Hürriyet mi karargâh mı rahatsız?
28 Şubat 2017 17:17 / 2780 kez okundu!
Bazı kişilerin kategorik muhaliflik (müzmin muhalefet) tutumlarını anlamak kolay değil. 28 Şubat 1997'deki askeri darbenin yıldönümünde Hürriyet gazetesi "Karargâh Rahatsız!" başlığıyla tam sayfa "haber" yapıyor, birileri de bunun bile cumhurbaşkanının bir tür komplosu olduğunu ileri sürüyor. Kızdığına tapmak değil mi bu?

Bazı kişilerin kategorik muhaliflik (müzmin muhalefet) tutumlarını anlamak kolay değil. 28 Şubat 1997'deki askeri darbenin yıldönümünde Hürriyet gazetesi "Karargâh Rahatsız!" başlığıyla tam sayfa "haber" yapıyor, birileri de bunun bile cumhurbaşkanının bir tür komplosu olduğunu ileri sürüyor.
15 Temmuz'a "RTE'nin düzenlediği bir tiyatro" demek, aslında o kişiyi tanrı seviyesine yükseltmektir. Hürriyet gazetesinin "Karargâh rahatsız" manşetini RTE komplosu sanmak ise, kızdığına tapmak demek.
Bazı yanlış eylemlerin bazı kişilere son tahlilde yarıyor olması; bunları mutlaka o kişinin yaptığı anlamına gelmez. Sadece o kişinin o yanlışlardan nasıl yararlanabildiğini, akılcı taktiklerini, pragmatik politik kişiliğini gösterir bize.
Eskiden beri manşetleriyle statükocuları, elitleri mutlu eden kimi gazeteler bu alışkanlıklarını kolayca bırakmıyorlar. Ahmet Kaya'yı linç eden başlıkları unutulmadı; "411 el kaosa kalktı" manşetiyle başörtülüleri nasıl aşağıladığı akılda hala; RTE şiir yüzünden mahkum edilince "artık muhtar bile olamaz!" başlığıyla yaptığı çıkış da... Son üfürmesiyle ise Hayırcıları hoşnut edecek ortam peşindeler.
Gerçekleri duymak isteyenler ise daha cesur olmak zorunda...
"Genç subaylar tedirgin" başlığı Cumhuriyet'teki bir arkadaşımızın (şimdi İzmir vekili) buluşuydu; gayrı meşruluğu, bugün artık daha açık. Darbeci bir kısım subayın ortam oluşturma çabasına hizmet etmesinin yanında; başka bir darbeci zihniyetin de bu darbecileri ve bu başlığı kendisini gizlemek hatta kendisine alan açmak için kullandığı da, bugün artık daha net görülüyor.
Şimdiki "Karargâh rahatsız" başlığı da, "Genç Subaylar Tedirgin" başlığının 10 yıl kadar yaşlanmış halidir. Özetle bu manşetle:
1. Hande Fırat, kendisine 15 Temmuz'da açtığı alanı kendi eliyle kapatmıştır. Eğer başlık ona rağmen atılmadıysa ;-)
2. Hürriyet gazetesi, kendi tarihinin son huruçuna (umutsuz hamle) imza atmıştır. Sorunu Sedat Ergin'e yıkıp kurtulması kolay olmayacaktır.
3. Bu manşet, FETÖ'cülerin umutsuzca girdikleri çıkmaz sokaktaki son ittifak denemesinin de yeni bir örneğidir.
4. Örtülü CHP politikasının faş edilmiş başlığıdır. Karargâh gerçekten rahatsız olsa en sevineni CHP olurdu; değilse, rahatsızlık için şeytanla bile çuvala girebilecek bir kesimi açığa düşürdü bu manşet.
5. Ordu içindeki Atatürkçü, ulusalcı subayların eski refleksini başörtüsü üzerinden yeniden sınama, yoksa oluşturma gayretidir. Genel Kurmay açıklamasıyla da gereken yanıtı almıştır.
6. Referandumda #EVET çıkması olasılığına yönelik kof bir tehdittir bu manşet.
7. Geniş halk kesimleri, 15 Temmuz darbesine karşı canıyla kanıyla direnmiş, darbeyi engelleyerek de dünyada yapılamamış bir işe imza atarak, bilinç sıçraması gerçekleştirmiştir. Bu manşet, bu değişimin asla farkında olmayanların eski tarz bir medya girişimdir. Darbe girişimine tiyatro diyenlerden de beklenebilecek aymazlıkta bir manşettir. Muhabirin de Hande Fırat olması trajik ve hüzünlüdür.
Bunlara rağmen bu "ihtiyarlamış başlık" ciddiye alınmalı, uyanık durulmalı, sürecin yan dalları dikkatle araştırılmalı, gözlenmelidir. Bu manşetle, arkasına NATO'nun en gerici güçlerini alarak bir çılgınlığa girişeceklerin varlığına da ışık tutulmuş oldu belki de...
16 Nisan'ın nasıl bir korku yarattığı hesaba katılmalı, vesayet sisteminin tarihe gömüleceğinin hissedilmesinin can havliyle kimlere neler yaptırabileceği düşünülmelidir.
Vesselam.
İlhami Mısırlıoğlu



