımızın kolaylaşması için bize yöntem kazandırabilir.

Böylece devletin hakem olup bütün din, mezhep ya da tarikatlara eşit mesafede durduğu, birini ötekine ezdirmediği gerçek laikliğe yönelmek ve de belki kendimize özgü bir sekülerliği sabırla hayata geçirmek mümkün olabilir.

Farklılıkların birlikte en az sorunla yaşaması için aşure kültürü de önemli. Saygı, empati, vicdan ve hakem devlet ise bu kültürün sacayakları...

Vesselam.

 

İlhami MISIRLIOĞLU

 

Not: Bu arada yazımı bitirince Tayfun Atay'ın bir yazısı gözüme çarptı. Onu da paylaşıyorum.

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/tayfun-atay/dine-karsitlik-degil-ondan-bagimsizlik-sekulerizm-1282921/

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.