Alevi Sorunu - İ. Mısırlıoğlu

26 Mayıs 2008 14:34 / 2128 kez okundu!

 

Aslında diğer tüm sorunlar gibi alevi sorunu yoktur bir vatandaşlık sorunu vardır demek en doğrusudur. Aleviler bin yılı aşkındır varlar ve ağırlıkta Anadolu topraklarında yaşıyorlar; ayrı bir din midir, bir kültür müdür, bir inanç biçimi midir, bir m

Toplumsal yapı içinde aşağılanmaları (mum söndü geceleri), alay edilmeleri (tavşan geliyor), katledilmeleri (Maraş katliamı), (Sivas katliamı), haklarının yenmesi (alevilerin vergilerinin sünnilere harcanması), adil olmayan davranışlara maruz kalmaları (camiler ibadet yeri cemevi değil), (imamlar devlet memuru, dedeler değil) gibi sorunlar Hanefi Sünni Beyaz Türk tahakkümünde katlanarak bugüne dek sürdü.



Kimler geldi kimler geçti... Kimse bu durumu düzeltmedi; ister AB sürecinin zorlaması diyelim, ister ılımlı din anlayışının gereği diyelim, ister pragmatik politikacı davranışı sayalım, mevcut hükümet Reha Çamuroğlu'nun da etkisiyle bu sorunu çözmek için kimi adımlar atmaya çalıştı, çalışıyor.



Hatırlayalım, çok yakın geçmişte hükümetin düzenlediği Alevi iftarı sonrasında hemen kızılca kıyamet koparıldı.



Bu hükümete karşı olanların kimisi yanlış karşıtlığını sürdürdü; ki bu yanlış karşıtlık, onların getirdiği her şeye kötü deme alışkanlığı biçimindeydi daha çok ve tam da bu nedenle, amaç bağcıyı dövmek olunca biliyoruz ki bu çaba içinde olanlar asla iktidar olamayacaklar. Burada CHP'yi ibretle anmalıyız çünkü kendisi atsaydı savunacağı kimi adımları başkası atınca mutlaka karşısına dikilmeyi muhalefet yapmak sanıyor, politik anlamda ne zavallılık!



Süreç politik derslerle dolu; aslında atılan adım henüz yetersizdi, eksikti, hatta bir yandan alevilerin devlete montajı çabası bile sayılabilirdi ama toplumsal değişimler kafalarımızda kurduğumuz biçimde olmuyor, toplumsal ilerleme bizim çizdiğimiz planların dışına taşabiliyor.



Ölçümüz şu olmalı: Bu atılan adımlar nedeniyle eğer Aleviler bir küçük temiz nefes alacaksa, kabulümüzdür. Hükümet bir adım atıyorsa ona niye toptan çözmüyorsun diye kızmak çocukluk hastalığıdır; önemli olan makul bir ikinci adım göstermek, bunun için doğru ittifaklar kollamak, atılan yetersiz de olsa ilk adımın ve önereceğimiz ikinci adımın bizi uzak hedeflere yaklaştırmasını sağlamaktır. Bu tür yaklaşımlar olgun politik taktiklerdir.



Doğru davranış, atılan adımları akılcı bir süzgeçten geçirip, doğruları, yanlışları mutlaka dile getirmek ama sonuçta hem tüm Alevilerin hem de toplumun üzüm yemesini sağlamaktır; makbul olan budur, gelecek kuşağa iyi bir miras ancak böylelikle kalabilir. Bu yapılanların eksiklerini yeni hükümetler kapatır, yeni dengeler kurulur... Toplumsal gelişme böyle bir şeydir.



20 yıl sonra geriye bakıldığında tarih şunu kaydetmiş olacaktır: 2008 yılı Alevilerin toplumca kabulu, haksızlıkların giderilmesi, adil olmayan uygulamalara çözüm aranması anlamında bir dönemeç yılı olmuştur. O dönemde yanlış politik çizgiler yanlış karşı çıkışlarla süreci zora soksa da sonradan akılcı yaklaşımlarla zorluklar aşılmış ve eşit vatandaşların gerçek kardeşliği noktasına ulaşılmıştır. Bunun sadece hayali bile güzel...



Gerisi boş laftır!

İ. Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.