İzmir ikna oldu mu gerisi gelir

15 Nisan 2013 18:46 / 2170 kez okundu!

 


İzmir'de neler oluyor? Barışma sürecinde İzmir'in durumu ne? Şu sıralarda medyada İzmir tartışılıyor.

İzmir şöyle... İzmir böyle... demek çok doğru değil. İzmir'de bu konuya her tür yaklaşım var. Biz izmirizmir.net sitesi olarak 6 yıldır değişik yaklaşımları bünyemizde dostça barındırıyoruz. hamallığını yürüttüğümüz İzmir küçük Millet Meclisi de bu hoşgörülü yaklaşımlarımızın sonucunda büyüdü, bugüne geldi.

Önemli olan şu anki barışma sürecinde ülkenin en yararına olan adımı atabilmektir...

Aslında barışma sürecine tam destek verebilmek için İzmir kendi içiyle de barışmalıdır. Yani bu iki taraflı bir süreç; İzmir kendi içiyle ne kadar barışabilirse, büyük Türkiye barışına da o denli destek verecektir.

Örneğin kardeşim Pervin Mısırlıoğlu, 3 yıl yönettiği İzmir Lİfe dergisinden bir başlık nedeniyle ayrıldı: GÖÇ GELİR, HUZUR BİTER diye atılan başlık, o sırada (2006) İzmir'in bu konulara yanlış bakışını aslında iyi özetliyordu. Bunun üzerine zaten yazılı basın yerine sanal ortama ağırlık vermeyi kararlaştırdık ve İzmirizmir.net sitesini böyle kurduk.


Misafir misafiri sevmez mi?

Kendisi de göçle gelen ve sonra yerleşik olan bir kısım İzmirli, kendisinden sonra gelenleri kabullenmekte kimi zorluklar yaşadı, yaşıyor.

"Misafir misafiri sevmezmiş" lafını arada bir haklı çıkartsa da, eski dokusu her daim göçlerle oluşan İzmir, "melezlik iyidir"e inanmalıdır.

Bir zamanlar Osmanlının, Türkiye'nin en liberal, hoşgörülü yörelerinden olan İzmir, ülkede yaşanan büyük değişimin sonucunda, kendi kabuğuna çekildi ve yokolmakta olan değerlerin yılmaz savunucusu oldu. Şimdiki görüntüsü bu. Ancak İzmir'in Türkiye'deki etkisi azaldıkça, yeni-konservatif yani yeni-tutucu bu çizginin de giderek İzmir'deki etkisi azaldı. Şimdi İzmir'de bir pata hali, bir kararsız denge durumu var. Zamanın ruhunu daha iyi okuyan kazanacak...


Zamanın ruhu nedir?

Sahici biçimde Barış yanlısı olmaktır, savaşlara gerçekten karşı durmak demektir.

Sorunların çözüm yolu olarak otoriterliği değil daha çok demokrasiyi görmek demektir.

Toplumları yönetmeye aday olanların, merkeziyetçiliği değil adem-i merkeziyetçiliği öne almaları demektir.

Zamanın ruhu; Tek Particiliğin değil, Çoğulculuğun, önem taşımasını gerektiriyor. Akıllı koalisyonlar dönemi başlamalıdır. Bunun için de seçim barajları % 2'yi aşmamalıdır.

İzmirli, militarizm hayranlığını toprağa gömmelidir. Seçimler dışında bir güce, statükoya bel bağlamamalıdır.

İzmirliler, bu toplumun çoğunluğunun Atatürk ile, Cumhuriyet ile, Bayrak ile bir sorunlarının olmadığını kavramak ve bu gerçeği sindirmek zorundalar. İzmirli, enerjisini başörtüsü yasaklarına, korkularına harcamamalı, şeriat geliyor paranoyalarına kanmamalı, darbecilikle her türlü ilişkisini sorgulamalıdır.

Tek tipçilik bir tür fakirliktir; bunda ısrar etmek toplumu kısırlığa mahkum etmek demektir. Oysa, çok kültürlülük zenginliktir. Bunu sözde kavradık ama hayata geçirmek kolay değil. İzmir bunun sancılarını yaşıyor.

Sancı yaşayan sadece İzmir mi? Hükümet de bunun sıkıntılarını yaşamakta.


Taksim için neden Akil İnsanlara başvurulmuyor?

Örneğin Kürt sorununda eski yöntemleri çıkmaz görüp çözümü demokraside arayan hükümet neden "İstanbul sorunu"nda otoriter bir yolda? Taksim'i kazarken Akil İnsanlara danışmak çok mu zordu?

Yani kim yanlışta ısrar ederse onu eleştirmeliyiz. Ancak konu gençlerimizin ölümlerine son vermek ya da vermemek ise orada tartışma bitmelidir. Hep birlikte ve süratle barış yanlısı olup, sürecin selameti için birlikte uğraşmalıyız.

İzmir'de bizim eleştirimiz yarım ağızla "barış istiyoruz ama..." diyenleredir. Hükümet bu konuda başarısız olsun diye sabah akşam dua edenleredir. O yüzden 200'e yakın İzmirli STK birleşip "AMASIZ BARIŞ" hareketini başlattı. Akil İnsanlara da hiç sorgulamadan bu nedenle destek veriyoruz. Onlara sorular soruluyor: Bu işin sonu nereye varacak? Dibini görmediğimiz suya nasıl atlayalım? Kürtlere özerklik mi verilecek?

Gerçekçi olalım, Akil İnsanlar bunları nereden bilsin? Bunları yanıtlamak onların işi değil. Belki de bu soruları şu an yanıtlayacak kimse yoktur bu toplumda... Belki bu sorular ve soruldukları adres de yanlıştır. Süreç bir yoldur. Bir yola çıkılmıştır, söylendiği anlamda bir hedefe belki hiç varmayacaktır. 20 yıl sonra da belki birileri hala soruyor olacaktır: Bu yol nereye gidiyor? diye... İronik değil mi? Her ayrı momentteki güçler dengesi belirleyecektir geçilecek durakları. Demokrasi böyle birşeydir. Varılacak yerler, tumturaklı hedefler devri bitmiştir. Yol herşeydir!


"Akil İnsanların da aralarında farklılık var!"

Ege toplantılarında Baskın Oran ile Tarhan Erdem'in yaklaşımlarında kimi farklılıklar oldu. Vay efendim bu nasıl olurmuş? Neden olmasın?

Türkiye, PKK ile müzakere yapılmasına nasıl alışmak zorundaysa, Akil İnsanlar arasında barış sürecine bakışta farklı yaklaşımlar olabileceğine de alışmalıdır. Akil İnsanların sihirli değnekleri yok ve üstelik onlar da sihirbaz değil. Elbette dil çok önemlidir. Hepimiz yeni durumun yeni bir yaklaşım ve üslup gerektirdiğinin farkındayız. Ama bunu yaşama geçirmek o kadar da kolay olmuyor. Sabır ve hoşgörü... Herkes herkesten bunu bekliyor. Uygulama için ilk adımı en günahsız olanımız atıyor. İzmirizmir.net ve İkMM'nin sürece destek çabası işte bu adımlardır.

Sonuçta göreceğiz ki, İzmir, bu süreci herkesin düşündüğünden daha iyi kavrayacak ve herkesten daha çok katkıda bulunacaktır. İzmir böylece yine eski ilerici, demokrat, yenilikçi günlerine yeniden dönecektir.

İzmirliler, boş laf yapanlarla, "ama" diyerek sürece köstek olmaya çalışanlarla gerçek barış taraftarlarını giderek daha iyi ayırıyor.


İlhami MISIRLIOĞLU

15.04.2013


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.