İçimizdeki Mısır, içimizdeki Belçika
05 Şubat 2011 15:46 / 2602 kez okundu!
"Türkiye, kendi içindeki Mısır ve Belçika’yı birlikte yaşatmanın akılcı, adil ve meşru yeni aşamasına geçmek zorunda... BDP, EDP, DSİP ve HAS Parti'nin akılcı işbirliği; özgürlükçü demokratların tutarlı, yapıcı çabaları, umut kaynağımız olmaya devam ediyor. Sırtımızda hem yumurta küfesi var, hem süt. Hızlı gitsek yumurtalar kırılacak, yavaş gitsek süt bozulacak... İşimizin ne kadar zor olduğu ortada... Çünkü coğrafyamızın anayasasını yapıyoruz." 2 yılı aşkın bir zaman önce yazdıklarımdı bunlar... Ne değişti, ne gelişti? Bugünkü Gezi Direnişi ve Mısır darbesi karşılaştırmalarını görünce dedim ki, eski yazıyı okuyup muhasebe zamanı...
-------------------------------------------------------------------------------
İçimizdeki Mısır, içimizdeki Belçika
Osmanlı'dan beri Türkiye'de Mısır ve Belçika, birbirine fazla değmeden içiçe yaşadı. Değdikleri her noktada sorun çıktı, muhtıra oldu, darbe geldi. Oryantalizm'in Türkiye şubesi olan Kemalizm, "Belçika" biçiminde olarak içimizdeki statükonun da hâkimiydi. "Mısır" ise yıllarca çıkış aradı ama her fırsatta bir biçimde kovuldu iktidar kapısından.
Kemalizm'in muradı olan ve esas olarak gayrimüslimlerin mallarının paylaşılması ve devlet olanaklarının talanı yoluyla yaratılmaya çalışılan "ulusal burjuvazi"nin sihri, devletten beslenmeyerek gelişen Anadolu sermayesinin pastadan pay istemesiyle bozuldu. Kurulmuş statüko; ordusu, yargısı, bürokrasisi ve politik partileriyle ağır ağır iflas etti. İçimizdeki Mısır; Prens Sabahattin, Serbest Fırka, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, Ak Parti süreciyle demokratik yolla hükümet oldu, son 10 yıldır da iktidar olmaya çalışıyor.
Dışımızdaki Mısır ise, Baascılar (onların "Kemalist" muhafazakârları) tarafından yıllardır baskı altında tutuldu. Dünyadaki gelişmelerin, kendi içlerindeki birikimin ve dolaylı olarak Türkiye’nin de etkisiyle halk Tunus’ta, Yemen’de, Mısır’da şimdi meydanlarda... Biliyoruz ki Firavun’un açtığı yarayı demokrasi ve özgürlük sarabilir ancak. Öyle de olacak...
Bu arada meselenin farkında olmayan “Belçikalılarımızın"hali harap… “Arap ülkelerinin halkları bize, bizim liderlerimiz de onlarınkine benzemek istiyor. Paradoks burada..." demiş Kemal Kılıçdaroğlu... Güzel, alımlı, şık ama ne yazık ki gerçeği yansıtmayan sözler. 80 yıllık süreçleri tam tersinden okuma gayretinin son demlerinin son damlaları… Üstelik bizim liderler artık istese de onlara benzeyemezler. Çünkü onlara benzeyenleri bir biçimde başından atıyor bu topraklardaki birikim… Son 4 genel seçimi bu çerçevede karşılaştırmak anlamlı olacaktır.
Özetle, yaşadığımız gerilimlere bir de Belçika ile Mısır'ın birbirine değmesi yönüyle bakmak lazım. Türkiye’yi, yakın çevresi için örnek ülke yapan yönü belki de buralardan geliyor...
Türkiye'de halk tarafından hazırlanacak ilk anayasa, işte bu nedenlerle sadece “bizim anayasamız” olmayacaktır. Kafkasların, Orta Asya'nın, birçok Afrika ve Orta Doğu ülkesinin gözü üstümüzde... Türkiye, kendi içindeki Mısır ve Belçika’yı birlikte yaşatmanın akılcı, adil ve meşru yeni aşamasına geçmek zorunda... Yeni anayasa çalışmaları ve yaklaşan seçimler bu açıdan özel önem taşıyor. Ak Parti, BDP, EDP, DSİP ve HAS Parti'nin akılcı işbirliği; özgürlükçü demokratların tutarlı, yapıcı çabaları, umut kaynağımız olmaya devam ediyor.
Türkiye'nin bölgedeki sorumluluğu çok büyük. Sırtımızda hem yumurta küfesi var, hem süt. Hızlı gitsek yumurtalar kırılacak, yavaş gitsek süt bozulacak... İşimizin ne kadar zor olduğu ortada...
Çünkü sadece Türkiye'nin değil, coğrafyamızın anayasasını yapıyoruz.
05-02-2011
İ. MISIRLIOĞLU
Son Güncelleme Tarihi: 18 Temmuz 2013 13:32



