Kentli Olmak, Kendi Olmaktır
30 Mart 2014 00:08 / 2026 kez okundu!
Sosyal medyaya şöyle bir not yazdım: "İstanbul'da @safakbasgan için; belediye meclisinde @hdp'ye; kadıköy seçiminde de artık değişim olsun diye akparti'ye oy vermeyi düşünüyorum" Vay efendim sen misin bunu yazan :) Dostça, kardeşçe uyarıların, kibar eleştirilerin yanında her çeşit kanaldan veryansın edenler... Aslında hiç yazmayabilirdim de, seçimimi kendi içimde yaşar, sonra da herkese, nabzına göre şerbet verirdim: " O mu, tabii canım, ben de ona verdim..." gibisinden.
Oysa ben "Kentli olmak, kendi olmaktır!" diyen birisiyim. Çok çok 1 adet oyum var, onu da istediğim gibi kullanayım diyorum :)
Durum şu:
1. Bir önceki seçimde İst. bşb başkanlığı için AKP'ye oy vermiştim, bu kez vermeyerek kendi çapımda tavır belirtiyorum ve bir adet düşmesine yol açıyorum. Çünkü AKP'nin oylarının, onları uyaracak kadar düşmesini istiyorum ve de öyle olacak.
2. AKP'ye vermeyip de Sarıgül'e vermeyi ise doğru bulmuyorum. Sarıgül'ün taktiklerini doğru buluyorum, daha akıllı muhalefet yaptığını düşünüyorum ama ona oy verecek kadar gözü dönmüş bir AKP karşıtı değilim. Değişimi (bütün iniş çıkışlarına, ileri geri gitmelerine rağmen) AKP'nin ve BDP'nin sürüklediğini görüyorum. Bu nedenle de AKP oylarının uyarıcı olacak kadar düşmesi benim için yeterli. Yolsuzluk karşıtı, medya yasakçısı olmayan, demokratikleşmeye devam yanlısı, Çözüm Sürecine inanan bir kanadın AKP içinde artık geri dönülemez biçimde yeşerdiğini, değişimin devamının burada olduğunu görüyorum. Desteğim bu sürecin ilerlemesine, bu ayrışmanın sağlığınadır.
3. İstanbul belediye başkanlığı için bağımsız aday Şafak Başgan özel bir tip ve oyum ona olacak. Aynı ofiste çalışıyoruz ama tanımıyor olsaydım da, duruşu, söylemi sistem protestoma hitap ediyor; alacağı oyun sayısı çok önemli değil, tavır önemli. Kimi kardeşim ve arkadaşım diyor ki "aman BU seçimler ÇOK önemli, oyları FALANCADA yoğunlaştırmak lazım". Bu yaklaşım belki daha genç arkadaşlar için inandırıcı gibi görünebilir ama ben biliyorum ki, 1973'den beri neredeyse her seçimde özellikle CHP tarafının klasik taktiğidir bu. Onlara göre HER seçim HAYATİ bir dönemeçtir ve oyları harcamamak lazım, özetle aman aman... Ve her seçimde de bizlerden bir kısmımızı bu tuzağa düşürürler ve oyumuzu alırlar. Bir kaç kez kurtulduğum gibi bu kez de bu taktiğin kurbanı olmamaya kararlıyım.
4. İl genel meclisi ya da belediye meclisi -her neyse- seçimlerinde ise HDP'ye vereceğim çünkü onlara bir sürü eleştirim olsa da demokratikleşmeyi sürükleyen ayaklardan biri olarak destek olunmalı diye düşünüyorum. Üstelik ne yazık ki öteki ayak (AKP) tökezlemiş durumda iken, bu daha da önemli. AKP'nin Kürt meselesinde yaptığını, yapmak zorunda olduklarını biliyorum ve eksik bulsam da değiştirilebilir, geliştirilebilir buluyorum; buna karşı CHP, MHP ve Şefkat Tepe koalisyonunun bu yolda neler yapabileceğini hayal bile etmek istemiyorum.
5. Kadıköy'de geçmişte 2 dönem CHP'ye verdim, hayal kırıklığına uğradım; kendi bölgemde değişim istiyorum; bu değişimin CHP'nin kendi içinde olamayacağını bildiğimden oyumun yönünü değiştirmeye karar verdim. Bu da yöremde bugünkü koşulda ancak AKP'ye oy vererek olur. Ben kategorik AKP karşıtı değilim. Bir sürü yönden onlara karşıyım ve olmaya da devam edeceğim ancak neredeyse 20 yıllık çok da başarılı olmayan bir CHP'li belediyenin ardından bu seçimde değişim Kadıköy için iyi olabilir. Üstelik yoğun bir muhalif duruşlu insanın, protestocu gençlerin varlığında ve Gezi deneyiminden geçmiş bir toplumda başını alıp gidemez kimse. Kim gelse dengeli olmak zorundadır. Cemaat-AKP çatışmasında biraz ortada kalmayı tercih ettim. Ama sonuçta AKP'yi daha dişime göre görüyorum. Onlarla mücadelem daha kolay olur. Cemaat sayesinde de epeyi dayak yemiş durumdalar ve zorunlu şeffaflığa vardılar ;-)
Herkese tavsiyem şudur, ideolojik takıntılardan kurtulun, mahalle baskılarına aldırmayın, oylarınızı dağıtın ve özgürce kullanın. Ben, "kesin inançlı" olmaktan, önyargılardan arınmaya çalışıyorum. Belirli grupların, partilerin ya da kategorik muhalefetlerin peşinden sürüklenmeyecek kadar feleğin çemberinden geçtim. Bu nedenle de her gruptan, her partiden, her ideolojik yoğunluktan ya da kendinden menkul muhalif tutumdan BAĞIMSIZ olarak tavır belirledim. Sonuçlarına da katlanmaya hazırım. Kim gelirse gelsin, düşünce ve ifade özgürlüğü için mücadelem kendi yöntemlerimle devam edecek; Yeni-Marksist, türcülük karşıtı, cinsiyet ayrımcısı olmayan, feminist, ekolojist, dinle çatışma içinde olmayan yeni bir ÜTOPYA için çalışırken, başarı için tümüne eleştiri getirmek gerektiğini unutmadan, Özgür, demokrat ve adaletli bir ülke istemeye devam edeceğim. Çünkü Nuh'un Gemisi Manifestosu'nu kaleme alan benim ;-)
Sevgilerimle...
http://www.izmirizmir.net/nuhungemisi-nuhun-gemisi-manifestosu-y3529.html
İlhami MISIRLIOĞLU
29.03.2014



